Kâle rabbi-ssicnu ehabbu ileyye mimmâ yed'ûnenî ileyh(i)(s) ve-illâ tasrif ‘annî keydehunne asbu ileyhinne veekun mine-lcâhilîn(e)
Yusuf, "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum" dedi.
Yusuf dedi ki: "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettikleri şeyden daha sevimlidir. Eğer sen, bu kadınların tuzaklarını benden uzak tutmazsan, ben onların tuzağına düşerim ve cahillik edenlerden olurum".
Bu ayet, Hz. Yusuf'un iffetini koruma mücadelesini ve Allah'a sığınışını dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır. 'Sijn' (hapis), 'yed'ûn' (davet etmek/istemek), 'tasrif' (uzaklaştırmak) ve 'keyd' (tuzak) gibi kavramlar, onun içinde bulunduğu zor durumu ve ahlaki duruşunu derinlemesine yansıtmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sijn' kelimesini 'hapsetmek, alıkoymak' anlamında kullanır ve bu ayette Hz. Yusuf'un, kadınların davetinden daha çok hapsi tercih etmesini, iffetini koruma adına bir sığınak olarak gördüğünü belirtir. Bu, onun ahlaki direncini ve Allah'a tevekkülünü gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'sijn'i 'bir şeyi belirli bir yerde alıkoymak' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, Hz. Yusuf'un, nefsinin arzularına kapılmaktansa fiziksel bir kısıtlamayı (hapis) tercih etmesini ifade eder ki bu, manevi özgürlüğünü koruma çabasıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'yed'ûn' kelimesini 'bir şeye çağırmak, davet etmek' olarak açıklar. Bu ayette, kadınların Hz. Yusuf'u günaha, yani cinsel ilişkiye davet etmeleri anlamında kullanılmıştır. Hz. Yusuf'un bu davete karşı duruşu, onun peygamberlik ahlakını ve iffetini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'da'a' kökünün Kur'an'daki kullanımlarını incelerken, 'davet'in sadece fiziksel bir çağrı değil, aynı zamanda bir fikre, inanca veya eyleme yönlendirme anlamı taşıdığını belirtir. Burada, kadınların Hz. Yusuf'u ahlaki bir sapmaya davet etmesi, kavramın derinliğini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'sarf' kelimesini 'bir şeyi bir halden başka bir hale çevirmek' olarak açıklar. Ayetteki 'tasrif' ifadesi, Allah'tan kadınların tuzaklarını ve kötü niyetlerini Hz. Yusuf'tan uzaklaştırmasını, onu bu durumdan korumasını istemesi anlamındadır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'sarf'ın 'bir şeyi yönünden saptırmak, çevirmek' anlamını vurgular. Hz. Yusuf'un duası, Allah'ın kudretiyle bu tehlikeli durumun kendisinden uzaklaştırılmasını, yani kadınların kötü niyetlerinin etkisiz hale getirilmesini talep etmesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'keyd'i 'bir şeyi hile ile elde etmeye çalışmak' olarak tanımlar. Bu ayette 'keydühünne' ifadesi, kadınların Hz. Yusuf'u günaha sürüklemek için başvurdukları aldatıcı ve kurnazca planları, tuzakları ifade eder. Bu, onların kötü niyetli çabalarını vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'keyd'in 'gizlice ve hile ile yapılan iş' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, kadınların Hz. Yusuf'u baştan çıkarmak için kullandıkları kurnazca yöntemleri ve tuzakları ifade eder. Hz. Yusuf'un bu tuzaklardan Allah'a sığınması, onun takvasını gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'keyd'in Kur'an'da genellikle olumsuz bir bağlamda, düşmanca veya aldatıcı bir planı ifade ettiğini belirtir. Burada, kadınların Hz. Yusuf'a karşı kurduğu, onu günaha sevk etmeyi amaçlayan hileli planları anlatır ve bu durumun ciddiyetini vurgular.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/33. “-Yûsuf- dedi ki: Rab'bîm!. Benim için zindan, beni kendsine dâvet ettikleri şeyden daha sevgilidir. Ve eğer benden onların hilelerini bertaraf etmez isen onlara meyleder ve câhillerden olmuş olurum.” Bunun üzerine Yûsuf (a.s.)ın dilinden “Yarabbi beni çağırdıkları işden hapishane daha iyidir.” “Ben hapishanede kalayım daha iyidir. Benim üzerimden onların hilelerini kaldır. Eğer bu meylimi ondan kaldırmazsan ben de câhillerden olurum.”dedi.
Hapishaneyi evden ve o fiillerden uzaklaşmayı daha sevimli gördü. İşte beden mülkünde nefsin emri altında kalmış olan nefsimiz bir başka beden mülkünden çıkıp, hapishaneye girip de orada huzurlu olması yani nefsin
tasallutundan kurtulmuş olması ona daha hayırlı geliyor. Lüks bir yerde emir altında yaşamaktansa harabe gibi bir yerde hür olarak yaşamak gönül için daha hayırlı oluyor. Çünkü orada yalnız başına olacağından Rabbine yöneliyor. İlim tahsili yapacağından o hapishane ona daha sevimli geliyor. Birçok Veliyi Kirâm, evliyaullah eğitim devrelerinde hep kenarı ihtiyar etmişler. Uzleti tercih etmişlerdir. Erbaîn çıkarmışlardır. Bizim pirlerimizden silsilede, yukarılarda ismi geçen Ömer Halvetî hazretleri için; bir ağacın gövdesinin kütüğünde 40 erbaîn çıkarmış denir. Büyük bir çınar ağacının gövdesinde sıradan arka arkaya 40 defa hiç ara vermeden yani 40 defa 40 gün erbaîn’e girmiş, arka arkaya 1600 gün hep tefekkürde ve huzurda olmuş, denir.
Bu insânlarda bir yere gelmek için pek kolay ulaşamamışlardır. Bir yere gelmek pek kolay olmuyor. İşte Yûsuf (a.s.)ın siccine girmesi, erbaîn’e girmesi demektir. Ne diyorlar? Hücreye girmesi çilehaneye girmesi demektir. Ve illâ benden mutlaka onların hilelerini benden çevirdi. Eğer onu meylimden korumasaydı, Rabbim ben de câhillerden olurdum. Rabbi onun bu ricâsına icâbet etti. Yani onun saraydaki süresi doldu. Onların hilelerinden onu kurtardı. Ondan çevirdi. O zâten bunların hepsini duyucu ve biliciydi. Sonra onun lehinde oldu. Âyetlerimizi böylece gösterdik. Belirli bir süre onu siccinde bıraktık. O, girdikten sonra onunla birlikte 2 kişi daha girdi. Bu siccine peygamber efendimiz de girmişti. Hira dağındaki mağarada yani bunlar birçok peygamberin, birçok evliyanın yapmış olduğu çalışmalardır.