İçeriğe atla

Tâ-Hâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Tâ-Hâ, tasavvufî idrakte hem Hz. Muhammed'e bir hitap hem de okuyana yönelik bir öğüt olarak, Mûseviyyet hakikati ve Nûr-u Muhammedî mertebeleriyle ilişkilendirilir. Bu sûrenin hurûf-u mukattaa'sında yer alan "Tı" harfi Mûseviyyet'in sayısal değeri olan 9'u, "He" harfi ise hazret-i hamse'nin değeri olan 5'i temsil eder. Bu iki değerin toplamı olan 14, Nûr-u Muhammedî'ye işaret eder. "Tâ" uzatması Mûseviyyet'in hakikatini, "Hâ" uzatması ise Muhammedîyyet'teki Mûseviyyet hakikatini ifade eder. "He" harfinin tek gözlü hali Hüvviyyet-i Mutlaka'yı, kelime içindeki iki gözlü halleri ise Hüvviyyet-i Mutlaka ile zuhura ait hüvviyyeti temsil eder. Tâ-Hâ, aynı zamanda İnsân-ı Kâmil'i ve Peygamberimizin Kur'ân-ı Kerîm'de geçen yedi isminden birini ifade eder.

Detaylı cevap

Tâ-Hâ sûresinin başında yer alan hurûf-u mukattaa'dan olan bu müteşâbih âyet, son dönem âlimlerinin te'vîline göre "Ya Recül!" mânâsına gelir ve âhir zaman Nebîsi olan Hz. Muhammed'i kasteder. Diğer yorumlara göre ise Allah Teâlâ'nın kudretine bir yemîn, esmâ-i hüsnâdan bir isim, Cennet ve Cehennem'e yemîn, Nebî'nin vasıflarına işâret veya hidâyet talebine işârettir. "Ey bütün ümmetlerin hidâyetini tâlib olan Nebî!" veya "Ey günahlardan tâhir ve Allah'ın kullarını hükümlerine hidâyette kılıcı Resul-ü zişân!" anlamlarına da gelir.

Tâ-Hâ her ne kadar "Ey Muhammed" demek olsa da, okuyan kişiye o anda hitap eder. Bu ifadenin genel tefsirlerde bu şekilde belirtilmemesine rağmen, okuyan kişinin neş'esine göre ve kendine göre böyledir. Kişi Kur'ân-ı Kerîm okurken bu sûreye geldiğinde "Tâ" ibaresini kendisine, "Hâ" ibaresini de "Hû" olarak Cenâb-ı Hakk'a döndürür. Böylece dairenin tamamlanmasıyla "Ey Ben, yâ Sen" derken, "bende yokum sadece Sen varsın" der ve geçer gider. Tahkîk ehline göre, kişi "Hû" dediğinde gerçekten "Hû" olmuyorsa şirk içindedir. Zâhiren bu durum geçerli olsa da, âyetin bâtın hükmünü ortadan kaldırmaz.

Tâ-Hâ, aynı zamanda Mûseviyyet hakikatinin tenzîhî mânâda İnsân-ı Kâmil'i ve Peygamberimizin Kur'ân-ı Kerîm'de geçen yedi isminden birini ifade eder. Bu durum, Tâ-Hâ'nın hem Hz. Muhammed'in şahsiyetine hem de sâlikin kendi mânevî yolculuğunda ulaşabileceği mertebelere işaret eden çok katmanlı bir kavram olduğunu gösterir. Mûseviyyet mertebesi, tenzîhî bir makam olup, Hakk'ı noksan sıfatlardan tenzîh ederek tesbîh etme halidir. Bu mertebede sâlik, Allah'ın kendisini gördüğü kanısındadır ve bu müşahede hali, daha sonra "kendini göster de seni göreyim" arzusuna dönüşebilir. Ancak bu arzu, henüz vakti olgunlaşmadığından "Lenterânî" (beni göremezsin) cevabıyla karşılaşır. Bu da sâlikin mânevî gelişimindeki aşamaları ve her mertebenin kendine özgü idraklerini ortaya koyar.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.3( 13 ) ler dikkati çekmektedir. Bilindiği gibi (9) Mûseviyyet’in sayı değeridir. ( 13 ) ise efendimize ait bir sayı değeridir. TÂ HÂ, sayı değerine geline, (Tı)Oku
  2. 2Kaynak · s.1GÖNÜLDEN ESİNTİLER: KÛR’ÂN-ı KERÎM’de YOLCULUK (20) TÂ HÂ SÛRESİ NECDET ARDIÇ İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF SERİSİ (57) SAYFA NO İÇİNDEKİLER:…………………………………Oku
  3. 3Kaynak · s.57varlığı gerçektir. Eğer kişinin yaptığı ve yapacağı bütün fiilleri bâtın âleminde düzenlenmiş oluyor ise bu “cebriyedir” kişi bütün fiilerini sadece kendi uluştOku
  4. 4Kaynak · s.11ves semâvâtil ulâ.) (Tâ-Hâ, 20/4) “Arzı ve yüksek semâları halkeden tarafından indirilmiştir.” Zâhiren dışımızda olan bu semâlar ve arzı, bâtınen kendimize döndOku
  5. 5Kaynak · s.71çalışan bir sistem mevcuttur. Bizler sürekli maddesel zâhir şartlanmalarına ma’ruz kaldığımız için bütün çevremizde bu sistemin sorunsuz olarak nasıl işlediğiniOku
  6. 6Kaynak · s.9meşakkat (güçlük) olsun diye indirmedik.” Rasûlüllah’ın geceleri teheccüd nama­zında uzun müddet kâim olmasından etkilenerek ayaklarının şişmesidir. Bilindiği gOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.