İçeriğe atla

Nisâ 80 ayetinin merkezî tasavvufî kavramı nedir?

Ayet-TasavvufOrta düzey22 görüntülenme2 kaynak
Kısa cevap

Nisâ Sûresi'nin 80. ayeti olan "Her kim Peygambere itaat ederse muhakkak Allah-u Teâlâ'ya itaat etmiş olur"¹ ifadesinin merkezî tasavvufî kavramı, peygamberin Allah'ın tecellî mahalli olması ve ona itaatin doğrudan Allah'a itaat anlamına gelmesidir. Bu durum, peygamberin zâtının ilâhî iradenin bir tezâhürü olduğunu ve onun söz ve fiillerinin Hak'tan geldiğini gösterir. Tasavvufta bu, peygamberin nübüvvetinin ispat aracı olan mu'cizelerin, aslında peygamberin mahalliyet-i ulûhiyyetinin zorunlu bir tezâhürü olarak görülmesiyle de ilişkilidir. Peygambere itaat, sâlikin Hak'ka ulaşma yolunda izlemesi gereken temel bir ilkedir.

Detaylı cevap

Nisâ Sûresi 4/80. ayetinde geçen "Men yutiirrasûle fekad etaallahu" (Her kim Peygambere itaat ederse muhakkak Allah-u Teâlâ'ya itaat etmiş olur) ifadesi, tasavvufî açıdan peygamberin konumunu ve onunla Allah arasındaki ilişkiyi derinlemesine açıklar¹. Bu ayet, peygamberin sadece bir elçi olmadığını, aynı zamanda Allah'ın iradesinin ve ahkâmının tecellî ettiği bir mahal olduğunu vurgular. Tasavvufta bu durum, peygamberin zâtının bir nevi irfânî mu'cize olarak kabul edilmesiyle bağlantılıdır. Mu'cize, tasavvufta dış dünyaya yönelik bir ispat aracı olmaktan ziyade, peygamberin mahalliyet-i ulûhiyyetinin zorunlu bir tezâhürüdür. Yani, peygamberin varlığı ve onun üzerinden zuhur eden her şey, Allah'ın doğrudan tasarrufunun bir göstergesidir.

Bu bağlamda, peygambere itaat etmek, Allah'ın emirlerine ve yasaklarına uymakla eşdeğerdir. Çünkü peygamber, Allah'ın kelâmını ve hükümlerini insanlara ulaştıran, aynı zamanda bu hükümleri kendi hayatında yaşayan ve örnek olan kişidir. Sâlik için peygamberin sünnetine uymak, Hak'ka giden yolda bir mîzân (ölçü) teşkil eder. Nasıl ki mîzân, kalbin Hak ile halk arasındaki dengesini ifade eder, peygamberin yolu da sâlikin kendi nefsini muhâsebeye çekmesi ve Hak'ın hükmü mîzânına göre hareket etmesi için bir ölçüttür. Peygambere itaat, sâlikin nâsût (beşeriyet mertebesi) mertebesinden lâhûta (ilâhî mertebe) doğru urûc etmesinde, yani mânevî yükselişinde temel bir adımdır. Bu itaat, insanın dünyevî zevklerden öteye geçerek hakiki huzuru Allah ile olan bağını güçlendirmesiyle elde etmesini sağlar².

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Terzi Baba Necdet Ardıç — Biyografi, s. 48“Ayrıca, (Nisâ Sûresi 4/80 Âyetinde) -------------------  (Men yutiirrasûle fekad etaallahu) 4/80. “Her kim Peyga”Oku
  2. 2Ra'd Sûresi, s. 248“Bu ayet, tasavvufi açıdan şu hakikati vurgular: Dünya, insanın ruhunu tatmin edemez. İnsan ne kadar dünyevî zevklere yönelirse yönelsin, geçici tatminlerden öte”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.