İçeriğe atla

Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, nefsin mertebelerini idrâk etmek, kendini tanımak ve ilâhî isimlerin tecellîlerini nefsin hükmünden kurtarıp Hakk yolunda kullanmaktır. Bu süreç, ön yargılardan arınarak hakikati araştırmakla başlar ve "Nefsine ârif olan Rabb'ini ârif olur" hadîsi temelinde nefsin yedi mertebesini tanımayı gerektirir. İrfâniyyet kanalıyla gerçekleşen bu uyanış, akl-ı cüz sınırlarını aşarak "Ulûl Elbab" mertebesine ulaşmayı ve Esma-ül Hüsna kapılarından geçmeyi hedefler. Nefsin terbiye edilmesiyle elde edilen "nefs-i sâfiye" hâli, cemâl tecellîleriyle parlamayı ve irfânî aydınlanmayı ifade ederken, esmânın nefsin emrinden kurtarılmasıyla kişi, Hakk yolunda ilerleyebilir ve halîfe makâmına ulaşır.

Detaylı cevap

Sâlik için günlük hayattaki irfânî dersler, öncelikle nefsin hükmü altından kurtulma çabasıyla başlar. Kitap, insanların farkında olmadan nefsinin tutukluluğu içinde yaşadığını ve bu durumdan kurtulmak için "uyanık bir aklın uyandırmasına" ihtiyaç duyulduğunu belirtir. Bu uyanış, İrfâniyyet kanalıyla ve gönül âlemi aracılığıyla gerçekleşir. Akl-ı cüz sınırlarında kalan akılların kendi çevrelerinde dönüp durduğunu, bu durumun kişiyi bir yere götürmediğini ve ufkunu genişletmediğini vurgular. Bu sınırlılıktan kurtulmak için "Ulûl Elbab" tabir edilen "kapı sahiplerine" ihtiyaç vardır ki, bunlar Esma-ül Hüsna kapılarıdır. Her bir ilâhî isim, Hakk'ın zâtına giden bir giriş kapısı ve yoludur. Arifler ve irfan ehli kimseler, bu yolda yürüyenlere rehberlik ederler.

Bu yola girmenin tek yönü, nefsini tanımaktır. "Nefsine ârif olan ancak Rabb'ini ârif olur" hadîsi bu hakikatin temelidir. Bu hadisin "Nefsine ârif olan" bölümü, nefsin yedi mertebesi itibarıyla tanınmasını, beş hazret mertebe ile de "ancak Rabb'ini ârif olur" hükmünün oluştuğunu ifade eder. Nefsin iki yüzü vardır: biri düşkünlüğe, diğeri yüksekliğe bakar. Nefis terbiye edildiğinde "nefiiiiis" olur.

Sâlikin irfânî yolculuğunda yapması gereken en önemli şeylerden biri, kendini tanımaya çalışmaktır. Bu sayede kişi, kendinde kendine ait hiçbir şeyin olmadığını, kendinde ve kendinin zannettiği her şeyin Allah'ın isimlerinin birer tecellîsinden başka bir şey olmadığını görecektir. Bu husus, bir irfâniyyet ve eğitim meselesidir. Kişi, Hakk'ın emaneti olan her şeyini "hayalî bir nefsi benlik" ile nefsi benliğine bağladığında, Hakk'ın verdiği sıfatları (hayat, ilim, irade, kudret, kelâm, semi, basar) nefsi istikametinde kullanır ve bu değerler Hakk yolunda faaliyetlerini gösteremez, atıl kalır.

Her bir ilâhî isim kendi sahasında bir "Rabb" yani terbiye edendir. Kişi gafletinden dolayı nefsinin emrine verdiği zaman, bu esmâlar aslî görevlerinden uzaklaşır ve nefsin hizmetine verilmiş olur. Bu durumda ilâhî isimler sıkıntıya girer ve görevlerini yapamazlar. Sâlikin görevi, bu esmâları nefsin musallatlığından kurtararak Hakk yolunda kullanılmasına yardımcı olmaktır. "Fesalli li rabbike venhar" (Rabb'ın için namaz kıl ve kurban kes) âyeti, nefsi kurban etmeyi ve ilâhî isimlerin aslî görevlerini yapmaya başlamasını ifade eder.

İrfâniyyet gözüyle "nereye baksan Hakk'ın vechi oradadır." İnsan olma özelliği, Esma-ül Hüsna'yı hakikatiyle ortaya çıkarmaktır. Halîfe, kendindeki Esma-ül Hüsna'yı faaliyete geçiren kimsedir. Yapılan her bilinçli hareket, o esmaya ait ve esma için olmalıdır. Esmanın zuhuruna vesile olmak, ona hayat vermek demektir. Bu durumda esma bizden razı olur ve biz de razı olunmuşlardan oluruz. Esmanın istemediği yönde kullanılması ise onun bizden razı olmamasına ve ahirette hakkını talep etmesine yol açar.

Nefsin mücerredleşmesiyle özü ortaya çıkar ve bu imtihanlarla gerçekleşir. Elbiselerden soyundukça Rabbiyle irtibatı fazlalaşır ve izafî olduğunu fark eder. Nefsin hür olması, ihtiyaçlarından azade olmasıyla mümkündür. Nefis mertebelerinin bizdeki yansıması "hâl"dir. Halimiz düzeldikçe, itidal yolunu tuttukça aklın perdeleri açılır. Bu dersler, sâlikin Hakk yolunda ilerlemesi ve mârifet makâmına ulaşması için temel teşkil eder.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.1İZ-TERZİ BABAMDAN YANSIMALAR KUR’AN’DA NEFİS AYETLERİ DÜZENLEYEN VE YAZAN TERZİ (HAYYAT) KIZI NUR NİHAN (204) Diyanet Meali: Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Ömer NaOku
  2. 2Kaynak · s.3güzergâhlardır ki, diğer ismi “Kevser” nehridir, bu nehir bâtınen onların gönüllerinden, bu yolda yürümeye namzet olan gönüllere akar ve bu suretle, onlarda irfOku
  3. 3Kaynak · s.383ise bizde fıtri olarak o esma o sırada faaliyete geçip yapmak istediğimiz şeyler ve konu ne ise o ismin sahasında yaparız ancak biz bunun farkında olmadığımızdaOku
  4. 4Kaynak · s.341vardır, İrfaniyyet gözü ile “ nereye baksan hakkın vechi oradadır ” (2/115) o zaman “ panteizm ” olmuyor “ ilâhiyeizm ” oluyor. Esmanın hususiyyeti icabı bütün Oku
  5. 5Kaynak · s.351onun yerini alan nefsi esmâmız zahire çıkmış ve biz nefsimizle hareket ettiğimizden, yapılan fiilin neticeside nefsi olur, ve genellikle hüsranla sona erer. İştOku
  6. 6Kaynak · s.29söylendi.” Terzi Baba’mın tevdi ettiği ödevimi bitirince ayetlerden idrak ettiğim çok hususlar oldu. En başta da; 1)Terzi Baba’m Sidre’nin tek bir ağaç olduğu vOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.