Rûhullâh kavramının irfânî tanımı, akâidî tanımından nasıl ayrılır?
Rûhullâh kavramı, akâidde Hz. Îsâ'ya mahsus bir lakap olarak Allah'ın rûhu anlamına gelirken, irfânî tasavvufta bu tanım genişleyerek her insanın aslî ruhânî yapısına işaret eder. Akâidî tanım Nisâ 171'deki "ve rûhun minhu" ayetine dayanarak Hz. Îsâ'nın babasız halkını ve mucizevî vechesini vurgularken, irfânî tanım Hicr 29'daki "ve nefahtu fîhi min rûhî" ayetini esas alarak her insanın ilâhî bir üflemeyle halk edildiğini ve bu sebeple Hakk'a akraba olduğunu belirtir. İrfânî bakış açısı, Hz. Îsâ'da bu rûhullâhî vechenin kemâl mertebesinde tezahür ettiğini kabul etmekle birlikte, her insanda da "insanî ruh" olarak mevcut olan bu "sultanî ruh"un Hakk'a kavuşmada aracı olduğunu ifade eder¹.
Detaylı cevap
Rûhullâh kavramı, tasavvufta iki temel mertebede ele alınır. Birinci mertebe, akâidî tanıma karşılık gelir ve Hz. Îsâ'nın özel bir lakabı olarak kullanılır. Nisâ Sûresi'nin 171. ayetinde geçen "ve kelimetuhû elkâhâ ilâ meryeme ve rûhun minhu" ifadesi, Hz. Îsâ'nın Allah'ın bir kelimesi ve O'ndan bir ruh olduğunu belirtir. Bu durum, Hz. Îsâ'nın babasız halkı, ölüleri diriltme mucizesi ve Hakk'a urûcu gibi mucizevî halleriyle tezahür eden rûhullâhî vechesini vurgular. Bu tanım, rûhullâh'ı Hz. Îsâ'ya özgü bir nitelik olarak konumlandırır.
İkinci mertebe ise irfânî tasavvufun genişlettiği tanımdır. Bu bakış açısına göre, rûhullâh sadece Hz. Îsâ'ya mahsus olmayıp, aynı zamanda insanlığın aslî ruhânî yapısına işaret eder. Hicr Sûresi'nin 29. ayetinde Hz. Âdem'e "kendi rûhumdan üfledim" (ve nefahtu fîhi min rûhî) ifadesi, her insanın ilâhî bir kaynaktan ruh aldığını ve bu sebeple Hakk'a akraba olduğunu gösterir. Bu bağlamda, her insan bir cihette rûhullâhtır. Hz. Îsâ ile diğer insanlar arasındaki fark, bu rûhun Hz. Îsâ'da kemâl mertebesinde tezahür etmesidir. İrfânî anlayış, insanın içindeki bu "insanî ruh"u, yani "sultanî ruh"u, Hakk'a kavuşmada bir aracı ve yardımcı olarak görür ve kişinin işlerinde bu ruhtan yardım istemesini öğütler¹. Bu, insanın kendi içindeki ilâhî cevheri keşfetmesi ve onunla Hakk'a yönelmesi anlamına gelir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1C.3 · s.3734
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.