Nefs-i Râdıyye kavramının sâlik için pratik yansıması nedir?
Nefs-i Râdıyye, tasavvufta yedi nefs mertebesinin beşincisi olup, sâlikin Hakk'ın takdirine kalben ve kayıtsız şartsız râzı olduğu hâli ifade eder. Bu mertebede sâlik, başına gelen her şeye "O'ndan" diyerek kabul gösterir, şikâyeti ve tercihi kalmaz, süflî nefsin tortularından kurtulur ve gönlü Hakk'tan tam bir rıza ile doludur¹·². Fecr Sûresi'nin 27-28. ayetlerinde geçen "râdıyeten merdıyyeh" ifadesi bu mertebenin Kur'ânî dayanağını oluşturur ve sâlikin Hakk'tan râzı olmasını vurgular. Bu hâl, sâlikin yaşamında "neden niçin" gibi soruların ortadan kalktığı, gönlünün tam bir rıza ile dolduğu bir pratik yansımaya sahiptir².
Detaylı cevap
Nefs-i Râdıyye, sülûk yolunda Nefs-i Mutmainne'den sonra gelen ve "râzı olan nefs" anlamına gelen bir mertebedir³·⁴. Bu mertebedeki sâlikin pratik yaşantısı, Hakk'ın takdirine karşı tam bir teslimiyet ve rıza ile şekillenir. Sâlik, sıkıntı veya rahatlık fark etmeksizin, Hakk'tan gelen her şeye kalben râzıdır. Bu rıza hâli, sâlikin yaşamında şikâyetin yokluğu ile kendini gösterir; başına ne gelirse gelsin, bunu "O'ndan" bilerek kabul eder.
Nefs-i Râdıyye'nin bir diğer pratik yansıması, sâlikin tercihinin kalmamasıdır. Sâlik, "şu olsun" demez, aksine "O ne dilerse" diyerek iradesini Hakk'ın iradesine teslim eder. Sıhhat-hastalık, zenginlik-fakirlik, övgü-eleştiri gibi durumlarda herhangi bir tercih belirtmez. Bu mertebede, sâlikin gönlü Hakk'tan tam bir rıza ile doludur ve "neden niçin" gibi sorular ortadan kalkar; zira bu tür sorular, nefsin başka renklerle karışmış sarı rengini gösterir ki bu da istenmeyen bir durumdur¹·².
Ayrıca, Nefs-i Râdıyye'ye ulaşan sâlik, süflî nefsin tortularından tamamen kurtulmuş, emmâre nefsin kalıntıları yok olmuştur. Bu mertebede sâlikin zikri "Ya HAY"dır ve idrâki, bu şuur ile ileriye doğru gitmeye gayret etmektir⁴. Bu hâl, sâlikin Hakk'ın esmâsıyla geldiğini idrak etmesi ve âlemlerin hakikatinin bâtınında Hakk, zâhirinde ise halk olduğunu anlamasıyla da ilişkilidir⁵. Nefs-i Râdıyye'de olgunlaşan sâlike, yavaş yavaş Merdıyye mertebesinin, yani kendisinden râzı ve hoşnut olunma yolunun açıldığı belirtilir⁶.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Altı Peygamber (Cilt 4) · s.257““ne de ekin sular,” Yukarıda bahsedilen hususların aynı şekilde nefs-i için gerek toprak arz da, gerek beden nefs arzı için sulamama, hakkında da geçerli olması”Oku
- 2Bakara Sûresi · s.166““ne de ekin sular,” Yukarıda bahsedilen hususların aynı şekilde nefs-i için gerek toprak arz da, gerek beden nefs arzı için sulamama, hakkında da geçerli olması”Oku
- 3K1-52
- 4Bakara Sûresi · s.159“Belki biraz daha uzayacak ama yeri gelmişken faydalı olur düşüncesiyle yine (İrfan mektebi) kitabımızdan (nefs-i râdiyye) bölümünü ilâve etmeyi uygun buldum. 16”Oku
- 5Bakara Sûresi · s.167““işte dediler, şimdi hak ile geldin,” Bütün hükümler meydana çıkınca ve daha başka şüpheli bir şey kalmayınca sorularına makul cevap bulan kavm bu hadiseden mut”Oku
- 6Fecr Sûresi · s.55“Epey zorlu çalışmalardan sonra Râdiyye mertebesinde olgunlaşmaya devam eden sâlike yavaş, yavaş Merdiyye, yani kendisinden râzı ve hoşnud olunma yolu açılmağa b”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.