İçeriğe atla
Nasr 2Cüz 30 · Sayfa 603

Nasr Sûresi 2. Âyet

النصر

Sohbete sor

Ve raeyte-nnâse yedḣulûne fî dîni(A)llâhi efvâcâ(n)

(1-3) Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.

Namaz Sûreleri (Cilt 2)

Terzibaba - Necdet Ardıç

O günlere kadar yavaş yavaş gelişmekte olan İslâmiyet Mekke fethedildikten sonra kabileler halinde diğer insanların katılımıyla hızla genişlemeye başladı. Cenâb-ı Hakk bunu daha önce Hz.Resûlullah (s.a.v) a vaad etmişti.

Bireysel varlığımızda mevcût olan her bir esmâ-i ilâhîyye bir insân hükmünde olduğundan dolayı esmâ-i ilâhîyyenin isyan yolunda değilde müspet mânâda gönül aleminde tahakkuku “ve reeyten nâse” hükmündedir.

Bunun sonucu olan dîn anlayışı değişir ve “Allah indinde, dîn İslâm’dır” anlayışı tahakkuk eder.

Bizler gerçek olarak Allah’ın bildirdiği İslâm dînini yaşamazdan önce beşeriyet yani nefsimizin dînini yaşamaktayız. Allah’ın dînini yaşamak için ise yer ehli olmaktan kurtularak gök ehli olarak O’nun huzuruna çıkmamız gerekmektedir.

Nefsimizin dînini tatbik ettiğimizden dolayıdır ki İslâm dîninin hakîkatlerine ulaşamıyoruz ve başkalarına da anlatamıyoruz.

Birimsel varlığımız açısından ise, eğer kişi Cenâb-ı Hakk’ın (c.c) istediği ve Hz.Resûlullah’ın (s.a.v) târif ettiği şekilde Hakk’a yönelirse o zaman ona gelen Allah’ın yardımı ve fethi ile kendisi için İslâmiyet olan İslâmiyetin geneli içinde bildikleri kısmına öbek öbek yeni dîni bilgiler katılır. Örneğin kişi Kur’ân-ı Kerîm’den 100 âyeti kerîme biliyorsa her ne kadar İslâmiyet çok geniş olsa da bu onun bildiği İslâmiyettir. İşte bu bildiği şeyler bu yol ile gittikçe genişler. Burada belirtilen insanlar hükmü o kişi için artık kendisine gelen dîni bilgiler hükmüne girer.

İnsanın özelliği Hakk’a ârif olabilmesidir. Bu nedenle sâdece yardım kâfi değildir, bunun yanında fetihlerde yânî açılımlarda olacak ki kişinin dar olan kabı genişlesin. Eğer bu açılımlar olmaz ise Allah’ın yardımı gelir ve akar gider. Kişinin gönlünde yeni yeni hâneler açılmalıdır ki, bu dolup taşıp akan yardımlar boşa gitmesin. Bu açılan değişik mertebeler ile kişi o bölük bölük gelen ilimleri tutacak ve muhafaza edecek kaplara sâhip olacaktır.


فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ اِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا

(110-3) Fe sebbih bi hamdi rabbike vestagfirh, innehu kâne tevvâbâ.

O zaman Rabb’ının hamdı ile tespih et. Ve O'ndan

mağfiret dile. Muhakkak ki O, tövbeleri kabul edendir.”


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)