Festecâbe lehu rabbuhu fesarafe ‘anhu keydehun(ne)(c) innehu huve-ssemî'u-l'alîm(u)
Rabbi, onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Şüphesiz ki O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Bunun üzerine Rabbi, onun duasını kabul buyurdu da ondan onların tuzaklarını bertaraf etti. Muhakkak ki O, evet O, hakkiyle işiten, hakkiyle bilendir.
Yûsuf Suresi'nin 34. ayeti, Hz. Yusuf'un duasının kabul edilişini ve kadınların tuzağından korunmasını anlatır. Ayet, Allah'ın dualara icabet etme, tuzakları savuşturma ve her şeyi işitip bilme sıfatlarını vurgulayan temel kavramlar içerir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İstecâbe (استجاب) kelimesi, 'icabet etmek, karşılık vermek' anlamına gelir. Kur'an'da genellikle Allah'ın kullarının dualarına karşılık vermesi, onların isteklerini yerine getirmesi bağlamında kullanılır. Bu ayette, Hz. Yusuf'un kadınların tuzağından korunma talebine Allah'ın olumlu yanıt vermesini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): İstecâbe fiili, 'cevap verdi, kabul etti' manasındadır. Burada Allah'ın, Yusuf'un kendisini kadınların şerrinden koruması yönündeki dileğini kabul ettiğini ve ona yardım ettiğini mecazi bir anlatımla belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İcabet kavramı, Kur'an'da Allah ile insan arasındaki ilişkinin önemli bir boyutunu oluşturur. Allah'ın 'mücîb' (icabet eden) sıfatı, kullarının samimi yakarışlarına karşılık vermesini ifade eder. Bu ayette, Hz. Yusuf'un zor durumdaki duasına Allah'ın olumlu yanıt vermesi, bu ilişkinin bir tezahürüdür.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Sarefe (صرف) fiili, 'çevirmek, döndürmek, uzaklaştırmak' anlamlarına gelir. Ayetteki kullanımıyla, Allah'ın kadınların kurduğu tuzağı ve kötülüğü Hz. Yusuf'tan uzaklaştırdığını, onun zarar görmesini engellediğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sarfun (صرف), bir şeyi bir yönden başka bir yöne çevirmektir. Bu ayette, Allah'ın kadınların hilelerini ve kötü niyetlerini Hz. Yusuf'tan başka bir yöne çevirerek onu koruduğunu, tuzağın etkisini giderdiğini anlatır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Sarf kelimesi, bir şeyi asıl yönünden başka bir yöne çevirme, uzaklaştırma anlamını taşır. Ayetteki 'fasarafe anhü keydehünne' ifadesi, Allah'ın kadınların hilesini Yusuf'tan uzaklaştırarak onu koruduğunu, tuzağın amacına ulaşmasını engellediğini gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Keyd (كيد), 'hile, tuzak, kötü niyetli plan' anlamına gelir. Bu ayette, Züleyha ve diğer kadınların Hz. Yusuf'u günaha sürüklemek veya ona iftira atmak amacıyla kurdukları düzeni ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Keyd, bir şeyi gizlice ve hile ile yapmaya çalışmaktır. Ayetteki 'keydehünne' ifadesi, kadınların Hz. Yusuf'a karşı gizlice ve aldatıcı yollarla kurdukları planı, onu baştan çıkarma veya ona iftira atma girişimlerini anlatır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Keyd, bir şeyi gizlice ve kurnazca yapma çabasıdır. Genellikle kötü niyetli planlar için kullanılır. Bu ayette, kadınların Hz. Yusuf'a yönelik kötü niyetli ve aldatıcı girişimlerini, yani onu günaha sevk etme veya ona zarar verme amaçlı tuzaklarını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Semî' (سميع), Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup, 'her şeyi işiten' demektir. Bu ayette, Allah'ın Hz. Yusuf'un duasını ve kadınların fısıltılarını, niyetlerini işittiğini, hiçbir şeyin O'ndan gizli kalmadığını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Allah'ın 'Semî'' sıfatı, O'nun sadece sesleri değil, aynı zamanda kalplerdeki niyetleri, gizli düşünceleri ve duaları da işittiğini ifade eder. Bu ayette, Hz. Yusuf'un içten yakarışını ve kadınların gizli planlarını Allah'ın işittiği ve buna göre hareket ettiği vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Alîm (عليم), Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup, 'her şeyi bilen' demektir. Bu ayette, Allah'ın kadınların tuzağının tüm detaylarını, niyetlerini ve Hz. Yusuf'un durumunu tam olarak bildiğini, bu bilgiye dayanarak müdahale ettiğini ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Alîm sıfatı, Allah'ın geçmişi, şimdiyi ve geleceği, görüneni ve görünmeyeni, açığı ve gizliyi kuşatan sonsuz bilgisine işaret eder. Ayetteki kullanımıyla, Allah'ın kadınların hilelerini ve Hz. Yusuf'un masumiyetini tüm yönleriyle bildiğini ve bu bilgiye göre adaletle hükmettiğini belirtir.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
hakkıyla işiten, tamamiyle bilen O'dur.” Rabbi onun duasına icabet etti. Onların hilelerini onun üzerine döndürdü. O zâten bu duaları duyucu idi. Cenâb-ı Hakk’a yapmış olduğu bu niyaz sonucu o bunları duyucu idi. Zâten orada idiler. işte sonra lehinde bu Âyetleri gösterdik. Bir müddet onun hapishanede yatmasını istediler.