İnne rabbeke huve-lḣallâku-l'alîm(u)
Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve her şeyi) bilenin ta kendisidir.
Şüphesiz Rabbin kemaliyle yaratandır ve iyi bilendir.
Hicr Suresi 86. ayet, Allah'ın yaratma ve bilme sıfatlarını vurgulayarak O'nun mutlak kudret ve ilmini ortaya koymaktadır. Ayet, 'Rab', 'Hallâk' ve 'Alîm' kavramları üzerinden bu ilahi nitelikleri pekiştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rab kelimesi, aslen terbiye etmek, bir şeyi kemale erdirmek demektir. Allah Teâlâ'ya nispet edildiğinde, yaratma, rızık verme, terbiye etme ve sahip olma gibi tüm ilahi sıfatları kapsar. Ayetteki 'Rabbeke' ifadesi, muhataba özel bir aidiyet ve ilahi gözetimi ima eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'Rab' kavramı, sadece yaratıcı değil, aynı zamanda sürekli olarak varlıkları besleyen, koruyan ve yöneten ilahi otoriteyi ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın yaratma ve bilme sıfatlarıyla birlikte, O'nun evren üzerindeki mutlak egemenliğini ve insanla olan ilişkisini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Hallâk, mübalağa sigası olup, çokça yaratan demektir. Allah'ın bu sıfatı, O'nun sürekli olarak ve benzersiz bir şekilde yaratma gücüne sahip olduğunu gösterir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın yaratmadaki sınırsız kudretini ve sürekliliğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Hallâk, 'halk' kökünden türemiş olup, bir şeyi takdir edip ona göre var eden demektir. Bu sıfat, Allah'ın yaratmadaki eşsizliğini ve her şeyi bir ölçüye göre var etmesini ifade eder. Ayette, Allah'ın yaratıcı gücünün sonsuz ve sürekli olduğu belirtilir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Hallâk kelimesi, 'halk' kökünden türeyen mübalağalı bir isim olup, yaratma eyleminin çokluğunu ve sürekliliğini ifade eder. Bu ayette, Allah'ın sadece bir kez yaratmakla kalmayıp, sürekli olarak yeni varlıklar yarattığına ve yaratmadaki mükemmelliğine işaret eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Alîm, ilmi her şeyi kuşatan, gizli ve açık, geçmiş ve gelecek her şeyi bilen demektir. Bu sıfat, Allah'ın yaratma eylemiyle birlikte, yarattığı her şeyin detaylarını ve akıbetini de bildiğini gösterir. Ayetteki 'Hallâk' ile birlikte kullanılması, yaratmanın bilinçli ve hikmetli olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Alîm, 'ilm' kökünden türemiş olup, mutlak ve sınırsız bilgiye sahip olan demektir. Allah'ın bu sıfatı, O'nun sadece yaratmakla kalmayıp, yarattığı her şeyin en ince ayrıntısına kadar vakıf olduğunu ifade eder. Ayetteki konumu, Allah'ın yaratma eyleminin tesadüfi değil, tam bir ilim ve hikmetle gerçekleştiğini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'Alîm' kavramı, Allah'ın sadece geçmişi ve bugünü değil, geleceği de kapsayan mutlak ve eksiksiz bilgisine işaret eder. Bu ayette 'Hallâk' ile birlikte anılması, yaratma eyleminin kör bir güç tarafından değil, her şeyi bilen bir irade tarafından gerçekleştirildiğini vurgular, böylece yaratılışın bir amacı ve düzeni olduğunu gösterir.
Hicr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Bu âyetin kaynağını iki yönden düşünebiliriz. Birincisi, âyeti Hz. Resûlullâh’ın (s.a.v.) Rabb-i Hass’ı olan “Allâh” esmâsının vasıflarını bildirmesi yönüyle alırsak, kaynağı Ahadiyyet mertebesidir. İkincisi, âyeti genel ma’nâda Rubûbiyyet mertebesi hakkında bilgiler vermesi ve özelde de onu okuyan kişilerin Rabb-i Hass’ları hakkında bilgi vermesi yönüyle alırsak, kaynağı Rahmâniyyet mertebesidir, diyebiliriz.
“Rabbeke” kelimesi “Rabb” ile “ke” (senin) zamirinin birleşimidir, “senin Rabbin” anlamına gelir. “Rabb” kelimesi "ra-be-be" kökünden gelmekte olup “terbiye eden, yetiştiren, sâ-hip olan” ma’nâlarını ihtivâ eder.
“Hüve” bir zamirdir, “O” demektir. Hakk’ın Zâtına işâret eder. Hakk’ın Zâtı, bütün isim ve sıfatların kaynağıdır. “Rabbeke” ve “Hüve”nin birlikte zikredilmesi, bir yönüyle Resûl-ullâh Efendimiz (s.a.v.)’in Rabb-i Hass’ının “Allâh” esmâsı olduğuna işarettir, diyebiliriz.
Âyette “Hüve”nin yâni Zât’ın iki vasfı zikredilmektedir: “Hallâk” ve “Alîm”:
“Hallâk” kelimesi “ha-le-ka” kökünden mübalağa ismi fâil olup “çokça halk eden, sürekli ve kesintisiz halk eden, sonsuz halk eden” ma’nâsındadır. Bâtınen “Hallâk”, her an yeni bir tecellî ve zuhûr hâlinde olmaya işâret eder.
“Alîm” esmâsı ise “her şeyi bilen, ilmi sonsuz olan” ma’ nâsındadır. Hakk'ın bütün mevcûdâtı, onların zâhirini ve bâtınını, geçmişini ve geleceğini ihâta eden ilmine işâret eder.
Mevcûdâtı halk eden elbette onun hâlini de bilir. Nitekim Mülk Sûresi 67/14 âyetinde buyrulur: “Elâ ya’lemu men halak, ve huvel latîful habîr” “Halk eden bilmez mi hiç? O Latîf ve Habîr’dir.” " T.O.C.C."
Âyet 87
وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعاً مِنَ الْمَثَان۪ي وَالْقُرْاٰنَ الْعَظ۪يمَ
Ve le kad âteynâke seb’an minel mesânî vel kur’ânel azîm.
Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve büyük Kur’ân’ı verdik.