İçeriğe atla

Necm (Yıldız) Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları5 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hakikat-i Muhammediyye'ye göre koordinatlarını ayarlamak, mertebelerdeki perdeleri aşmak ve nefsânî yıldızlardan sıyrılarak Hakk'a vâsıl olmaktır. Bu dersler, kişinin kendi nefsini tanımasıyla başlar ve her bir mertebede farklı bir idrak ve müşâhede hâliyle devam eder. İbadetlerin sadece şeklî olarak yerine getirilmesi değil, aynı zamanda tefekkür ve muhabbetle yapılması, sâlikin mânevî yükselişini sağlayan temel unsurlardır. Zira "mücahedesiz müşahâde olmaz" ve "tadan bilir" prensibi, irfânî yolculuğun ancak yaşantıyla mümkün olduğunu vurgular.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, öncelikle nefsini tanıma esası üzerine kuruludur. Hadîs-i şerîfte buyurulduğu üzere "kendi nefsini ârif olan/bilen, kendisinin Rabbını ârif olur (bilir)". Bu tanıma, kişinin kendi varlığındaki Hakk'ı idrak etmesiyle başlar ve bu bireysel tanıma vitriyet olarak adlandırılır. Ardından, bütün âlemdeki tekliği, yani kesret içindeki vahdeti tanımasıyla ferdiyet mertebesine ulaşır. Bu süreç, "ne var Âdem'de o var âlemde; ne var âlemde, o var Âdem'de" hakikatiyle iç içedir.

Sâlik, bu yolculukta çeşitli mertebelerle karşılaşır ve her mertebenin kendine özgü bir idrak ve müşâhede hâli vardır. Yüksek bir binanın farklı katlarından bakıldığında farklı şeyler görülmesi gibi, her mertebede de görüşler ve anlayışlar değişir. Bu mertebelerdeki perdeleri aşmak, sâlikin temel irfânî derslerinden biridir. Örneğin, "mülk âlimin şeytanıdır", "melekût ârifin şeytanıdır" ve "ceberut vakıfiyenin şeytanıdır" ifadeleri, her bir mertebede kişinin takılıp kalabileceği perdeleri işaret eder. Bu perdeler, kişinin Hakk'a ulaşmasına engel olabilir. Sâlik, bu perdeleri sahiplenmek yerine, onları birer terakki basamağı olarak görmeli ve yoluna devam etmelidir.

İbadetlerin yerine getirilmesi de bu irfânî derslerin önemli bir parçasıdır, ancak sadece şeklî olarak değil, muhabbet ve idrakle yapılması gerekir. "Tefekkür gibi ibadet yoktur" hadîsi, tefekkürün ibadetlerdeki derinliğini vurgular. Uyuşuk, gaflet içinde ve muhabbetsiz yapılan ibadetler, sâlikin mânevî yükselişine katkı sağlamaz. Gerçek ibadet, canlı, muhabbetli ve idrakli bir şekilde yapılmalıdır. Zira "mücahedesiz (irfani yönü itibariyle cehd etmeden, ibadet etmeden) müşahâde olmaz".

Son olarak, sâlikin kendi "nefsânî yıldızlarından" sıyrılması ve Hakikat-i Muhammediyye'ye göre koordinatlarını ayarlaması esastır. Eğer kişi kendi nefsi emmâresine ve levvâmesine göre yaşarsa, kaynağını hayâl ve vehimden alan bir yaşantı sürer. Ancak Hakikat-i Muhammediyye'ye kitlenirse, hakikat yolları açılır ve bilgi ile irfâniyetle kemâle ulaşır. Bu yolculukta, "tadan bilir" prensibi gereği, mârifet mertebesine ulaşmamış kimselerin bu hâlleri ezberleyerek öğrenseler dahi yaşamaları mümkün değildir. Bu nedenle, sâlikin irfânî dersleri, teorik bilgiden öte, yaşantı ve müşâhedeye dayalı bir süreçtir.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.51mutlak sûrette iki yönlü, yani afa­ki ve enfüsî olarak biri, genel mânâda , diğeri de, kendi içimizdeki yaşam şekliyle anlamak zorundayız. Mamafih bu düşünmede Oku
  2. 2Kaynak · s.117mülk → alîmin; melekût → ârifin; ceberut da → vakifiye’nin ( vakıf olanın ) şeytanıdır. Kim bunlardan birine razı olursa o indimde tard olunmuşlardan olur,” ve Oku
  3. 3Kaynak · s.91gönül­den teslim olun” (Enbiya 21/107)    “ve ma erselnake illâ rahmeten lil âlemiyne” “Biz seni ancaOku
  4. 4Kaynak · s.97kadardır. Buradaki nefis itibariyle her birerlerimizin zâtı ifade edilmektedir. Emmârelik ve levvâmelik değil, külli olarak tek bir varlık, kimlik ifade edilmekOku
  5. 5Kaynak · s.153Allah” 139 + 297 + 67 = 503 olur. 503 ün ortasındaki sıfırı (0) kaldırırsak ( 503 ) ( 53 ) kalır. Ahad ’a ( 13 ) e bir (mim) ilâvesi (40) ile Ahmed 53 ortaya çıOku
  6. 6Kaynak · s.81konusunda neden ihtilâfa düşülüyor?... Ehl-i hâl bir ârif zât’a sormuşlar; “Allah’ı görmek mümkün mü?... O da “görmemek mümkün mü?...” demiştir. “İmânın başlıcaOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.