Samediyyet kavramı hangi durumlarda bozulur veya gizlenir?
Samediyyet kavramı, Hakk'ın kimseye muhtaç olmama ve her şeyin O'na muhtaç olma sıfatını ifade eder. Bu hakikatin idrak edilmesi, sâlikin kendi varlığında ilâhî hakikatleri keşfetmesiyle gerçekleşir ve bu idrak neticesinde başka bir varlığa ihtiyacı kalmadığını anlar¹. Samediyyetin bozulması veya gizlenmesi, tasavvufî bir hâlin bozulmasıyla benzerlik gösterir ve üç temel durumla ilişkilendirilebilir: niyetin bozulması, şer'î edebin terki ve gaflet veya ülfet. Özellikle sâlikin hâlin sahibinden gafil olup hâle âşık olması, yani Samediyyetin mutlak sahibinden gafil olarak bu sıfatı kendi nefsine atfetmesi, bu hakikatin gizlenmesine yol açar. Hakk'ın Samediyyet sıfatı, tüm zuhurların tecelli kaynağı olup, bu oluşumların olması veya olmaması O'nun Samediyyetine bir eksiklik getirmez².
Detaylı cevap
Samediyyet, İhlâs Sûresi'ndeki "Allâhu's-samed" ayetinden neşet eden, Hakk'ın mutlak bağımsızlığını ve her şeyin O'na muhtaçlığını bildiren bir hikmettir³. Bu hakikatin sâlik tarafından idrak edilmesi, onun kendi varlığında ilâhî hakikatleri keşfetmesiyle mümkündür; bu keşif sonucunda sâlik, başka bir varlığa ihtiyacı kalmadığını anlar¹. Oruç gibi ibadetler, beşerî işlerden imtina ederek Hakk'ın eserlerinin zuhur etmesine zemin hazırlar ve sâliki Samediyyet sıfatlarına girmeye yöneltir⁴.
Samediyyet hakikatinin bozulması veya gizlenmesi, tasavvufî hâllerin bozulma şartlarıyla açıklanabilir. Birincisi, niyetin bozulmasıdır. Riyâ, sum'a veya ucb gibi unsurlar, amelin ve hâlin özünü bozarak Samediyyetin saf idrakini engeller. Amellerin niyetlere göre olduğu ilkesi (Buhârî, Bed'ü'l-vahy 1), Samediyyetin idrakinde de geçerlidir; niyetin Hakk'a yönelmesi esastır. İkincisi, şer'î edebin terkidir. Şer'î ölçülere uymayan bir hâl, istidraca dönüşebilir ve Hakk'tan değil, nefisten veya cinden kaynaklandığı için Samediyyetin hakiki tecellisi olmaz. Üçüncüsü ise gaflet ve ülfettir. Sâlikin, Samediyyetin mutlak sahibi olan Hakk'tan gafil olup, bu hâle âşık olması, yani Samediyyetin tecellisini kendi nefsine atfetmesi, bu hakikatin gizlenmesine yol açar. Bu durum, içsel ruhanî hükümlerin üstün gelmesiyle nefsanî sıfatların gizlenmesine benzer; ancak Samediyyetin idrakinde, Hakk'ın mutlak bağımsızlığı ve her şeyin O'na muhtaç olduğu bilinci esas olmalıdır⁵. Hakk'ın Samediyyet sıfatı, tüm zuhurların tecelli kaynağı olup, bu zuhurların varlığı veya yokluğu O'nun Samediyyetine bir eksiklik getirmez². Bu nedenle, Samediyyetin gizlenmesi, bazen lütuf olarak gelip sâliki bekâ-i tâm öncesi temkine hazırlayabilir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Ramazan ve Oruç · s.50“Bunları yapa yapa samediyyet hakikatini idrak eder. Hani dersimizin sonlarında var ya Vahid, Ahad, Samed, Allah… Peki “Samed” neydi? Samediyyet hakikati neydi? ”Oku
- 2Terzi Baba 3 — İstişâre Dosyası · s.76“Bu oluşumların olması veya olmaması Samediyyetime bir eksiklik getirmez. Tüm bu zuhurların tecelli kaynağı benim…”Oku
- 3K1-211, Samediyyet
- 4Ramazan ve Oruç · s.48“Ta kiî Samediyyet sıfâtlarına gire. Beşerî işlerden imtina ettiği, yani oruç tuttuğu süre, onda Hakk’ın eserleri zuhur etmeye başlar.”Oku
- 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1158“İçsel olan kuvvet bulunca, dışsal olanın hükümleri gizlenir. Aynı şekilde, insan varlığında ruhanî hükümler üstün geldiği zaman, nefsanî sıfatlar gizlenir. "Nas”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.