İçeriğe atla

Tekvîr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları1 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Tekvîr kavramı, tasavvufî idrakte mertebeler arası bir geçişi ve hakîkat-i Muhammediyye'nin zuhûrunu işaret eder. Bu sûre, zâhirî anlamıyla kıyâmet hallerini tasvir ederken, bâtınî olarak sâlikin seyr ü sülûk yolculuğundaki idrak mertebelerini ve bu mertebelerde yaşanan tecellîleri açıklar. Özellikle Ef'âl, Esmâ, Sıfât ve Zât mertebelerinde farklı veçheleriyle ele alınan Tekvîr Sûresi, akl-ı cüz'den akl-ı küll'e yükselişi ve nefsin hevasından, zan ve hayalden arınarak saf bir gönülle hakîkatlere ulaşmayı vurgular. Bu sûrenin hakîkatleri, ehillerine açılan ve ancak derin bir müşahede ile idrak edilebilen ilimlerdendir.

Detaylı cevap

Tekvîr Sûresi, tasavvufî açıdan sâlikin mânevî yolculuğunda farklı idrak mertebelerinde nasıl tecellî ettiğini gösterir. Bu mertebeler, Cenâb-ı Hakk'ın hakîkatini, âlemlerin hakîkatini ve insanın hakîkatini idrak etme süreçleridir.

Ef'âl Mertebesi: Bu mertebede, sûrenin âyetleri zâhirî anlamlarıyla okunur ve tefekkür edilmez. Kelam ehli, âyetleri sadece okuyup geçer. Bu, şeriat mertebesi itibarıyla Kûr'ân-ı Azîmü'ş-şân'ın genele açılan kısmıdır. Kişinin birimsel kimliği esastır ve günah-sevap hükümleri kul-mâbud anlayışı içinde ikilik üzerine kuruludur. "Kim dilerse Rabbine bir yol ittihaz eder" hükmü bu mertebede geçerlidir ve dileme kula aittir.

Esmâ Mertebesi: Bu aşamada, tefekkür tam olarak hakkıyla oluşmamış olsa da, bir önceki mertebeye göre duygusallık ve iyi niyetli bir duruş vardır. Âyetin neticesi düşünülmeden kabul edilir. Esmâ mertebesine ulaşan kişinin artık birimsel bir kimliği kalmamıştır, tabiat zindanından kurtulmuştur. Bu mertebede "sen" yoktur ve "isteyemezsin" denilir; dilek Cenâb-ı Hakk'tan gelir. Esmâ mertebesine ulaşanlar ebrâr zümresindendir.

Sıfât Mertebesi: Bu mertebede, âyetin içinde geçen "minkum" (sizden) ifadesi izâfi hale gelir. Görünen varlıklar beşerî anlamda "sizler" değildir; onlar birer zuhur mahâllidir ve kendilerine ait varlıkları yoktur. Bu idrak, kişinin kendi varlığının Hakk'ın tecellîsi olduğunu anlamasıyla gerçekleşir.

Zât Mertebesi: Bu en yüksek mertebede, Cenâb-ı Hakk kendini kendisine muhatap alarak hitap eder. Kişi, kendi vicdanında ve hakîkatinde gerçek kimliğini bulduğunda, Hakk'ın ta kendisi olduğunu idrak eder. Bu durumda kişinin dileyeceği bir şey yoktur, Hakk onun namına diler. Bu mertebede "bireyler" (siz) kalkmış, sadece "ene" (ben) kalmıştır ve dileyen kendi kendinde kendi dileğini ortaya çıkaran kendisidir. Bu, bâtınî mânâda dahi ikiliğin kalktığı, sadece "Alîm ve Hakîm" isimlerinin hakîkatleriyle yaşanan bir idrak ve anlayıştır.

Bu mertebeler arası geçiş, akl-ı cüz'ün akl-ı küll'e dönüşmesiyle, nefsin hevasından, zan ve hayalden soyunarak saf bir gönülle Kûr'ân'ın hakîkatlerine ulaşmakla mümkündür. Zikir ve fikir ile yapılan ameliyatlar, gönül ufkunu genişleterek "mübîn-açık" bir ufuk sağlar ve kişinin Cibrîl-i hakîkatleri idrak etmesine vesile olur. Peygamber Efendimiz'in mi'rac gecesi aldığı ilim torbaları misali, Tekvîr Sûresi'nin hakîkatleri de ehillerine açılan ve ancak derin bir müşahede ile idrak edilebilen ilimlerdendir.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.1GÖNÜLDEN ESİNTİLER: KÛR’ÂN-ı KERÎM’de YOLCULUK (81) TEKVÎR SÛRESİ NECDET ARDIÇ İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF SERİSİ (51) SAYFA NO İÇİNDEKİLER:………………………………Oku
  2. 2Kaynak · s.3çalışmamızdan kaynaklanmaktadır. Aklı cüz aklı küll’den gelen hakîkatleri anlamakta yetersiz kalmaktadır bu nedenle yapılması gereken iş aklı cüz’imizi aklı külOku
  3. 3Kaynak · s.293. İrfan Mektebi, Hakk Yolu’nun Seyr defteri: 4. Lübb’ül Lübb Özün Özü ,(Osmanlıca’dan çeviri): 5. Salât- Namaz ve Ezan-ı muhammedi’de Bazı hakikatler: “İngilizOku
  4. 4Kaynak · s.17Müntehâ’da gördü. Bizlere çok küçük bir melek gösterilse ne hallere gireceğimizi bilmez iken Efendimiz (s.a.v) Cebrâil a.s’ı gördükten sonra dahi kendisinde hiçOku
  5. 5Kaynak · s.25Rabbi Allah dilemedikçe.” Bu âyeti kerîmelere bakılınca bireyin hükmü ortadan kalkmaktadır. Bu durumda günâh ve sevâp hükümleri neye göre olacaktır, sorusu hemeOku
  6. 6Kaynak · s.27çünkü çokluk âlemidir. Günah ve sevap hükmü içerisinde kul ve mâbud anlayışı ile ikilik üzerine bir sistem vardır. Ef’âl mertebesi îtibarıyla birimsel varlıklarOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.