İçeriğe atla

Süleymâniyye Fassı'nın sâlik için pratik yansıması nedir?

Sâlik AmelOrta düzey5 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Süleymâniyye Fassı'nın sâlik için pratik yansıması, Hakk'ın rahmet sıfatının idrâki ve bu idrâkin sâlikin kendi varlığındaki tecellîlerini müşâhede etmesidir. Bu fass, sâlike, ilâhî rahmetin her şeyi kuşattığını ve bu rahmetin zâtî bir tecellî olarak kendi kalbinde de zuhûr ettiğini gösterir. Sâlik, bu mertebede, Hakk'ın sıfatlarının derinliğini ve kudretini idrâk ederek, kendi varlığının ve tüm âlemin bu sıfatların bir yansıması olduğunu zevk eder. Şeyh-i Ekber Hazretleri'nin Fusûsu'l-Hikem'deki Süleymâniyye Fassı'nın nihâyetinde belirttiği gibi, bu makâmın hakîkatine vâkıf olmak, sâlikte büyük bir ürkme ve korku hâli meydana getirebilir; zira bu, vahdet-i vücud meselesinin hakîkatinin açığa çıktığı ve kalbe zâtî tecellînin vuku bulduğu bir hâldir¹.

Detaylı cevap

Süleymâniyye Fassı'nın sâlikteki işleyişi, Hakk'ın sıfatlarının, özellikle de rahmet sıfatının derinlemesine idrâkiyle başlar. Bu idrâk, sâlikin niyet ekseninde, kalbini ilâhî rahmetin kuşatıcılığına ve her şeyi kapsayıcılığına yöneltmesiyle tezâhür eder. Sâlik, her şeyde Hakk'ın rahmetini görmeye niyet eder. Bu niyet, fiil ekseninde, sâlikin merhametli ve şefkatli davranışlar sergilemesiyle, yaratılmışlara karşı rahmetle muamele etmesiyle kendini gösterir. Zira rahmet, ilâhî sıfatlardan biridir ve sâlik, bu sıfatın kendi üzerinde tecellî etmesini arzu eder².

Hâl ekseninde ise, sâlikin kalbinde ilâhî rahmetin zevki ve müşâhedesi yerleşir. Bu, sâlikin kendi varlığında ve çevresindeki her şeyde Hakk'ın rahmetini hissetmesi, bu rahmetle dolup taşması hâlidir. Bu hâl, sâlikin iç dünyasında bir genişleme ve huzur meydana getirir. Mârifet ekseninde ise, sâlik, Hakk'ın sıfatlarının, özellikle de rahmet sıfatının ezelî ve ebedî mahiyetini idrâk eder. Bu idrâk, sâlikin "Hakk'a mi'râc" yolculuğunun önemli bir parçası olan Hazarât-ı Hamse'deki ilâhî mertebeleri aşmasına yardımcı olur (Hazarat-ı Hamse). Sâlik, bu makâmda, Hakk'ın zâtî tecellîsine mazhar olur ve vahdet-i vücud hakîkatini zevk eder. Bu, sâlikin kendi sırrını açması, ezelî hakîkatini ve Hakk'la ilişkisinin ezelî mahiyetini idrâk etmesi anlamına gelen mükâşefe-i sırrın bir veçhesidir (Mükâşefe). Ancak bu idrâk, o kadar derin ve kuşatıcıdır ki, sâlikte bir ürkme ve korku hâli meydana getirebilir; çünkü bu, Hakk'ın kudretinin ve sıfatlarının tam anlamıyla açığa çıktığı bir makâmdır¹. Bu mertebede sâlik, kendi hayalinin yansıması olan marifet ve keşiflerden uzaklaşarak, Hakk'ın zâtına yönelir ve gönlünü ilâhî tecellîlere açar³·⁴.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8 · s.306Yani, insân-ı kâmilin (olgun insan) kesâfet-i teninin (bedeninin yoğunluğunun) letâfete (inceliğe) tebeddülü (dönüşmesi) ve bir ayna gibi mücellâ (parlak) olup,Oku
  2. 2Bir Ressam Hikâyesi · s.177Henüz Esma mertebesini idrak edememiş salik Zamanın kutbu olan Veliy-i Kamilden bunların toplamı olan Sıfatlar hakkında bilgi almak ister.. 3717. Dedi: “Git ki,Oku
  3. 3Câsiye Sûresi · s.60Hayâlî Hevâ: Bu mertebede sâlik, nefsî arzularından ve aklî gururdan geçse bile, bu kez hayalin tatlı tuzağına düşer. Sûfîler buna “ mütehayyile hevâsı ” demişlOku
  4. 4Fâtır Sûresi · s.29sayılan şeylerin taayyün itibariyle Hakk’ın gayri olmakla birlikte bâtında Hakk’ın aynı olduğunu düşünen muhakkik sûfîler, sâlikleri Hakk’ın zâtına yöneltmek içOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.