Tâ-Hâ 12 ayetinin Terzibaba'ya göre amelî yansıması nedir?
Tâ-Hâ Sûresi'nin 12. âyetinin Terzibaba'ya göre amelî yansıması, sâlikin nefsini tezkiye ederek Hak'tan gelen ilâhî hitapları idrak etmesi ve bu hitaplara tâbi olmasıdır. Bu âyet, Hz. Mûsâ'ya gelen ilâhî hitabı ve onun bu hitaba icabetini konu alır. Terzibaba, bu hitabı "Ya Recül!" (Ey Adam!) olarak te'vil ederek, âhir zaman Nebîsi olan Hz. Muhammed'e ve onun şahsında tüm insanlığa yapılan bir çağrı olarak yorumlar. Amelî olarak bu, kişinin nefsini arındırarak ilâhî kelâmı işitme ve ona göre amel etme sorumluluğunu ifade eder. Kalbin Hak zemini olması ve salih amellerle ürün vermesi bu idrakin bir neticesidir¹.
Detaylı cevap
Tâ-Hâ Sûresi'nin 12. âyeti, sûrenin başında yer alan "Tâ, Hâ" (20/1) hurûf-u mukattaa'sının ardından gelen ilâhî hitabın bir parçasıdır. Terzibaba, bu hurûf-u mukattaa'yı son zaman âlimlerinin te'viline göre "Ya Recül!" (Ey Adam!) mânâsına geldiğini belirtir². Bu te'vil, ilâhî hitabın sadece Hz. Mûsâ'ya değil, aynı zamanda âhir zaman Nebîsi olan Hz. Muhammed'e ve onun şahsında tüm insanlığa yönelik olduğunu gösterir. Amelî yansıması ise, kişinin bu ilâhî çağrıya kulak vermesi ve ona icabet etmesidir.
Bu icabet, öncelikle nefsin tezkiyesi ile mümkündür. Tâ-Hâ Sûresi'nin 76. âyetinde "İçinde ebedî kalacakları, altından nehirler akan adn cennetleri vardır. Ve işte bu, tezkiye olanların mükâfatıdır" buyrulması³, tezkiyenin önemini vurgular. Sâlik, nefsini arındırdıkça, ilâhî hitapları daha net idrak edebilir ve bu hitaplara göre amel edebilir. Kalp, "Hak'kın zemini" olarak nitelendirilir ve bu zemine ekilen "güzel amel tohumları"nın "latif ürün" vermesi muhakkaktır¹. Bu durum, ilâhî kelâmın idrak edilmesinin ardından salih amellerle tezahür etmesini ifade eder.
Tâ-Hâ Sûresi'nin 82. âyetinde "Ve muhakkak ki Ben, tövbe edenler ve îmân edenler ve sâlih amel yapanlar için mutlaka Gaffâr'ım. Sonra onlar, hidâyete erdirilir" buyrulması⁴, ilâhî hitaba icabetin tövbe, iman ve salih amel üçgeninde gerçekleştiğini gösterir. Bu amelî yansıma, sâlikin ilâhî kelâmı işitip ona göre hareket etmesi, böylece hidâyete ermesi ve ilâhî mağfirete nail olmasıdır. Tâ-Hâ Sûresi'nin 12. âyetinin amelî yansıması, kişinin ilâhî çağrıya kulak vererek nefsini tezkiye etmesi, salih ameller işlemesi ve böylece ilâhî rızaya ulaşmasıdır.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7 · s.1718“Yani, "Hak'kın zemini olan kalpte, güzel amel tohumları ekilsin de, sonra ürün olmasın hâ! Bu asla mümkün değildir. O salih amel tohumunun, latif ürün vermesi m”Oku
- 2Tâ-Hâ Sûresi · s.3“. (Tâ, hâ.) (20/1) “Tâ, Hâ.” Bu sûre-i şerîfin başında bulunan “hurufu mukattaa’dan olan müteşâbih” Âyet son zaman âlimlerinin te'vîline göre, “Ya R”Oku
- 3Mü'min (Ğâfir) Sûresi · s.24“(Tâ-Hâ, 20/76) “İçinde ebedî kalacakları, altından nehirler akan adn cennetleri vardır. Ve işte bu, tezkiye olanların mükâfatıdır.” “ altından nehirler akan” Bu”Oku
- 4Tâ-Hâ Sûresi · s.64“(Tâ-Hâ, 20/82) “Ve muhakkak ki Ben, tövbe edenler ve îmân edenler ve sâlih amel yapanlar için mutlaka Gaffâr'ım. Sonra onlar, hidÂyete erdirilir.” ”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.