İçeriğe atla

TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye eserinde Kelîmullâh kavramı nasıl ele alınır?

Kitap-KonuOrta düzey0 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye eserinde Kelîmullâh kavramı, Hz. Mûsâ'nın özel lakabı olarak, Allah ile vasıtasız hitâbet ilişkisinin remzi ve nübüvvetin özel bir vechesi şeklinde ele alınır. Bu makam, Hz. Mûsâ'nın "Allah Mûsâ ile gerçekten konuştu" (Nisâ 4/164) ayetiyle sabit olan, Hak sözünü gerçek manasıyla duyma yeteneğini ifade eder. Kelîmullâh makamında, sâlikin henüz görüş mertebesine ulaşmadığı ("len terânî" cevabı), ancak ilâhî kelâmı doğrudan idrak ettiği vurgulanır. Bu makam, Tevhîd kelimesinin "lâ ilâhe illâllah" zikriyle çözülen "ilâhe" kavramıyla ilişkilendirilir ve Hz. Mûsâ'nın Tevhîd'inin "lâ mevcûde illâllah" şeklinde tezahür ettiğine işaret edilir¹.

Detaylı cevap

Kelîmullâh, Hz. Mûsâ'ya mahsus bir lakap olup, Allah'ın kelâm söylediği anlamına gelir. Bu makamın menşei, Kur'ân-ı Kerîm'deki "Allah Mûsâ ile gerçekten konuştu (kelime ile kelâm etti)" (Nisâ 4/164) ayetidir². Hz. Mûsâ'nın bu makamda henüz görüş mertebesine ulaşmadığı ("len terânî"), ancak Hak sözünü gerçek manasıyla duyma yeteneğine sahip olduğu belirtilir¹.

Tasavvufta Kelîmullâh makamı, sâlikin Hak ile vasıtasız hitâbet ilişkisinin remzi olarak görülür; bu, nübüvvetin bir vechesi ve vahy-i mübâşirin özel bir hâlidir. Hz. Mûsâ'nın bu makamı, peygamberlere verilen üç temel makamdan biri olan kelâm makamını temsil ederken, diğerleri Hz. İbrâhîm'in hullet (dostluk) ve Hz. Muhammed'in mahbûbiyyet (sevilenlik) makamlarıdır.

Kelîmullâh makamı, Tevhîd kelimesinin "lâ ilâhe illâllah" zikriyle ilişkilendirilir. Bu makamda okunan ve çözülen kelime "ilâhe"dir ve Hz. Mûsâ'nın Tevhîd'i "lâ mevcûde illâllah" şeklinde ifade edilir³. Ayrıca, Hz. Mûsâ'nın Kelîmullâh makamının tecellisi "lâ fâile illâllah" (Allah'tan başka fail yoktur) olarak açıklanır ve bu, melikiyet zuhur edici peygamberi olarak "Açıkça görünen Melik'ten başka fail yoktur" şeklinde tezahür eder⁴·⁵. Mesnevî-i Şerîf'te ise Hz. Mûsâ'ya ihsan buyurulan kerâmetin ruhanî kuvvetten kaynaklandığı belirtilir⁶. Fir'avn'ın Hz. Mûsâ'ya "Kelîm" diye hitap etmesi ise, onun bu makamını tasdik etmeyerek "mecrûh" (yaralı) anlamında kullanması olarak yorumlanır⁷.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Tevhîd · s.59ın lakabı "Kelimullah"tır, yani daha henüz görüş mertebesi oluşmamış ("len terani") fakat Hak sözünü gerçek manasıyla duyma oluşmuştur. &10024; Bilindiği gibi MOku
  2. 2Kelime-i Tevhîd · s.56 "Allah Musa'ya gerçekten konuştu (kelime ile kelam etti)" Hadis-i şerif, “hani İbrahime Rabbı bir takım kelimelerle imtihaOku
  3. 3Kelime-i Tevhîd · s.223"Vadi-i Eymen"e, yani "Tur dağında hitap edilen vadi"ye ulaşmadan bu hakikatlere ulaşmamız mümkün değildir. Çünkü Yüce Allah'ın çizdiği genel seyir yolu budur. Oku
  4. 4Kelime-i Tevhîd · s.17kelimesi tecellisi “lâ ilâhe illâ allah” uluh’iyyet zuhur edici peygamberi “la ma’bude illâ allah” vahid’iyyet Muhammed Habibullah SAV (zat) kelimesi tecellisi Oku
  5. 5Târık Sûresi · s.31kelimesi tecellisi “la mevsufe illâ allah” rahman’iyyet zuhur edici peygamberi “la mevsufe illa rahman” (sıfât) İsebni Meryem Rasullüllah İsa Ruhullah kelimesi Oku
  6. 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.1586Sende İbrahim Halilullah (a.s.) gibi bir tevekkül var mıdır ki, bu tevekkül ruhanî tesirlerdendir; ve aynı şekilde sende Musa Kelimullah (a.s.) gibi bir kerametOku
  7. 7Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.881Fir'avn, Mûsâ (a.s.)a hitâben dedi ki: “Ey Kelîm, sen asânı boğa yılanı yaparak, halk arasına salıverdin; halk korkusundan kaçmak için birbirini çiğnedi ve bu eOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.