İçeriğe atla

Rûhullâh kavramı, lugat anlamından farklı olarak tasavvufta nasıl tanımlanır?

Kavram TanımıTemel düzey24 görüntülenme12 kaynak
Kısa cevap

Rûhullâh, lügat anlamı itibarıyla "Allah'ın rûhu" demektir ve tasavvufta Hz. Îsâ'nın özel bir lakabı olarak kullanılır. Ancak tasavvufî terminolojide bu kavram, sadece Hz. Îsâ'ya mahsus olmayıp, aynı zamanda tüm insanlığın aslî rûhânî yapısına da işaret eder. Nisâ 171'deki "ve kelimetuhû elkâhâ ilâ meryeme ve rûhun minhu" (Hz. Îsâ Allah'ın bir kelimesidir, onu Meryem'e ulaştırdı, ve O'ndan bir rûhtur) ayeti, Hz. Îsâ'nın bu özel konumunu vurgularken, Hicr 29'daki "ve nefahtu fîhi min rûhî" (ona kendi rûhumdan üfledim) ayeti ise her insanın ilâhî kaynaklı bir rûha sahip olduğunu gösterir. Bu bağlamda, Hz. Îsâ'da rûhullâhî veche kemâle erdiği için ona özel olarak atfedilmiştir.

Detaylı cevap

Rûhullâh kavramı tasavvufta iki ana mertebede ele alınır. Birinci mertebe, Hz. Îsâ'nın özel lakabı olmasıdır. Nisâ 171, Meryem 17 ve diğer ayetlerde Hz. Îsâ için bu unvan kullanılır. Onun babasız doğumu, mucizevî halkı, ölü diriltme mucizesi (Âl-i İmrân 49) ve Hakk'a urûcu (Nisâ 158) gibi özellikler, onun rûhullâh vechesinin tezahürleridir.

İkinci mertebe ise, tüm insanlığın aslî yapısına işaret etmesidir. Hicr 29'daki "ve nefahtu fîhi min rûhî" ayeti, Âdem halk edilirken ona "Allah'ın rûhundan üflendiğini" belirtir. Bu durum, her insanın "Allah'ın rûhundan" bir parça taşıdığını ve dolayısıyla her insanın bir cihette rûhullâh olduğunu gösterir. Bu, insanın Hak'tan ayrı bir varlık olmasına rağmen, Hak'tan rûh aldığı için O'na "akraba" olduğu anlamına gelir. Hz. Îsâ ile diğer insanlar arasındaki fark ise, bütün insanlar "Allah'ın rûhundan üflenmiş" olsa da, Hz. Îsâ'da bu rûhî tecelli kemâl mertebesinde zuhur etmiştir. Rûh genel olarak "can, soluk, ruhanî varlık" anlamına gelir ve tasavvufta insanın aslî ruhanî yapısıdır. İsrâ 85'teki "kuli'r-rûhu min emri rabbî" ayeti, rûhun mahiyetinin sırrî olduğuna işaret eder ve akıl ile çözülemeyeceğini belirtir.

Kaynaklar

Bu cevap kütüphanedeki 7 eserden derlendi — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Ra'd Sûresi, s. 329“Tasavvuf geleneğinde bu tarz bir bilgi “ilm-i ledünnî” olarak tanımlanır. Bu ilim, sadece öğrenilerek değil, kalp arınması ve nefis terbiyesi yoluyla Allah tara”Oku
  2. 2Terzi Baba (Cilt 1), s. 297“Müfessirler belirtilen âyetlere değişik mertebelerden az farklı ifade-lerle mânâ vermişlerdir. Âyete lûgat mânâsı ile baktığımızda; “zü” sahip “mirre” kuvvet, A”Oku
  3. 3Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür (Alıntı)“Bu eğitim tarzının uygulandığı mekanlar olan halvethâneler ise çok önemli görevler ifa etmişlerdir. 5 Aslında halvet, lügat itibariyle; “Tenhaya çekilmek, yalnı”Oku
  4. 4Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür (Alıntı)“Bu eğitim tarzının uygulandığı mekanlar olan halvethâneler ise çok önemli görevler ifa etmişlerdir. 5 Aslında halvet, lügat itibariyle; “Tenhaya çekilmek, yalnı”Oku
  5. 5Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür (Alıntı)“Tasavvuf dilindeki insân-ı kâmil kavramı ile günlük hayatta kullanılan olgun insan anlamındaki insan-ı kâmil kavramı birbirinden ayrı kavramlardır. Bu kavram ta”Oku
  6. 6Zümer Sûresi, s. 38“Bu yüzden tasavvufta zikir, unutulanı hatırlamak olarak tanımlanır; kul aslını unutmuştur, zikir onu o aslına döndürür.”Oku
  7. 7Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür (Alıntı)“KELİME-İ TEVHİD Tevhid, birlemek anlamına geldiği gibi imandan sonra hasıl olan marifetin kendisidir. Sâlik, gerçek tevhidi idrak ederse Allah’tan başkasına naz”Oku
  8. 8Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür (Alıntı)“KELİME-İ TEVHİD Tevhid, birlemek anlamına geldiği gibi imandan sonra hasıl olan marifetin kendisidir. Sâlik, gerçek tevhidi idrak ederse Allah’tan başkasına naz”Oku
  9. 9Ra'd Sûresi, s. 295“Bu bağlamda “senin ne bir dostun ne de koruyucun vardır” ifadesi, kalbin ilahî nurdan mahrum kalması anlamına gelir. Tasavvufî terminolojide velâyet, yalnızca A”Oku
  10. 10Fusûs Mukaddimesi, s. 10“Hazırladığımız tasavvuf, felsefe, mantık vs. gibi ilimlere âit ıstılâhların bâzısını târif etmekle berâber, çoğunun lugat mânâsını vermekle yetindik. Zîra şârih”Oku
  11. 11Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Tuzak, Mekr, Hileli Zuhûrât (6), s. 333“Murakabe, --------- MURÂKABE= Lügat ma’nâsı itibari ile. ... Korku; denetleme, gözetleme, kontrol etme, kendi içâlemine bakma, dalıp kendinden geçme, devamlı ga”Oku
  12. 12Vahiy ve Cebrâîl, s. 143“Rûh : Sözlükte, can, nefs, kuvvet gibi anlamlara ge-len rûh, canlılarda hayat kaynağı olan güç diye tanımlanır. (38) Fusus’ul Hikem cild 1 Kûr’ân âyetleri incel”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.