Mülk kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Tasavvufta "mülk" kavramı, hem zâhirî hem de bâtınî yönleriyle ele alınır ve sülûkun farklı mertebelerinde tahakkuk eder. Necdet Ardıç'ın "67 Mülk Sûresi" şerhinde, mülk, Cenâb-ı Hakk'ın hükmünü bütün varlıklar üzerinde geçirmesi olarak tanımlanır. Bu, hem Hakk'ın kendi zâtına hem de insana dönük bir tecellîdir. İnsanın elindeki mülk, ilk hâlde bedenidir ve bu beden ilâhî tecellînin madde mertebesindeki en mükemmel zuhur mahalli olarak görülür. Bâtınî yönden ise mülk, Cenâb-ı Hakk'ın insandaki zâtî tecellîsi, yani rûhâniyeti ve vahdâniyetidir. Bu idrak, insanın mükemmel bir varlık olduğunu gösterir ve sâlikin kendi hakîkatini anlamasına vesile olur. Mülk sûresi, zâhir ve bâtın bilgilerini bir arada idrak etmeyi teşvik eder ve bu idrakin âhiretteki yaşam düzeyini etkileyeceğini belirtir.
Detaylı cevap
Necdet Ardıç, Mülk Sûresi'nin ilk âyetini ("Mülk elinde olan O mübârek'tir. Ve O, herşeye kaadirdir.") şerh ederken, mülk kavramını geniş bir perspektiften ele alır. Bu şerhe göre mülk, tasavvufî sülûkun farklı mertebelerinde şu şekilde işlenir:
-
İlme'l-yakîn Mertebesi (Zâhirî İdrak): İlk olarak, mülk kavramı zâhirî yönüyle ele alınır. Bu mertebede, Cenâb-ı Hakk'ın bütün kâinat üzerindeki mutlak hükümranlığı ve her şeye kadir olduğu bilgisi akıl yoluyla idrak edilir. İnsan, kendi bedeninin ilâhî bir tecellî olduğunu ve madde mertebesindeki mükemmelliğini bu aşamada anlar. Bedenin işleyişindeki mükemmellik, ancak bir arıza veya hastalık durumunda fark edilen bir kıymettir. Bu, sâlikin fiziksel varlığının dahi ilâhî bir lütuf olduğunu bilmesidir.
-
Ayne'l-yakîn Mertebesi (Bâtınî İdrak ve Hâl): Mülk kavramının bâtınî yönü, Cenâb-ı Hakk'ın insandaki zâtî tecellîsi, yani rûhâniyeti ve vahdâniyetidir. Bu mertebede sâlik, kendi varlığının sadece fiziksel bir bedenden ibaret olmadığını, aynı zamanda ilâhî bir rûhâniyet taşıdığını idrak etmeye başlar. "Ve nefahtü fihî min rûhi" (Hicr 15/29) hükmünce, Hakk'ın kendi hakîkatinden insana azar miktarlarda dağıttığı sıfat-ı sübûtiyyenin (Hayat, İlim, İrâde, Kudret, Kelâm, Sem'i, Basar) kendisinde zuhur ettiğini müşâhede eder. Bu müşâhede, sâlikin kendisini "en geniş zuhur mahalli" olarak görmesini sağlar. Bu aşamada, Kur'ân-ı Kerîm'in hem âfâkî (kâinatı anlatan) hem de enfüsî (insanı anlatan) yönünü kavramasıyla, "Ey insan, senin elindeki mülkün o kadar değerlidir ki, bu kıymetini bil!" hitabını kendi iç dünyasında hisseder.
-
Hakke'l-yakîn Mertebesi (Tahakkuk ve Vahdâniyet): En üst mertebede, sâlik mülk kavramının tam tahakkukuna ulaşır. Bu, kişinin kendisini ayrı bir bağımsız varlık zannetme düşüncesinden kurtulduğu ve Hakk'a döndüğü, hatta "O olduğu" andır. Başından beri O olduğu hâlde farkında olmadığı bu hakîkat, idrak edildiğinde "O'na dönüş" hükmü gerçekleşir. Bu mertebede, kesif olan mülk âlemi, tecellî-i İlâhiyyenin madde mertebesindeki en kemalli zuhur hâli olarak görülür. Bundan sonraki zuhur âlemi ise hem lâtif hem de kesif olan İnsan-ı Kâmil âlemidir. Sâlik, fiziksel olarak insan elinden işlenmiş gözüken her şeyin aslında Hakk'ın eli olduğunu anlar. Kendi mertebesinde ve mülkü nispetinde birçok şeye kadir olduğunu fark eder. Bu, şükrün sonu olan "Cenâb-ı Hakk'ın bizi bir birim olarak var ettiğini ve o birimin de bizde zuhura gelişinin kendisinden başka bir şey olmadığını idrak etmek" hâlidir. Bu idrak, kişinin gaybının uyanmasına, kulağının duymasına ve aklının çalışmaya başlamasına sebep olur, böylece Rabb'ının hakîkatini idrak etmesi mümkün hâle gelir.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Eser, s. 5“bu bilgileri âhirete aktarmamız gerekmektedir. Bu nedenle Cenâb-ı Hakk (c.c) bizlere çok büyük lütufta bulunarak bu bilgileri Cebrâîl a.s vâsıtasıyla hazreti Re”Oku
- 2Eser, s. 15“halkı arasında olmazdık.” dediler.” Burada bize lâzım olan işitmiş veyâ akıl etmiş olsa idik sözüdür. Kişinin cehennem ehli olmaktan kurtulmak için demek ki ilk”Oku
- 3Eser, s. 1“GÖNÜLDEN ESİNTİLER: KÛR’ÂN-ı KERÎM’de YOLCULUK (67) MÜLK-SÛRESİ NECDET ARDIÇ İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF SERİSİ (67) SAYFA NO İÇİNDEKİLER:……………………………………”Oku
- 4Eser, s. 17“fe izâ hiye temûr.) Mülk (67/16) “Gökyüzündekinin, o (yer) sallandığı zaman sizi, yere geçirmesinden emin mi oldunuz?” Çalışmalarınız ve onun lütfu sayesinde ka”Oku
- 5Eser, s. 3“bunun üzerine Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem hazretlerine geldi, ya Resulâllah dedi: ben çadırımı bir kabir üzerine kurmuşum, onun bir kabir olduğunu zann”Oku
- 6Eser, s. 22“çok idrâk etmeye çalışmalıyız. Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın bizi bir birim olarak var ettiğini ve o biriminde bizde zuhura geleşinin kendisinden başka bir şey olmadığı”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
- Zâriyât Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
- Mü'minûn kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kamer Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.