İçeriğe atla

Mâide 54 ayetinin Terzibaba'ya göre amelî yansıması nedir?

Ayet-TasavvufOrta düzey1 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Mâide Sûresi 54. ayetinin Terzibaba'ya göre amelî yansıması, sâlikin nefs mertebelerini aşarak vahdetteki kesreti şehâdet âleminde yaşaması ve bu hâli sâlih amellerle sırât-ı müstakîm üzere sürdürmesidir. Bu, nefsin akla bağlanmasıyla başlayan ve kemâlâtın zuhuruyla neticelenen bir süreçtir. Terzibaba, bu ayetin mânâsını, insanın Allah'a karşı gelmekten sakınarak¹ ve amellerinin boşa gitmemesi için² nefsin hilâfet iddiâsından soyutlanması ve Hak'ın hilâfet emânetini izhâra mahal olmasıyla ilişkilendirir. Bu idrâk, halîfelik kavramının Terzibaba çizgisindeki üç merhalesinden biri olan "nefsin hilâfet iddiâsından soyutlanması" ile örtüşür ve mârifet mîzânında her hâlin Hak'ın bir tecellîsi olduğunu görmeyi sağlar.

Detaylı cevap

Mâide Sûresi 54. ayetinin Terzibaba'ya göre amelî yansıması, sâlikin tasavvufî yolculuğunda kat etmesi gereken merhaleleri ve bu merhalelerde sergilemesi gereken hâlleri ifade eder. Bu yansımanın temelinde, vahdetteki kesreti şehâdet âleminde yaşama gayesi yatar. Bu hâle ulaşmanın ilk temel öğesi, "Nefsi akla bağlayarak yaşamaktır"³. Bu, nefsin heva ve heveslerinden arındırılarak akl-ı selim ile hareket etmesi anlamına gelir.

Bu süreç, yedi nefs mertebesinin sâlih amellerle sırât-ı müstakîm üzere yaşanmasıyla kemâlâta ulaşır³. Sâlih ameller, kişinin Allah'a karşı gelmekten sakınmasıyla¹ ve amellerinin boşa gitmemesi için² gösterdiği çabayı ifade eder. Bu bağlamda, Mâide Sûresi'nin genelinde vurgulanan akitlere vefa⁴ ve yeminleri muhafaza etme⁴ gibi prensipler, sâlikin bu yolda istikametini koruması için önemlidir.

Terzibaba çizgisinde halîfelik, üç merhalede yaşanır: önce nefsin hilâfet iddiâsından soyutlanması (tezkiye), sonra Hak'ın hilâfet emânetini izhâra mahal olması (tecellî), nihayetinde 'halîfe' ile 'müstahlif' arasında perdesizlik. Mâide 54. ayetinin amelî yansıması, özellikle nefsin hilâfet iddiâsından soyutlanması merhalesiyle yakından ilişkilidir. Bu, kişinin kendi nefsini muhâsebeye çekmesi ve her hâlin ve her zuhûrun Hak'ın bir 'tartı' tecellîsi olduğunu görmesiyle gerçekleşir. Bu idrâk, mârifet mîzânının bir tezahürüdür.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Secde Sûresi · s.143Mâide Suresi, 4. Ayet: "...Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah'ın hesabı pek çabuktur (innallahe serî'u'l-hisâb)." Nûr Suresi, 39. Ayet: "İnkâr edeOku
  2. 2Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba · s.43(MAİDE 53) - (Ve yekulüllezine amenu ehaülaillezîne aksemu billâhi cehde eymanihim innehüm lemeaküm habitat a'malühüm feasbehu hasirîn;) (5/53) - “İmân edenler:Oku
  3. 3Bir Hikâye, Birçok Yorum · s.53DİL….. 25.09.2009 Efendim, Yukarıda anlatılan misâlin bizdeki yansıması, şöyle ki ; Vahdetteki kesreti şehâdet âleminde yaşamanın ilk temel öğesi Nefsi akla bağOku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4 · s.274Bu şerefli beyitte, Maide suresinin başlangıcındaki (Maide, 5/1) yani, "Ey müminler, akitlere vefa edin!" ayet-i kerimesiyle, yine aynı şerefli surede geçen (MaOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.