Velev şâe rabbuke leâmene men fî-l-ardi kulluhum cemî'â(an)(c) efeente tukrihu-nnâse hattâ yekûnû mu/minîn(e)
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekun iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü'min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın?
Yûnus Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Velev şâe rabbuke leâmene men fî-l-ardi kulluhum cemî’â(an) efeente tukrihu-nnâse hattâ yekûnû mu/minîn(e)” Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın? (10/99)
İman’ın “şae” Senin Rabbin ile “Allah” ın esmâ mertebesinden dilemesiyle olacağı bildirilmektedir. Risalet mertebesi, hakk’tan aldığı emri tebliğdir. Bizlerinde yeryüzü beden arzıdır. Bu imânın ef’âl mertebesinden olduğu anlaşılmaktadır.