İçeriğe atla

Namaz Sûreleri (Cilt 2) Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, kişinin kendindeki ilâhî isimlerin (esmâ-i ilâhiyye) tecellilerini idrak etmesi, nefsinin bu isimleri yanlış kullanmasından arınması ve bu isimleri Hakk yolunda faaliyete geçirmesidir. Bu süreç, kendini tanımakla başlar ve kişinin kendi benliğinde Hak'tan ayrı bir varlık olmadığını idrak etmesiyle derinleşir. Nefsî arzuların kurban edilmesi ve ilâhî sıfatların Hakk'ın muradına uygun kullanılması, sâlikin gerçek kurtuluşa ermesini sağlar. Bu, aynı zamanda bir eğitim ve irfâniyet meselesi olup, şeriat, tarikat, hakikat ve mârifet mertebelerinde ilerlemeyi gerektirir.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, temelde "kendini tanıma" esasına dayanır. Kişi, kendinde ve kendinin zannettiği her şeyin aslında Allah'ın isimlerinin birer tecellisinden başka bir şey olmadığını idrak etmelidir. Bu idrak, bir irfâniyet ve eğitim meselesidir.

1. Esmâ-i İlâhiyye'nin İdrakı ve Nefsî Kullanımdan Arınma:

Cenâb-ı Hakk'ın Âdem (a.s.)'a öğrettiği esmâlar, her bir insanın iç bünyesine konmuştur. Yaşadığımız hayatın her safhasında, ilgili esmânın sahasında faaliyet gösteririz. Ancak gafletimizden dolayı "ben yaptım" diyerek bu fiilleri kendi nefsi gücümüze atfederiz. Bu durumda ilâhî esmâlar atıl kalır, nefsi esmâmız zahire çıkar ve fiillerin neticesi nefsi olur, genellikle hüsranla sonuçlanır.

Kişinin ilk yapması gereken, kendinde kendine ait hiçbir şeyin olmadığını, her şeyin Allah'ın isimlerinin tecellisi olduğunu görmektir. Çocukluktan itibaren oluşan nefsi benlik, kişinin Hakk'tan uzaklaşmasına ve Hakk'ın emaneti olan her şeyini kendine bağlamasına neden olur. Hayat, ilim, irade, kudret, kelâm, semi, basar gibi sübûtî sıfatlar ve diğer bütün esmâ-i ilâhiyye, nefsin istikametinde kullanıldığında Hakk yolunda faaliyet gösteremez ve atıl kalır.

Her bir esmâ-i ilâhiyye kendi sahasında bir "rab" yani terbiye edendir. Kişi, gafletinden dolayı bu rubûbiyet mertebesinin görevlilerini nefsinin emrine verdiğinde, esmâlar asli görevlerinden uzaklaşır ve nefsin hizmetine girer. Bu durum, ilâhî isimlerin sıkıntıya girmesine ve görevlerini yapamamasına yol açar. Bu halde olan ve nefsimiz tarafından kullanılan esmâlar, kendi hürriyetlerini isterler. Akıl sahibi bir kişiye düşen, bu esmâları nefsin musallatlığından kurtararak Hakk yolunda kullanılmasına yardımcı olmaktır.

2. Nefsin Kurban Edilmesi ve Makâmlarda İlerleme:

"Fesalli li rabbike venhar" (Kevser Sûresi, 108/2) âyeti, bu irfânî dersin özünü teşkil eder. "Rabb'ın için namaz kıl" ifadesi, ibadet yolunu açmayı, "kurban kes" ifadesi ise nefsine "yeter artık" demeyi, onu kurban etmeyi ve diğer esmâların kurtulmasını sağlamayı ifade eder. Bu, nefsi duyguların kurban edilmesinden geçer.

Nefis terbiyesi ile seyrini sürdüren sâlik, nefs-i emmâre, nefs-i levvâme ve nefs-i mülhime'nin olumsuzluklarından kurtulduğunda, nefsini ilâh edinmesi mümkün olmaz. İçindeki bu olumsuz güçlerden kurtulamayanın nefsi ona ilâh olur. Bu durumdan kurtulmanın yolu, nefsi duyguları kurban etmekten geçer. Bu gerçekleştiğinde, kişinin Rabb'ı "Rabbü'l-erbâb" olur.

Kurban Bayramı'nın dört günü, şeriat, tarikat, hakikat ve mârifet mertebelerinin gerçek yönleriyle müşâhede edilmesinin ifadesidir. Nefsini tezkiye eden kişi felaha erer. Tezkiye, varlığın saf ve temiz aslî haline dönmesi demektir. Bu, dört mertebede gerçekleşir:

  • Şeriat mertebesi: Zahiri emir ve nehiylere uyarak günahlardan korunmak.
  • Tarikat mertebesi: Zikir ve sohbetlerle halini geliştirmek, kendini tanımaya başlamak, muhabbet duygularını geliştirmek.
  • Hakikat mertebesi: Kendi hakikatlerini yakînen ortaya çıkarmak, kendini Hakk'tan ayrı bir birey olarak görmekten kurtulmak ve Hakk'ın varlığından başka bir şey olmadığını idrak etmek.
  • Mârifet mertebesi: Âlemdeki bütün varlıkların Hakk'ın varlığından başka bir şey olmadığını, her şeyin Hakk'ın bir isminin sûretinden ibaret olduğunu ve kendi hakikatinin de bundan başka bir şey olmadığını anlayıp idrak ederek yaşamak.

Bu idrak ve bilgilerle yaşayanlar "efleha" olmuşlar, nefislerinden çıkıp gerçek kurtuluşa ermişlerdir. Sâlik, bu süreçte ilâhî isimleri ne kadar güzel faaliyete geçirirse, onlara o kadar yardımcı olur ve onları güçlendirir. Nefsi mânâda kullanmak ise ilâhî isimlere haksızlık etmek ve onları istismar etmektir. "Rabb'ın için namaz kıl" ifadesi, namazın kul için değil, Hakk için kılınması gerektiğini, yani esmâ mertebesinde kişinin bu idrakle Rabb'ını yücelttiğinde kendisinin de yüceleceğini ifade eder. Bu, acziyetle değil, bizdeki kemâlâtla Hakk'ı yüceltmektir.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.75bizde fıtri olarak o esma o sırada faaliyete geçip yapmak istediğimiz şeyler ve konu ne ise o ismin sahasında yaparız ancak biz bunun farkında olmadığımızdan “bOku
  2. 2Kaynak · s.107için özetle kısa bir açıklama yapmaya çalışalım. T.B. ------------------- Cenâb-ı Hakk Âdem-i (a.s.) Cennete lâtif varlığı ile halkedince ona, (ve alleme ÂdemelOku
  3. 3Kaynak · s.65göre değişik bir konumda idi, Batılılar bu zât-i tecelliyi sadece bir yere tahsis etmiş olduklarından “maddeci putperest panteizimci” oldular. Muhammediyyet bu Oku
  4. 4Kaynak · s.181duygular halinde gelmektedir. Bunları ayırt etmenin ölçüsü ise “şeriat-i Muhammediyye” ye uygun olup olmadığına bakılmalıdır. Eğer uygun ise “ takva,” değil iseOku
  5. 5Kaynak · s.81gerçeğe de binaendir. Aynı bıçak taşı ve gelen koç’u bir vuruşta kesmiştir. Kişi nefis terbiyesi ile seyrini sürdürmeye devâm ettiğinde “emmâre”den, “levvâme”deOku
  6. 6Kaynak · s.67zât-i yönünden kullanana mutlaka boyun eğer baştan o bağırsa çağırsa da, o havadır zâten irfan ehli onu bilir, üstünde durmaz bir müddet sonra onun fırtınası geOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.