İçeriğe atla
Hicr 87Cüz 14 · Sayfa 266

Hicr Sûresi 87. Âyet

الحجر

Sohbete sor

Velekad âteynâke seb'an mine-lmeśânî velkur-âne-l'azîm(e)

Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi ayeti ve büyük Kur'an'ı verdik.

Hicr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bu âyet de Zâtî’dir.

Âteynâke” ifâdesiyle Cenâb-ı Hakk, Resûlüne iki âtada bulunduğunu yâni iki nîmet, feyz veya hediye verdiğini beyân ediyor. Bunlardan bir tanesi “seb’an minel mesânî” diğeri ise “kur’ânel azîm”dir.

Âteynâke” kelimesinin sonuna gelen “ke” yâni “sen” takısından murâd, öncelikle Hakîkat-i Muhammedî, sonra onun yeryüzündeki nokta zuhûr mahalli olan Hz. Muhammed (s.a. v.) ve en son olarak da onun kıyâmete kadar gelecek olan vârisleri, halîfetullâh olan İnsân-ı Kâmil’lerdir.

Lügat ma’nâsı olarak bakarsak, seb’an minel mesânî”, “tekrarlanan yedi” demektir ve Fâtihâ-i Şerîf’i işâret eder. “Yedi”den kasıt (7) âyettir. “Tekrarlanan” denmesinin sebebi salâtın her rek’âtında okunmasıdır.

Bazı müfessirler “seb’an minel mesânî”nin ma’nâsının “iki defâ tekrarlanan yedi” olduğunu belirtmiştir. “İki defâ” ifâdesi birkaç yönden değerlendirilebilir:

Birincisi, sûrenin zâhir ve bâtın iki yönden ma’nâlarına işârettir.

İkincisi, sûrenin Mekke’de ve Medine’de iki defâ nâzil oluşuna işârettir. Mekke’deki ilk nüzûl “hakîkat-i ilâhiyye”yi Medine’deki ikinci nüzûl ise “hakîkat-i Muhammediyye”yi îzâh etmesidir.

Üçüncüsü, sûrenin Ulûhiyyet ve Abdiyyet ile ilgili ma’nâları toplamış olmasına işârettir. Ehlûllah sûrenin Hakk ile kul arasında taksîm edildiğini; yarısının Hakk’a, yarısının da kula âit olduğunu belirtmiştir.

Dördüncüsü, İnsân-ı Kâmil’in sûresi olan Fâtihâ’nın O’nun Hakk’ın Zâtına ayna oluşuna işârettir. Diğer ifâdeyle, sûrenin Ulûhiyyet ve Ubûdiyyet hakîkatlerini cem edişine işârettir. Böylece, seyrinin başlarında Fâtihâ’yı ve Kur’ân’ı mushaftan veya ezberden okuyup anlamaya çalışan sâlik, seyrinin sonunda onun kendi varlığının hakîkati olduğunu, kendisinin Kur’ân-ı Nâtık olduğunu müşâhede etmiş olur.

Âyette, Fâtihâ’dan Kur’ân’ın bir cüz’ü olarak değil de ayrı ve ana bir unsur olarak bahsedilmesi, ona verilen büyük değeri açık olarak göstermektedir. Kur’ân’da bulunan bütün ma’nâlar öz ve özet olarak Fâtihâ Sûresi’nde de bulunmaktadır. " T.O.C.C." Not: Bu konuda daha geniş îzâhat Terzi Baba’nın 35-Fâtiha Sûresi isimli kitâbından alınabilir.


Âyet 88

لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِه۪ٓ اَزْوَاجاً مِنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِن۪ينَ

Lâ temuddenne ayneyke ilâ mâ metta’nâ bihî ezvâcen minhum ve lâ tahzen aleyhim vahfıd cenâhake lil mu’minîn.

Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)