Kâle yâ buneyye lâ taksus ru/yâke ‘alâ iḣvetike feyekîdû leke keydâ(en)(s) inne-şşeytâne lil-insâni ‘aduvvun mubîn(un)
Babası, şöyle dedi: "Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa, sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır."
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“-Babası- dedi ki: Yavrucuğum!.” Akl-ı kül hükmünde olan Baba Yâkub (a.s.) dan nefs-i kül hükmünde olan Yûsuf’un annesine yeryüzünde ilk defa intikal etmiş olan Hakikat-i Muhammediyyenin bu mertebesindeki (Nûr-i) tecellisi’ nin ismine (Yûsuf) denmiş. Yûsuf’un lügat mâ’nâ’sı (Feryad-nâle ve arttırsın,) imiş. Bilindiği gibi onun hayatında bu mânâların hepsi (hüzün ve artış) cem olarak faaliyyettedir. Yeri geldikçe görülecektir.
İşte diğer kardeşlerinden daha başka özellikleri ile ilk defa Nûr-u Muhammediyyenin o mertebesinin dünya da Yûsuf ismi ile zuhur etmiş olan mânâ-i yûsufiyyesi dir. Bunun diğer ismi de, Hakk’ın zuhur mahalli olan (Gönül) dür. (Kâlb, beden yönünden, gönül, rûh yönündendir. Kâlb, bedenin, nefsin canı, gönül, rûh’un canıdır.)
İşte bu yüzden o mertebenin Akl-ı külli olan Yâkub (a.s.) kendinden meydana gelen gönül oğluna aşık olmuştu, diğerleri ise, sadece fiziki oğulları olduklarından aralarında böyle bir bağ yok idi. Mânâ-i Nûr-u Yûsufiyye ye gösterilen bu zuhurat’ın içinde bulunan bazı özellikleri farketmiş olan Baba Yâkûb, kendisine zarar gelebilir düşüncesiyle zuhuratını kardeşlerine anlatmamasını tenbih etmişti.
Rû’ya-nı kardeşlerine haber verme. Sonra senin için bir tuzak kurarlar.