Rızâ kavramı, lugat anlamından farklı olarak tasavvufta nasıl tanımlanır?
Rızâ, lugatte "hoşnutluk, gönül râzılığı, kabul" anlamına gelirken, tasavvufta sâlikin Cenâb-ı Hakk'ın takdîr ettiği her şeye kalben râzı olması, ne talepte bulunması ne de şikâyet etmesi, aksine her şeyi olduğu gibi kabul etmesi hâlidir. Bu hâl, Beyyine Sûresi'nin 8. ayetindeki "radıyallâhu anhum ve radû anh" (Allah onlardan râzı oldu, onlar da O'ndan râzı oldular) ifadesiyle temellendirilir ve tasavvuf makamları içinde sabır ve şükürden sonra gelen, fenâ hâline yakın yüksek bir mertebedir¹. Rızâ, aynı zamanda Allah'ın gazap ve rızâ sıfatlarının ehl-i bidâyet için ortaya çıkmasıyla oluşan korku ve ümit hâllerine karşılık gelen Celâl ve Cemâl sıfatlarıyla da ilişkilendirilir².
Detaylı cevap
Rızâ, tasavvuf yolunda ilerleyen sâlik için zirve mertebelerden biridir ve klasik tasavvufî makam sıralamasında tövbe, vera', zühd, fakr, sabır ve tevekkülden sonra gelir. Bu kavram, hem Hakk'ın kuldan râzı olması hem de kulun Hakk'tan râzı olması şeklinde iki yönlü bir ilişkiyi ifade eder. Kulun Hakk'tan râzı olması, sâlikin amelî karşılığıdır ve bu rızânın farklı katmanları bulunur.
İlk katman Rızâ bi'l-vücûd olup, Hakk'ın varlığından râzı olmak ve her şeyin O'ndan geldiğini kabul etmektir. İkinci katman olan Rızâ bi'l-kazâ ise, Hakk'ın takdîrinden râzı olmak, başına gelen her şeyi O'ndan bilmek anlamına gelir. Ancak bu rızâda, kazâya şikâyet etmek kusur vermez; kusur veren durum makzîye (kazâ olana) rızâda kusur vermektir ve biz makzîye rızâ ile muhatap kılınmadık³. Üçüncü katman, Rızâ bi'l-kazâ-i mukadderdir ki, bu en derin kademedir ve sadece gerçekleşmiş takdîre değil, hiç gerçekleşmemiş hayalî takdîrlere de râzı olmayı içerir. Son ve en yüksek katman ise Rızâ bi'r-Rab'dır; bu, takdîrlerin ötesinde, Hakk'ın zâtından râzı olmayı ifade eder ve fenâ hâline yakın bir mertebedir. Rızâ, aynı zamanda "Allah'a kurbiyet sağlamak ve O'nun rızasını kazanmak maksadıyla takip edilen yol" olarak tanımlanan tarikatın da temel hedeflerinden biridir⁴. Ebû İshak'a göre tasavvuf, "Cebbâr'ın rızâsına müteallık olan ameli işlemek"tir⁵.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1K1-119, Rızâ
- 2Kelime-i Âdemiyye · s.665“Bilinmeli ki, "gazab" ve "rızâ" Yüce Allah hazretlerinin iki sıfatıdır ki, ehl-i bidâyet (tasavvuf yoluna yeni girenler) için ortaya çıkarlar. Onların zuhûruyla”Oku
- 3Kelime-i Eyyûbiyye · s.233“Şimdi, gerçekten şikâyet edenin şikâyet etmesiyle kazâya rızâda kusur vermesinde, bu durum tasavvuf ehlinin görüşlerini perdeledi. Hâlbuki böyle değildir. Çünkü”Oku
- 4Mübârek Geceler — Bitirme Tezi · s.13“Tarikat Tarikat, tasavvufun sistematize edilmiş hâli olup Allah’a vasıl olmaya gayret eden saliklerin izledikleri hususi yol ve metot biçimine denir. Sözlük man”Oku
- 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6 · s.721“Ebü İshak buyurur: “Tasavvuf safâi-i esrârdır ve Cebbâr'ın rızâsına müteallık olan ameli işlemek ve ihtiyâri olmaksızın halk ile sohbet eylemektir.” Sümnün-i Mu”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.