İçeriğe atla

Namaz Sûreleri (Cilt 1) Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlik için günlük hayattaki irfânî dersler, zâhidlikten hürriyete uzanan bir mertebeler silsilesini idrâk ve tatbîk etmeyi, esmâ-i ilâhiyyeyi nefsî mânâda kullanmaktan Hakk yolunda kullanmaya geçmeyi ve bilgiyi sadece dilinde bırakmayıp yakîn ilmiyle yaşayarak idrâk etmeyi gerektirir. Bu dersler, kişinin kendi nefsini tanıması, şartlanmalardan kurtulması ve Hak'la olan münasebetini idrâkî bir seviyeye taşımasıyla kemâle erer. İrfan ehli, âlem kitabını okuyabilen ve bu okuma neticesinde kendi içsel ve dışsal âlemini Hakk'ın tecellîleri olarak görebilen kimsedir.

Detaylı cevap

Sâlikin irfânî yolculuğunda günlük hayatına tatbîk etmesi gereken dersler, öncelikle mertebelerin idrâki ile başlar. Zâhidlik bir başlangıç mertebesidir; kişi kendini Hakk'tan ayrı ve nefis sahibi olarak kabul eder. Bu halin aşılması için bir rehber gereklidir. Zâhidlikten sonra âriflik, ardından vâkıflık ve nihayet hürlük mertebesi gelir. Hürlük, bütün dünyevî ve uhrevî şartlanmalardan kurtulmuş bir akla ve gönle sahip olmayı, içsel ve dışsal bağlardan arınmayı ifade eder. Bu, demirin, çeliğin kırılmasından daha zor olan düşünce şartlanmalarını aşmakla mümkündür. Hz. Şems'in "Hür ol, hürler ile ol, hürlük ile yaşa!" ve Hz. Mevlânâ'nın "Beri gel beri, bu dünyâ zindanında bizim ne işimiz olsun ki, ne suç işledik ki buradayız. Bizim burada bulunmamızın sebebi birkaç mahbusu bu dünyâ zindanından kurtarmak içindir" sözleri, bu hürriyetin önemini ve sâlikin vazifesini vurgular. Hürriyetin yaşanacağı mahal ise nefsi emmâre veya levvâme değil, Cenâb-ı Hakk'ın her ferdi var ettiği ve kimlik verdiği nefs-i sâfiyedir. Nefs-i sâfiye, "ve nefahtü"nün idrâk ve şuur ile faaliyet sahasıdır; her şeyi Hakk'ın bilerek Hakk yolunda kullanır. Hürlerin kalpleri sırları muhafaza eden yerdir ve bedenleri, sırlarla dolu güvenilir bir kabirdir.

İkinci önemli ders, esmâ-i ilâhiyyenin idrâkî kullanımıdır. Kişi, esmâları nefsî mânâda kullanmaktan kaçınmalı, onları ilâhî mânâda faaliyete geçirmelidir. Esma-i ilâhiyyeyi nefsî mânâda kullanan kimse, bundan mes'uldür; çünkü esmâlar bize hayatımızı sürdürmek ve Cenâb-ı Hakk'ı bulmak için bir köprü olarak verilmiştir. Bu dünyada nefsileşmiş olan esmâ-i ilâhiyyenin halini, aslî hali olan esmâ-i ilâhiyyeye döndürmek, sâlikin temel vazifesidir. Bu dönüşümle kişi Abdullah olur, yani Allah'ın gerçek kulu. Aksi takdirde, esmâları Hakk'tan ayırıp nefsanileştiren kişi "abd-i nefs" olur. "Fesallî lirabbike" (Rabbin için namaz kıl) âyeti, namazın kişinin kendi nefsi için değil, Rabb'i için kılınması gerektiğini vurgular. Bu, esmâ mertebesinde kişinin Rabb'ini yücelttiği zaman kendisinin de yücelmesi anlamına gelir.

Üçüncü ders, bilginin derk-idrâk ve yakîn seviyesinde yaşanmasıdır. Bilgi sadece dilde kalmamalı, kişinin kendi bünyesinde yaşanmalı ve tadılmalıdır. "Kadir gecesinin ne olduğunu sen idrak ettin mi?" (97/2) âyeti, bilginin ilim olarak bilinmesinden ziyade, vicdanen ve zevken, yani yakîn ilmiyle idrâk edilmesinin önemine işaret eder. Yakîn ilmi, şüphe, tereddüt ve acabaların bulunmadığı, vehmin ve hayalin sızamadığı müşahede ile yaşanan bir ilimdir. Sâlik, öncelikli olarak kendini tanımalı, kapalı kapılarını tespit etmeli ve açık kapılarını bularak onları içeriden kapatmalıdır. Kur'ân-ı Kerîm'deki âyetler ve sûreler, sadece geçmiş veya gelecek olayları anlatan metinler değil, kişinin kendi içine ulaşması gereken mânâlardır. "Elem neşrah leke" (94/1) âyetinin hakîkatiyle sadrın yarılması ve mânânın özümüze ulaşması, yakîn ilmiyle gerçekleşir. İrfan ehli, âlemin tamamını bir kitap, her bir mevkiyi o kitabın açılmış sahifeleri olarak okuyabilen ve bu âlem kitabının en geniş nüshası olan insanı idrâk edebilen kimsedir. Bu idrâk, sâlikin hayatını tevhid üzere sürdürmesini ve Hakk'a muhabbetle bağlanmasını sağlar.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.267zaman bulamaz. Bu zâhidlik eğer ömür boyu devam ederse, o kişi kendini Hakk’tan ayrı ve nefis sâhibi olarak kabul ediş zannıyla yaşar. Bu haldeki kişinin kendi Oku
  2. 2Kaynak · s.231:bunlar sevki tabii mi arının vahyedilmesi gibi mi? Cevap : Evet sevki tabii ama, bu sevki tabiileri sevki idraki olarak yaşarsak, o zaman halife makamı olur. SOku
  3. 3Kaynak · s.227hadiselerdir, fir’avn’un kucağında mûsâ (a.s.) çıkması gibi nemrutun bahçesinde İbrâhim (a.s.) ın çıkması gibi birde kureyş kabilesinden, ebu leheb in çıkması gOku
  4. 4Kaynak · s.35olarakta yaşanması lâzım gelmektedir. İşte bu husus âyette belirtilen “derk-idrak”tir ki o bilgi ile yaşamaktır. Bunun dışındaki bilgiler sadece birer bilgiden Oku
  5. 5Kaynak · s.65eğiliyorum. Bana yalnız o ilimden ver. Diye istiyor. Gurur kibir meselesi yapmadan ben bu tahsili yapacağım, nefsimi de bir kenara bırakacağım, diyerek gelen veOku
  6. 6Kaynak · s.203ve kendisine verilen tertemiz sahifeleri, onlara okuyan açık beyanlı bir delil idi. Bir Hakk yolcusuda, Tevhid ve irfaniyyet ilmini idrak ettikçe, kendini ve RaOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.