İçeriğe atla

Vâkı'a kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları3 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Vâkıa, tasavvufî idrakte yalnızca kıyametin zahirî kopuşunu değil, aynı zamanda ilâhî hakikatlerin kalpte ansızın ve kuşatıcı biçimde zuhur edişini ifade eden bir hâldir. Bu hâl, sâlikin zikrin galebesiyle şuur hâlinden müşâhede hâline intikal etmesiyle yaşanır. Vâkıa, ilme'l-yakîn, ayne'l-yakîn ve hakke'l-yakîn mertebelerinde farklı tezahürler gösterir. Sâlikin benlik iddialarını ortadan kaldırarak hakikatin tüm açıklığıyla tecellî etmesini sağlayan bu hâl, nefsin tahkir edilip kalbin tasfiye edilerek yüceltilmesini netice verir. Vâkıa, sâlikin seyrü sülûkünün mahiyetini açığa çıkararak, samimi olanları Hakk'a yaklaştırırken, zan ve vehim üzere olanları bâtıla sürükler. Bu, aynı zamanda gayb âleminden kalbe gelen mâna ve keşiflerin yaşandığı bir yakîn hâlidir.

Detaylı cevap

Vâkıa kavramı, tasavvufî sülûkta farklı mertebelerde işlenir ve her mertebede farklı bir tahakkuk seviyesine işaret eder.

İlme'l-yakîn mertebesi: Bu mertebede sâlik, vâkıanın ne olduğunu akıl yoluyla, yani okuyarak veya dinleyerek bilir. Vâkıa Sûresi'nin tefsirlerini inceleyerek kıyametin ahvalini ve tasavvufî yorumlarını öğrenir. Bu, kavramın teorik bilgisi olup, henüz kalpte yaşanmış bir hâl değildir. Kitapta belirtildiği üzere, "Vâkıa sûresi, mânevî istikamette meydana gelebilecek sapmalardan korunmak için sıkça okunması tavsiye edilen sûreler arasında yer alır."¹ Bu okuma ve tefekkür, ilme'l-yakîn seviyesinde bir idrak sağlar.

Ayne'l-yakîn mertebesi: Bu mertebede vâkıa, kalbin geçici bir tatması veya müşâhede hâline intikal etmesi olarak yaşanır. "İşârî bakımdan ise burada zikredilen 'vâkıa', yalnızca kıyametin zâhirde kopuşunu değil; ilâhî hakikatlerin kalpte ansızın ve kuşatıcı biçimde zuhur edişini de ifade eder."² Bu zuhur anında sâlik, zan, inkâr ve tasdik gibi nefsî tavırlardan sıyrılarak hakikatin bir parıltısını yaşar. Bu, henüz tam bir istikrar kazanmamış olsa da, kalbin hakikatle yüzleştiği bir anı temsil eder. "Vâkıa, sâlikin zikrin galebesiyle şuur hâlinden müşâhede hâline intikal etmesidir."³ Bu geçiş, sâlikin benlik iddialarının sarsıldığı ve dağıldığı bir süreci de içerir. "Tasavvufî anlamda kıyâmetin sarsıcı kasırgası, beşerî toprağa vurup insânî enâniyet dağlarından esip geçtiğinde hem beşerî tabiatı hem de benlik dağlarını darmadağın eder."³

Hakke'l-yakîn mertebesi: Bu en yüksek mertebede vâkıa, sâlikin o kavram olması, yani hakikatin bütünüyle kendisinde tahakkuk etmesidir. Bu, hâlin sabitlenmesi ve makama dönüşmesidir. "Eğer sâlik 'ölmeden önce ölmenin' sırrına erişmişse, bu vâkıa onun için hayatta iken bir uyanış ve kıyamet olarak tahakkuk eder."² Bu mertebede sâlik, gayb âlemlerini hakke'l-yakîn derecesinde müşahede eder, dünya arzularından yüz çevirerek bütünüyle hakikate yönelir. "Cenâb-ı Hak, müşâhede vâridini doğrudan kalbe tattırarak kulunu kendine çekmeyi murad ettiğinde, ona mârifet nurlarını ve gaybî keşifleri ikrâm eder. İşte bu an, ârif için kıyametin tahakkukudur."³ Bu seviyede, vâkıa kuvvet kazandığında sâlik, Allah'ın dilediği ölçüde gayb âlemlerini müşahede eder, ruhanî ilimlere açılır ve kalbi arınarak huzur ve itmi'nâna erer. Bu, artık ne nefsin ne de şeytanın sâlikin vâkıasını yalanlayamayacağı, hakikatin apaçık zuhur ettiği bir uyanış hâlidir.³ Tüsterî'ye göre bu, sâliklerin seyrü sülûklerinin mahiyetlerinin açığa çıkması anlamına gelir; kimin sülûku Resûlullah'a ittibâya dayanıyorsa o Hakk'ın yoluna sevk edilir, kimin sülûku zan ve tahmin üzerine kurulmuşsa o bâtıla götürülür.²

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak 1 · s.7
  2. 2Kaynak 2 · s.9
  3. 3Kaynak 3 · s.11
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.