İçeriğe atla

Tasavvufta Kün Feyekün kavramının tanımı nedir?

Kavram TanımıTemel düzey25 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta "Kün Feyekün" kavramı, Allah'ın halk etme kudretinin ve iradesinin en temel ifadesi olup, "Ol! O da olur" anlamına gelir. Yâsîn Sûresi 82. ayetindeki "innemâ emruhû izâ erâde şey'en en yekûle lehu kün fe-yekûn" (bir şeyi murâd ettiğinde ona 'ol' der, o da olur) ifadesi bu kavramın menşeidir. Bu ilahî emir, tasavvufta halk etmenin bizzat hakikati olarak kabul edilir ve Hakk-ı Mutlak'ın icadî sözüdür. "Kün" emriyle varlıklar yokluktan aniden zuhur eder; aradaki "f" harfi ise oluşumun hemen ve itirazsız gerçekleştiğini bildirir¹. Bu, Allah'ın iradesiyle her şeyin anında vücut bulmasıdır.

Detaylı cevap

"Kün Feyekün" tasavvufta üç ana mertebede işler. Birinci mertebe, akâidî halk etmedir: Allah Teâlâ'nın "Ol" demesiyle her şeyin yokluktan var olmasıdır. Bu halk etme ani olup, sebep-sonuç sıralaması olmaksızın doğrudan emirden vücuda gelir. Cenâb-ı Hakk, iradesiyle âlemleri hazırladıktan sonra "Kün" der ve varlıklar "Belî" diyerek zuhur ederler¹. İkinci mertebe, vücudî mertebedir: "Kün" emri sıradan bir söz değil, Hak'ın emr-i tekvînîsidir. Bu emir ezelîdir ve bir vakit içinde değildir; Hak'ın "ol" demesi bir lafzî yapım değil, vücud-ı haricîye bir iniştir. Bu iniş, Şah Veliyyullâh ed-Dehlevî'nin "tenezzül-i emr" adını verdiği gibi, emrin mertebeden mertebeye inerek eşyanın vücuda gelmesidir. Kamer Sûresi'nde belirtildiği üzere, Kudret-i İlâhiyye sahibi olan Zât-ı mutlak, kudret "kâf-ı" ile "kün-ol" dediğinde, "fe" ile hemen oluş başlar². Bu, "Zât-İrade-Kavl" olarak ifade edilen "Ferd-i selase" üçlü ferdiyetidir³. Üçüncü mertebe, zâtî kün'dür: Bu, Hak'ın kendi zâtının kendi zâtına tecellîsidir. Bu tecellîde "kün" emri yoktur, çünkü emir zaten mertebeler arası iletişimdir ve zât-ı sırfta mertebe bulunmaz. "Kün" emrinin muhatabı olarak tasavvuf, Şah Veliyyullâh ve İbn Arabî çizgisi uyarınca a'yân-ı sâbiteyi gösterir. Bir şeyin vücut bulması, o şeyin kendi nefsindendir; "Kün" demekle o şeydeki tekvinin vaktinin geldiği, yani kaderinin zuhura çıkması gerektiği bildirilmiş olur⁴. Bu, ademde (yoklukta) mevcut olanın vakti geldiğinde zuhura çıkmasıdır⁴. Kur'ân-ı Kerîm'de geçen sekiz adet "Kün Feyekün" ayeti, tevhid-i ef'âl sahasında meydana gelen genel "Ol"u ifade eder⁵. Ancak, "Kün" emri bazen çevresindekilerin dualarına yönelik özel bir hâl olarak da tecelli edebilir ve bu, Cenâb-ı Hakk'ın âlem bazındaki genel hâl olan "Kün Feyekün" ile karıştırılmamalıdır⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Sohbet Arası Sohbetler (24), s. 94“İşte Cenabı hak iradesiyle kavliyle bunları kabul edecek sahayı âlemleri hazırladı, sonra kûn dedi. Onlarda yapmaya hazır olduğundan “Belî” evet dediler ve zuhu”Oku
  2. 2Kamer Sûresi, s. 20““Kün-ol” der, (  Fe) (  Ye) Feyekünü-hemen olur. “Ye” “Fe”nin aynası, “Fe” ise, “Kaf”ın aynasıdır. Kudret-i İlâhiyye sahibi olan Zât-ı mutlak, kudret “kâf-ı” ”Oku
  3. 3Nahl Sûresi, s. 69““İnnemâ kavlunâ lişey-in izâ eradnâhu en nekûle lehu kun feyekûn(u)” Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, “ol” dememizdir. O da hemen o”Oku
  4. 4Kelime-i Sâlihiyye, s. 26“------------------ Ya'nî Hak, "feyekûn" kavliyle isbât etti kî, bir "şey"in vücûd bulması, o "şey"in kendi nefsindendir. O şey hemen olduğuna göre o şeyin hemen”Oku
  5. 5Bendeki Terzi Babam (Cilt 1), s. 174“Kûr’ân-ı Kerîm’de geçen “8 adet” (كُنْ فَيَكُونُ) Kün feyekün âyetinden biri bu sûrenin 82. âyetinde geçmekte- dir. (2+6)= 8 dir. (8) Tevhid-i Ef’âldir. Ef’âl s”Oku
  6. 6Bendeki Terzi Babam (Cilt 1), s. 219“. ↑ Bu “Ol” da, her hangi bir şeyin oluşumu için değil, çevresindekilerin dualarına “Kün” demek mâhiyetindedir. ↑ (كُنْ) “ Kün” ile Efendi Babam arasında ki hak”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.