İçeriğe atla

Mîzân kavramı neye işaret eder?

Kavram TanımıTemel düzey1 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Mîzân, tasavvufta hem zâhirî hem de bâtınî mertebelerde denge, ölçü ve adâletin ilâhî tezâhürünü ifade eden temel bir kavramdır. Lugatte "tartı, ölçü, terazi" anlamına gelirken, tasavvufta kıyamet günü amellerin tartılacağı somut teraziden (Enbiyâ 47) kâinatın bizzat denge üzerine kurulu oluşuna (Rahmân 7-9) ve sâlikin kalbindeki Hak ile halk arasındaki hassas dengeye kadar geniş bir anlam yelpazesini kapsar. Şeriat hükmü de bu âlem-i şehâdette bir mîzân olarak ruh ve nefsin haklarını gözeterek itidali sağlar¹.

Detaylı cevap

Mîzân kavramı tasavvufta dört ana kademede ele alınır. Birinci kademe, akâidî mîzândır; âhirette amellerin tartılması, iyiliklerin ve kötülüklerin dengelenmesi. Bu, somut bir tartı olup, Enbiyâ Sûresi'nin 47. âyetindeki "biz kıyamet günü adâlet terazilerini koyarız" ifadesinden köken alır. Kelâm sözlüğünde ise haşr, mahşer, hesap ve sırât gibi âhiret sınamaları arasında kritik bir yer tutar².

İkinci kademe, ahlâkî mîzândır; kişinin nefsini muhâsebeye çekmesi, Haşr Sûresi'nin 18. âyetindeki "her nefs yarın için ne hazırladığına baksın" emrinin yaşanmasıdır. Bu, sâlikin günlük muhâsebe pratiğinin temelini oluşturur.

Üçüncü kademe, vücudî mîzândır; Rahmân Sûresi'nin 7-9. âyetlerindeki "göğü yükseltti ve mîzânı koydu... mîzânda taşkınlık etmeyin, mîzânı düşürmeyin" beyânı, kâinatın bizzat bir denge üzerinde kurulu olduğunu gösterir. Her zerre, Hakk'ın 'el-Adl' isminin tecellîsiyle yerli yerinde durur; mîzân, varlığın kendisidir. Bu mîzân, Ulûhiyet mertebesinden Ef’âl mertebesine inişteki dengeyi ifade eder³.

Dördüncü kademe, mârifet mîzânıdır; sâlikin kalbinin Hak ile perdesizleştiğinde, her hâlin ve her zuhûrun Hakk'ın bir 'tartı' tecellîsi olduğunu görmesidir. Bu âlem-i şehâdette mîzân, şeriat hükmüdür. Şeriat dairesinde hareket etmek, ruhun ve nefsin hakkını vererek aşırılık ve eksiklikten kurtulup itidal dairesinde muamele etmeyi sağlar¹. İnsân-ı kâmil, ilâhî ahlâk ile ahlâklanarak kullar arasında ilâhî bir mîzân olur⁴. Mîzânın dili, orta yol ve itidaldir; terazinin dili ortada durunca eşya ile dirhem dengeye gelir ve iki tarafın hakkı birbirine geçmez⁵.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1524Hak Teâlâ mizâna delil verdi; âgâh ol, “Kur'ân'dan Sûre-i Rahmân'ı oku!” göğü yükseltti ve ölçüde tecâvüz etmesinler diye mizânı vaz'etti; ve vezni adl ile ikâmOku
  2. 2- Mîzân
  3. 3Mutaffifîn Sûresi · s.26مُ devamında olan “Mim” sembol harfi ise Hakîkat-i Muhammedi olan Mizan (tartı-ölçünün) Ulûhiyet mertebesinden Ef’âl mertebesine inişinde Mekr (hile) (zan) ile Oku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.1657Sen ilâhî ahlâk ile ahlâklanmış olup, kullar arasında ilâhî bir mîzân olmuş bir insân-ı kâmilsin. Belki ilâhî mîzân olan her insân-ı kâmilin adâlet ve istikâmetOku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1523Yüce Allah mizana delil verdi; uyanık ol, “Kur'an'dan Rahman Suresi'ni oku!” “Göğü yükseltti ve ölçüde tecavüz etmesinler diye mizanı koydu; ve tartıyı adaletleOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.