İçeriğe atla
Hicr 85Cüz 14 · Sayfa 266

Hicr Sûresi 85. Âyet

الحجر

Sohbete sor

Vemâ ḣaleknâ-ssemâvâti vel-arda vemâ beynehumâ illâ bilhakk(i)(k) ve-inne-ssâ'ate leâtiye(tun)(s) fasfehi-ssafha-lcemîl(e)

Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.

Hicr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bu, Zâtî bir âyettir.

Âyette, “biz gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri Hakk olarak halk ettik”, yâni “bunları Hakk’ın isim ve sıfatları yönünden zuhûr ve tecellî mahalleri olarak halk ettik”, deniyor. Böylece, her varlığın içi “Hakk” dışı da “halk” olur. İşte bu yüzden, ister “Hakk” densin, isterse “halk” densin, her ikisi de Hakk’a âittir.

Sâat” genelde kıyâmet olarak anlaşılır. Kıyâmet üç türlüdür: küçük kıyâmet kişinin kendisinin ortadan kalkması, orta kıyâmet kavminin ortadan kalkması, büyük kıyâmet ise tüm dünyânın ortadan kalkmasıdır.

Kişinin kıyâmeti de zâhir ve bâtın iki türlüdür. Zâhirî olanı, mevt-i ızdırârî, bedenin yaşlanma ile birlikte zorunlu olarak ömrünü tamamlaması, ölmesidir. Bâtınî olanı ise mevt-i ihtiyârî’dir; Hakk yolunda güzelce seyr-ü sülûk ederek, zaman içerisinde fenâ ve bakâ yoluyla beşerî benliğinden sıyrılma ve kendindeki ilâhî benliğe kavuşma hâlidir. İşte ancak bu seyri yapmış kimseler “Hakk olarak halk ettik” sözü ile kastedilenin gerçek ma’nâsına ulaşabilir, onu müşâhede edebilir.

Fasfehıs safhal cemîl”, güzel bir şekilde yüz çevir (ya da affet) demektir. Bu ifâdenin her mertebede farklı îzâhları vardır.

Şerîat mertebesinde, insânların kusurlarını affetmek, onlara güzellikle muâmele etmektir.

Tarîkat mertebesinde, mürşîde teslîmiyet ve riyâzât ile nefsi terbiye etmektir.

Hakîkat mertebesinde, varlık ve benlik iddiasından geçmek, her şeyi Hakk bilmektir.

Mârifet mertebesinde, kesrette vahdeti, vahdette kesreti müşâhede etmektir. Böylece, safh-ı cemîl, sûretten ma’nâya, kesretten vahdete, mahlûktan Hâlık’a yönelmek olur.

Âyetin başındaki “yerleri, gökleri ve arasındakileri Hakk olarak halk etti,” hakîkatini müşâhede eden bir kimse, hiçbir mahlûku hor görmez, her şeye hürmet ve muhabbetle bakar, halkın kusurundan yüz çevirir, onları ma’zûr görür. " T.O.C.C."


Âyet 86

اِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْخَلَّاقُ الْعَل۪يمُ

İnne rabbeke huvel hallâkul alîm.

Şüphesiz, Rabbin hakkıyla halk edenin (ve her şeyi) bilenin ta kendisidir.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(8)