İçeriğe atla

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin Kutub kavramına yaklaşımı nasıldır?

Kişi-KonuOrta düzey0 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin kutub kavramına doğrudan bir yaklaşımı, verilen kaynaklarda açıkça belirtilmemiştir. Ancak, kaynaklarda Mevlânâ'nın manevî mertebesi ve irfanî yolculuğu bağlamında "Mevlânâ Celâleddîn"den "Mevlânâ Muhammed Mustafa"ya ve oradan da "Mevlânâ Allah-u Teâlâ"ya urûc edebilme potansiyelinden bahsedilmektedir¹·²·³·⁴. Bu durum, Mevlânâ'nın kendi şahsında bir manevî yükseliş ve kemâlâtı temsil ettiğini, dolayısıyla ricâlü'l-gayb hiyerarşisindeki en üst basamak olan kutbiyet makamına işaret eden bir irfanî derinliğe sahip olduğunu düşündürmektedir. Kutub, zamanın manevî mihveri ve Allah'ın kâinatı vasıtalı idare etmesindeki en üst halka olarak tanımlanır (Kutub, K1-141).

Detaylı cevap

Verilen kaynaklarda Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin kutub kavramına dair doğrudan bir tanım veya özel bir yaklaşım sunulmamaktadır. Ancak, Mevlânâ'nın manevî şahsiyeti ve eserleri üzerinden kutbiyet makamıyla ilişkilendirilebilecek bazı çıkarımlar yapılabilir. Kutub, tasavvufta zamanın manevî mihveri ve ricâlü'l-gayb hiyerarşisinin en üst basamağı olarak kabul edilir; her zamanda yeryüzünde sadece bir kutub bulunur⁵·⁶.

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin kendi manevî yolculuğu ve irfanî mertebesi, kaynaklarda "Mevlânâ Celâleddîn"den "Mevlânâ Muhammed Mustafa"ya ve oradan da "Mevlânâ Allah-u Teâlâ"ya urûc edebilme potansiyeliyle açıklanır¹·²·³·⁴. Bu ifade, Mevlânâ'nın manevî kemâlâtının ve Hak'ka ulaşma yolundaki rehberliğinin bir göstergesidir. Ziyaret edilen bir "Mevlânâ"nın, eğer kişi o mertebede kalmayıp daha üst mertebelere yükselirse, bu urûcun vesilesi olacağı belirtilir¹. Bu durum, kutbun işlevine benzer şekilde, Hak Teâlâ'nın kâinatı vasıtalı idare etmesindeki en üst halka olma ve âlemin manevî nizamını gözetme rolüyle örtüşmektedir (Kutub, K1-141).

Mevlânâ'nın "Mesnevî-i Şerîf" adlı eseri, "Mağz-ı Kur'ân" (Kur'ân'ın özü) olarak nitelendirilmiş ve hikâyelerle tasavvufî tâ'vîller, ahlâkî öğütler ve bâtınî hakikat açılımlar içerdiği belirtilmiştir (Mesnevî-i Şerîf, K1-68). Bu eser, Hakîkat-i Muhammediyye'nin bir yansıması olarak kabul edilen kutbun, bütün esmâî mertebeleri câmi olması ve Hak'ın izniyle kâinatta tasarruf yetkisine sahip olması gibi sıfatlarıyla ilişkilendirilebilir (Kutub, K1-141). Mevlânâ'nın kendi iç âlemine dönerek kendisine ayna aradığı ve Hazreti Şems'in ona mülâki olmasıyla "Hz. Mevlânâ" gibi bir dehanın ortaya çıktığı da ifade edilmiştir⁷. Bu, kutbun mahremiyet sıfatına, yani kim olduğunun gizli olmasına ve Hak tarafından gerekli olanın verilmesine benzer bir durumu yansıtabilir (Kutub, K1-141).

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Altı Peygamber (Cilt 3) · s.12Bu irfaniyyet oluşmadan orayı ziyaret etmek orada bulunan “mevlânâ” ile yetinmek o mekân da kalmak olursa, diğer önde ki, Mevlânâlara perde olma ihtimali vardırOku
  2. 2Târık Sûresi · s.38Bu irfaniyyet oluşmadan orayı ziyaret etmek orada bulunan “mevlânâ” ile yetinmek o mekân da kalmak olursa, diğer önde ki, Mevlânâlara perde olma ihtimali vardırOku
  3. 3Ramazan ve Oruç · s.157Bu irfâniyyet oluşmadan orayı ziyaret etmek orada bulunan “mevlânâ” ile yetinmek o mekân da kalmak olursa, diğer önde ki, Mevlânâlara perde olma ihtimali vardırOku
  4. 4Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir · s.88Bu irfâniyyet oluşmadan orayı ziyaret etmek orada bulunan “mevlânâ” ile yetinmek o mekân da kalmak olursa, diğer öndeki, Mevlânâlara perde olma ihtimali vardır.Oku
  5. 5Kutub, K1-141
  6. 6Kutub
  7. 7Sohbet Arası Sohbetler CD 19 (2006) · s.15Sonra, Mevlâna anlıyor işi tabi. Ama tabi yine karar karardır. Belirli bir süre daha Konya da kaldıktan sonra, sıhhati yerine gelince, o yine dinlemiyor kimseyiOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.