Śumme bedâ lehum min ba'di mâ raevû-l-âyâti leyescununnehu hattâ hîn(in)
Sonra onlar, Yusuf'un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular.
Bu kadar delili gördükleri halde, sonra yine de Yusuf'u bir süre için zindana atma düşüncesi ağır bastı.
Yûsuf Suresi 35. ayet, Hz. Yusuf'un masumiyetine dair delillerin görülmesine rağmen, onu hapsetme kararının alınmasını anlatır. Ayet, 'bedâ' fiiliyle ortaya çıkan bir kararı, 'âyât' ile delilleri ve 'yescünunnehu' ile hapsedilme eylemini vurgulayarak, adaletsiz bir durumu dilbilimsel olarak ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'bedâ' fiilinin bir şeyin gizlilikten çıkıp görünür hale gelmesi anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'bedâ lehum' ifadesi, daha önce gizli olan veya düşünülmeyen bir kararın, yani Yusuf'u hapsetme fikrinin onlar için açığa çıktığını, belirginleştiğini ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'bedâ' kelimesinin 'zuhûr' (ortaya çıkma) ve 'inşirâh' (açılma) anlamlarına geldiğini kaydeder. Ayetteki kullanımı, deliller görüldükten sonra, Yusuf'u hapsetme kararının onlar için bir fikir olarak ortaya çıktığını, belirginleştiğini ve bu kararın alındığını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki kelimelerin semantik alanlarını incelerken, 'bedâ' gibi fiillerin bir durumun veya gerçeğin aniden ortaya çıkışını ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, delillerin açık olmasına rağmen, beklenmedik bir şekilde Yusuf'u hapsetme kararının ortaya çıkması bu semantik derinliği yansıtır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 're'â' fiilinin hem gözle görme hem de kalple idrak etme, anlama anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'mâ ra'avu'l-âyât' ifadesi, Yusuf'un masumiyetine dair delilleri sadece görmekle kalmayıp, aynı zamanda bu delillerin anlamını ve doğruluğunu idrak ettiklerini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 're'â' fiilinin mecazi kullanımlarına dikkat çeker. Burada 'âyât'ı görmek, sadece fiziksel bir görme değil, aynı zamanda delillerin açıkça anlaşılması ve kabul edilmesi anlamına gelir ki bu da onların Yusuf'un masumiyetini bildikleri halde farklı bir karar aldıklarını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 're'â' fiilinin farklı bağlamlarda 'bilmek', 'inanmak' ve 'görmek' anlamlarını taşıdığını açıklar. Ayetteki 'râ'û' kelimesi, delillerin açıkça ortada olduğunu ve onların bu delilleri görmezden gelerek veya farklı yorumlayarak bir karar aldıklarını belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'âyet' kelimesini 'açık işaret, alamet, delil' olarak tanımlar. Bu ayetteki 'el-âyât', Yusuf'un masumiyetini ve kadının iftirasını açıkça ortaya koyan delilleri, kanıtları ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'âyet' kelimesinin 'ibret alınacak şey, delil, alamet' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-âyât', Yusuf'un lehine olan ve onun masumiyetini kanıtlayan somut delilleri ifade eder ki bu delillerin görülmesine rağmen hapis kararı alınması durumu daha da çarpıcı kılar.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'âyet' kelimesinin Kur'an'daki geniş anlam yelpazesini incelerken, bağlama göre 'delil, kanıt, ibret' gibi anlamlara geldiğini vurgular. Bu ayette 'el-âyât', Yusuf'un suçsuzluğunu gösteren somut kanıtları ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'secene' fiilinin 'hapsetmek, alıkoymak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'leyescünunnehu' ifadesi, Yusuf'u zindana atma eylemini ve bu kararın kesinliğini pekiştiren te'kit (vurgu) lamı ve nunu ile birlikte gelir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'sicn' kelimesinin 'hapishane' ve 'secene' fiilinin 'hapsetmek' anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'leyescünunnehu' ifadesi, delillerin aksine, Yusuf'u hapsetme yönündeki kesin kararı ve bu eylemin gerçekleşeceğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'ceza' ve 'adalet' kavramlarını incelerken, 'sicn' gibi kelimelerin adaletsiz bir uygulamayı veya zorunlu bir kısıtlamayı ifade edebileceğini belirtir. Bu ayette, masum birinin hapsedilmesi, adaletsizliğin bir göstergesi olarak öne çıkar.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/35. “Sonra onlara, o gördükleri delilleri müteakip onu herhalde bir müddet zindana atmaları kanaatı uygun göründü.”