Kur'ân-ı Kerîm'e Bakış: Terzibaba'nın İşârî Te'vîl ve Tefekkür Anlayışı "Kur'ân-ı Kerîm'e Bakış: Terzibaba'nın İşârî Te'vîl ve Tefekkür Anlayışı" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?
"Kur'ân-ı Kerîm'e Bakış: Terzibaba'nın İşârî Te'vîl ve Tefekkür Anlayışı" adlı eser, Terzibaba'nın Kur'ân'a dair tasavvurunu ve bu tasavvurdan neşet eden tefsir usûlünü merkeze alır. Kitabın asıl dayanağı, Kur'ân'ın Zât'ın kendi zâtını bütün mertebeleriyle anlattığı kelâm olduğu inancıdır. Bu anlayışa göre, varlık gibi kelâm da Ahadiyyet'ten şehâdet âlemine mertebe mertebe zuhur eder. İnsan, bütün mertebeleri kendinde cem eden bir varlık olarak kelâmın tam muhatabıdır ve tefsirin nihai hedefi, kişinin Kur'ân-ı sâmit'i açarak yaşayan bir Kur'ân-ı nâtık hâline gelmesidir. Terzibaba'nın tefsir yolu, İbnü'l-Arabî mektebinin varlık mertebeleri tasavvurunu, soyut bir hikmet olmaktan çıkarıp, âyet âyet tatbik edilen, ders sırasına bağlanmış ve kırk seyirlik bir ders silsilesine dökülmüş bir okuma yöntemine dönüştürmesiyle özgünleşir. Bu usûl, zâhiri iptal etmeyen bâtın, her âyette mertebe tayini, âyeti kendi nefsinde okuma, harf-nokta-sayı ve sûre şifrelerini mertebe nizamı olarak kullanma gibi on bir esasta toplanır.
Detaylı cevap
Ayrıntı › Terzibaba'nın Kur'ân'a bakışı, "Kur'ân nedir?" sorusuna verdiği cevapla başlar ve bu cevap, onun tefsir usûlünün temelini oluşturur. Kur'ân, onun için Zât'ın kendi zâtını bütün mertebeleriyle anlattığı eşsiz bir kelâmdır. Bu kelâm, Ahadiyyet mertebesinden başlayarak şehâdet âlemine kadar mertebe mertebe iner; Ümmü'l-Kitap'tan Furkan'a, Kitab-ı Mübîn'e, İmam-ı Mübîn'e; Allahça'dan Hakça'ya, Rabça'ya, Arapça'ya uzanır. Bu mertebeler silsilesi, Kur'ân'ın sadece emir ve yasaklardan ibaret olmadığını, bütün insanlık tarihini ve kıyamet sonrasını da kapsayan ilahî bir bilgi manzumesi olduğunu gösterir. Kelâmın Zât'a nispeti, "Kur'ân hâlik midir, mahlûk mudur?" tartışmasına da bir açıklık getirir: Kur'ân, Allah kelâmı olması hasebiyle Zât'a bağlı ve Zât'ın aynı olduğu için 'hâlik'tir; sûreti, kağıdı, cildi itibarıyla ise 'mahlûk'tur. Bu yaklaşım, iki kutuplu meseleleri reddetmek yerine, her iki tarafı da kendi mertebesine oturtan bir anlayışı yansıtır.
Terzibaba'nın tefsir usûlünün merkezinde, Kur'ân ile insan arasındaki "ikiz kardeş" ilişkisi yatar. İnsan, bütün mertebeleri kendinde cem eden bir varlık olarak Kur'ân'ın tam muhatabıdır. Bu sebeple tefsirin nihai gayesi, kişinin Kur'ân-ı sâmit'i (sessiz Kur'ân'ı) açıp yaşayan bir Kur'ân-ı nâtık (konuşan Kur'ân) olmasıdır. Bu süreçte, âyetler sadece geçmişin haberleri değil, okuyucunun kendi hayatına inen birer hitaptır. Terzibaba, kıssalardaki "iz" (hani, o zaman) edatının okuyucuyu o ânın içine taşıması gerektiğini vurgular; böylece kıssa, geçmişin haberi olmaktan çıkıp okuyanın kendi hayat hikâyesi hâline gelir. İşârî tefsir, o hikâyeyi okuyanın kendi üzerinde tanımasıdır. Bu usûl, harf, nokta ve sayı ilmini (ilm-i hurûf) de bir mertebe göstericisi olarak kullanır; ancak bu araçlar hüküm üretmez, sadece mertebeler nizamını hatırlatır. Terzibaba, bu tür tahlillerin "indî" (şahsî) olduğunu ve şer'î bir iddia taşımadığını, genele bağlayıcı sayılamayacağını açıkça belirtir. Onun tefsir yolu, işârî tefsir geleneğinin çağdaş bir halkası olup, bâtınî mânânın zâhirî mânâyı iptal etmemesi, şer'î bir esasa aykırı düşmemesi ve mânânın "tek murad budur" iddiasıyla dayatılmaması gibi şartları açıkça ilkeleştirir. Bu yolun özgünlüğü, nazariyeden çok terbiye usûlünde kendini gösterir; İbnü'l-Arabî mektebinin varlık mertebeleri tasavvurunu, âyet âyet uygulanan, ders sırasına bağlanmış ve kırk seyirlik bir ders silsilesine dönüştürmesiyle Kur'ân'ı yaşamın içine almıştır.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Eser, s. 125“Adana sohbetinde şöyle söyler belki bu satırlar, bu kitabın da son sözü olmalıdır: "Bunları tam anlayabilmek için hangi tefsirde hangi âyet hakkında hangi yorum”Oku
- 2Eser, s. 11“"Yeni bir düşünce sistemi ortaya koymaz" hükmü nazariye bakımından doğru olabilir; fakat ilerleyen bölümler, Terzibaba'nın devraldığı emaneti, âyet âyet uygulan”Oku
- 3Eser, s. 121“isimlerin ebced değerleri, tekrar eden sayılar mertebeyi doğrular (4. esas). Kendi mertebeni bil. Ulaştığın mânâ, senin bulunduğun konağın mânâsıdır; bir üst ko”Oku
- 4Eser, s. 61“inişi bahsi) Adana sohbetinde bu disiplin, "cevâmiu'l-kelim" (az sözle çok mânâ) vasfının açıklanmasında yeniden karşımıza çıkar bu kez sıfat-esmâ-zât ayrımına ”Oku
- 5Eser, s. 3“Terzibaba’nın kendi anlatımıyla hülâsa eden âdeta bir anahtar hüviyetindedir. Dolayısıyla bu eserde sadece satır aralarından çıkarılmış bir usûl değil, bizzat k”Oku
- 6Eser, s. 123“tespit edilerek ve bu mertebelere riayet edilerek yapıldığı görülmektedir" (Denkçi, Uşşâkî Kültürü Tezi ). Terzibaba'nın Adana sohbetinde İslâm'ın eğitim tarihi”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
- Mü'minûn kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kamer Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
- Zâriyât Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.