İçeriğe atla

Kur'ân-ı kavramı tasavvufta hangi mertebede işlenir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Terzibaba'ya göre Kur'ân, tasavvufî mertebelerin tamamında işlenen, her mertebenin kendine özgü bir dili ve anlayışı olan, çok katmanlı bir hakikattir. O, Zât'ın kendi zâtını bütün mertebeleriyle anlattığı kelâm-ı İlâhî'dir ve âlemde bir eşi daha yoktur. Kur'ân'ın anlaşılması, okuyucunun idrak mertebesine göre farklılık gösterir ve bu mertebeler, şeriat, tarikat, hakikat ve mârifet olarak sıralanır. Her mertebeden yapılan okuma, Kur'ân'ın farklı bir veçhesini açığa çıkarır ve bu çok boyutluluk, Kelâm-ı İlâhî'nin sonsuz mânâ derinliğini gösterir.

Detaylı cevap

Ayrıntı › Terzibaba, Kur'ân'ı sadece emir ve yasaklardan ibaret görmez; onun bütün insanlık tarihini, kıyamet sonrasını ve makamât-ı ilâhiyeyi kapsayan ilâhî bir kitap olduğunu belirtir. Kur'ân'ın kaynağı "zât mertebesi"dir ve bu mertebede Kur'ân, Hakk'ın zâtını ifade eder. Kelâmın Zât'a nispetinden doğan "hâlik mi, mahlûk mu?" tartışmasına ise Terzibaba, Kur'ân'ın Allah kelâmı olması itibarıyla "hâlik", sûreti (kağıdı, cildi, mürekkebi) itibarıyla ise "mahlûk" olduğunu söyleyerek her iki görüşü de kendi mertebesine oturtur. Bu, Terzibaba'nın iki kutuplu meselelere yaklaşımının tipik bir örneğidir.

Kur'ân'ın mertebelerdeki tezahürü, onun farklı isimlerle anılmasında da kendini gösterir. Zât mertebesindeki ilk hâline, henüz hiçbir mahlûk yokken, "Ümmü'l-Kitap" denir ve bu hâldeyken lisanı "Allahça"dır. Zât mertebesinden sıfat mertebesine indiğinde ismi "Furkan" olur ve dili "Hakça"ya çevrilir. Rubûbiyet-esmâ mertebesindeki ismi "Kitab-ı Mübîn" (açık kitap), ef'âl mertebesindeki ismi ise "İmam-ı Mübîn" (önde olan kitap)dir. Terzibaba'ya göre, görünen her varlık, İmam-ı Mübîn ismi altında bir âyet, bir "önde giden" sayılır. Bu, her mertebenin kendi Kur'ân'ı ve kendi lisanı olduğu anlamına gelir.

Kur'ân'ın bu çok katmanlı yapısı, onun okunması ve idrak edilmesi sürecinde de kendini gösterir. Terzibaba, Kur'ân'ın dört idrak mertebesi olan şeriat, tarikat, hakikat ve mârifet mertebelerinde farklı anlamlar taşıdığını vurgular. Bir âyetin şeriat ve tarikat mertebesindeki zâhirî hükmü dosdoğru iken, hakikat ve mârifet mertebelerinde daha derin mânâları vardır. Bu derin mânâlar, her meclise açılmaz ve ehline mâlûmdur. Okuyucunun kendi benlik mertebesi (nefsî, izâfî, ilâhî) de Kur'ân'ı idrak edişini etkiler. Terzibaba, mertebeleri bilmeden yapılan tefsirin sadece "falanın meâli" demekten öteye geçemeyeceğini, oysa dört kapıdan geçen bir okumanın âyeti "aslına, te'viline biraz daha yaklaştıracağını" belirtir. Mertebeleri bilmemek, okuyucuyu kalıcı olarak ef'âl katına hapseder ve Kelâm-ı İlâhî'den gereği gibi fayda sağlanamaz.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Eser, s. 11“"Yeni bir düşünce sistemi ortaya koymaz" hükmü nazariye bakımından doğru olabilir; fakat ilerleyen bölümler, Terzibaba'nın devraldığı emaneti, âyet âyet uygulan”Oku
  2. 2Eser, s. 61“inişi bahsi) Adana sohbetinde bu disiplin, "cevâmiu'l-kelim" (az sözle çok mânâ) vasfının açıklanmasında yeniden karşımıza çıkar bu kez sıfat-esmâ-zât ayrımına ”Oku
  3. 3Eser, s. 39“esmâ mertebesinin, sıfat mertebesinin ve zât mertebesinin anlayışları vardır." (Terzibaba, Adana Sohbeti, "Tefsir, Te'vil ve İşârî Terimlerinin Mânâları") Bu bâ”Oku
  4. 4Eser, s. 13“ismi, zât mertebesinin ismidir." (Terzibaba, Adana Sohbeti 23 Mayıs 2023, "Kur'ân Nedir? İsimlerinin Delâlet Ettiği Mânâlar") Kelâmın Zât'a nispetinden doğan "h”Oku
  5. 5Eser, s. 43“ismiyle çerçevelenen bir cümle ise sıfat/Rahmâniyyet katından akar. Aynı sûrede tekrarlanan bu tespit ("Rahmaniyyet-sıfat mertebesinden okunmaktadır" notu beş a”Oku
  6. 6Eser, s. 15“zât-ı mutlakta Ümmü'l-Kitap'tır. Zât-ı mukayyete, yani faaliyet sahasına geçince Kur'ân olmaktadır... Esmâ mertebesindeki ismi nedir? Kitab-ı Mübîn'dir; 'açık k”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.