Vekuli-lhamdu li(A)llâhi-lleżî lem yetteḣiż veleden velem yekun lehu şerîkun fî-lmulki velem yekun lehu veliyyun mine-żżull(i)(s) vekebbirhu tekbîrâ(n)
"Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a mahsustur" de ve O'nu tekbir ile yücelt.
Ve şöyle de: Hamd o Allah'a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortağı yoktur, aciz olmayıp bir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Tekbir getirerek O'nu noksanlıklardan yücelt de yücelt.
İsrâ Suresi'nin 111. ayeti, Allah'ın eşsizliğini, mutlak hükümranlığını ve her türlü noksanlıktan münezzeh olduğunu vurgulayan temel kavramlar üzerine kuruludur. Ayet, tevhid inancının özünü oluşturan bu nitelikleri 'hamd', 'veled', 'şerik', 'mülk' ve 'veli' kelimeleri üzerinden derinlemesine ele almaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hamd, bir nimete karşılık veya bir güzelliğe hayranlık duyarak yapılan övgüdür. Ayetteki 'el-Hamd' ifadesi, tüm övgülerin ve şükürlerin yalnızca Allah'a mahsus olduğunu, O'nun zatına ve sıfatlarına layık olduğunu belirtir. Bu, Allah'ın mutlak kemalini ve her türlü noksanlıktan münezzeh oluşunu tasdik etmektir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzutsu'ya göre 'hamd', Kur'an'da Allah'a yöneltilen en temel övgü biçimlerinden biridir ve O'nun yaratıcı, rızık verici ve hükümran sıfatlarına karşılık gelir. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın çocuk edinmemesi, ortağı olmaması ve zayıflıktan uzak olması gibi eşsiz nitelikleri sebebiyle O'na duyulan minnet ve yüceltmeyi ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'veled' kelimesinin hem erkek hem de kız çocuk için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'lem yettehiz veleden' ifadesi, Allah'ın doğurma ve doğurulma gibi beşerî özelliklerden münezzeh olduğunu, O'nun mutlak birliğini ve eşsizliğini teyit eder. Bu, Hristiyanların İsa'yı Allah'ın oğlu olarak görmesi gibi inançları reddeder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Veled, doğan veya doğurulan şeydir. Râgıb, Allah hakkında 'veled' edinme fiilinin reddedilmesinin, O'nun yaratılmışlara benzemekten uzak olduğunu ve zatının hiçbir şeye muhtaç olmadığını gösterdiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, Allah'ın yaratıcı ve münezzeh vasfını pekiştirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'şerik' kelimesinin ortak, hissedar anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lem yekun lehu şerikun fi'l-mülk' ifadesi, Allah'ın mülkünde, yani evrenin yönetiminde ve yaratılışında hiçbir ortağının olmadığını, O'nun tek başına hükümran olduğunu mecazi bir dille anlatır. Bu, tevhidin temelini oluşturur.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'şirk' kökünden gelen 'şerik' kelimesinin, bir işe veya mülke ortak olmayı ifade ettiğini açıklar. Ayetteki kullanımı, Allah'ın kudretinde, iradesinde ve yaratmasında hiçbir varlığın O'na denk veya ortak olamayacağını vurgulayarak, O'nun mutlak ve eşsiz egemenliğini pekiştirir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'mülk' kelimesinin sahip olma, egemen olma ve yönetme anlamlarını içerdiğini belirtir. Ayetteki 'fi'l-mülk' ifadesi, Allah'ın tüm varlık âleminin tek sahibi, yöneticisi ve hükümranı olduğunu, bu alanda hiçbir ortağının bulunmadığını açıkça ortaya koyar.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'mülk'ün, bir şey üzerinde tam tasarruf yetkisine sahip olmak olduğunu açıklar. Ayetteki bağlamda, Allah'ın evrenin yaratılışından işleyişine kadar her şeyi tek başına idare ettiğini, hiçbir dış etkiye veya ortağa ihtiyaç duymadığını vurgular. Bu, O'nun mutlak kudretini ve iradesini gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'veli' kelimesinin dost, yardımcı, koruyucu ve işleri üzerine alan anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lem yekun lehu veliyyun mine'z-zülli' ifadesi, Allah'ın zayıflık, acizlik veya düşkünlük gibi insani hallerden münezzeh olduğunu, dolayısıyla kendisine yardım edecek veya destek olacak bir 'veli'ye ihtiyacı olmadığını vurgular. O, her şeye kadirdir ve kimseye muhtaç değildir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'veli' kavramının Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, ancak bu ayetteki kullanımının Allah'ın mutlak güç ve bağımsızlığını ifade ettiğini belirtir. 'Min ez-zülli' (düşkünlükten dolayı) kaydı, Allah'ın zayıf veya aciz olmadığı için bir yardımcıya ihtiyaç duymadığını açıkça ortaya koyar. Bu, O'nun kemal sıfatlarının bir göstergesidir.
İsrâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(111) (Ve kulil Hamdu Lillâhilleziy lem yettehız veleden ve lem yekün leHU şeriykün fiyl Mülki ve lem yekün leHU Veliyyün minez zülli ve kebbirHU tekbiyra;)
“Ve şöyle de: Hamd o Allah'a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortağı yoktur, aciz olmayıp bir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Tekbir getirerek O'nu noksanlıklardan yücelt de yücelt.” İslâmiyyet ilk olarak gelmeye başladığında yani zât-î bilgiler ilk olarak gelmeye başladığında “ikra” yani “oku” hitabı geldi, burada “kûl” yani “söyle” olarak hitap başladı. “İkra” yani ”oku” derken kişi birimselliğinin İlâh-î hakikati yönünden “okuyorken”, “kûl” yani “söyle” hitabında Rabbi ondan okumaya başlıyor.
Hamd Allah içindir yani O’na mahsustur, başkası yapamaz, genelde Allah’a mahsus derken zâhiren biz sağa sola yani başka şeylere değilde Allah’a hamdedeceğiz gibi bir anlam verilir. Hamd’ın hakikatine erişinceye kadar sekiz mertebesi vardır;
(1) Şeriat mertebesinde verilenlere teşekkür olarak (2) Tarikat mertebesinde, muhabbet ile karşılıksız övgüde bulunmak, (3) “Ben seni övmekten acizim” diyerek, Cenâb-ı Hakkk’ı övmekteki acziyeti idrak ediyor, ve “Sen kendini nasıl övüyorsan seni öyle överim” diyor, (4) Cenâb-ı Hakk, sen bu hakikati anladın, ve şimdi artık “ancak Ben överim” diyerek kulunu övüyor, (5) “Ve minelleyli fetehecced Bihi nafileten leke, asâ en yeb'aseke Rabbüke Mekâmen Mahmuda;” diyerek Cenâb-ı Hakk, sen bu yolda devam et, Makamı Mahmuda ulaşıp Allah tarafından birey olarak övülürsün diyor, (6) “Semavat ve arzda ne varsa hepsi O’nu tespih eder” O’nu hamdetmektedir, O’nu övmektedir, (7) “Ekmelüt zikir lâ İlâhe illâllah, ekmelüt dua
elhamdülillâh”
(8) Bütün bunların hepsinin toplandığı yer olan “liva-ül Hamd sancağıdır.” Özetle hamdın bu mertebelirini gördük. Bunların daha genişi muhtelif sohbetlerimizde bidirilmiştir.
Bu sûretle, bu Sûremizinde ses kaydından yazı kaydına düzenlenerek aktarılması işi çok şükür neticelenmiştir. Güzel bir tesadüf eseri oldu çünkü bittiği gün, (01/08/ 2011) yani (2011) senesinin ramazanın ilk günü idi.
Cenâb-ı Hakk okuma fırsatı bulanları faydalandırsın İnşeallah.
Gayret bizden, muvaffakiyet Hakk’tandır.
KAYNAKÇA
1. KÛR’ÂN VE HADîS :
2. VEHB : Hakk’ın hibe yoluyla verdiği ilim.
3. KESB : Çalışılarak kazanılan ilim.
4. NAKİL : Muhtelif eserlerden, Mesnevi’i şerif, İnsân-ı Kâmil, Fusûsu’l Hikem ve sohbetlemizden müşahede ile toplanan ilim.
“DAHA EVVELCE ÇIKAN KİTAPLARIMIZ”
(Gönülden Esintiler)
1. Necdet Divanı:
2. Hacc Divanı:
3. İrfan Mektebi, Hakk Yolu’nun Seyr defteri:
4. Lübb’ül Lübb Özün Özü,(Osmanlıca’dan çeviri):
5. Salât- Namaz ve Ezan-ı muhammedi’de Bazı hakikatler: “İngilizce, İspanyolca”
6. İslâm’da Mübarek Geceler, bayramlar ve Hakikatleri:
7. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs’i):
8. Tuhfetu’l Uşşâkiyye, (Osmanlıca’dan çeviri):
9. Sûre-i Rahmân ve Rahmâniyyet:
10. Kelime-i Tevhid, değişik yönleriyle:
11. Vâhy ve Cebrâil:
12. Terzi Baba (1) ve Necm Sûresi:
13. (13) On üç ve Hakikat-i İlâhiyye:
14. İrfan mektebi, “Hakk yolu”nun seyr defteri ve şerhi
15. 6 Pey- (1) Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.)
16. Divân (3)
17. Kevkeb. Kayan yıldızlar.
18. Peygamberimizi rû’ya-da görmek.
19. Sûre-i Feth ve fethin hakikat-i.
20. Terzi Baba Umre (2009)
21. 6 Pey-(2) Hz. Nûh Neciyyullah: (a.s.)
22. SûRE-İ yûSUF VE DERVİŞLİK:
23. Değmez dosyası:
24. 6 Pey-(3) Hz. İbrâhîm Halîlûllah: (a.s.)
25. Köle ve incir dosyası:
26. Bir zuhûrât’ın düşündürdükleri:
27. Genç ve elmas dosyası:
28. Kûr2ân’da Tesbîh ve Zikr:
29. Karınca, Neml Sûresi:
30. Meryem Sûresi:
31. Kehf Sûresi:
32. İstişare dosyası:
33. Terzi Baba Unre dosyası: (2010)
34. Bakara dosyası:
35. Fâtiha Sûresi:
36. Bakara Sûresi:
37. Necm Sûresi:
38. İsrâ Sûresi:
39. Terzi Baba: (2)
40. Âl-i İmrân Sûresi:
41. İnci tezgâhı:
42. 4-Nisâ Sûresi:
43. 5-Mâide Sûresi:
44. 7-A’raf Sûresi:
45. 14-İbrâhîm Sûresi:
46. İngilizce, Salât-Namaz:
47. İspanyolca, Salât-Namaz:
48. Fransızca İrfan mektebi:
49. 36-Yâ’sîn, Sûresi:
50. 76-İnsân, Sûresi:
51. 81-Tekvir, Sûresi:
52. 89-Fecr, Sûresi:
53. Hazmi Tura:
54. 95-Tîn, Sûresi:
55. 28- Kasas, Sûresi:
56. İrfan-Mek-Şer-Fransızca-Baba:
57. Namaz Sûreleri:
Mektuplar ve zuhuratlar serisi:
61- 12- Terzi Baba-(1)
62- Terzi Baba-(2)
İnternet dosyaları-
63-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-3-
64-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-4-
65-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-5-
66-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-6-
67-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-7-
68-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-8-
69-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-9-
70-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-10-
71-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-11-
72-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-12-
73-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-13-
74-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-14-
75-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-15-
76-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-16-
77-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-17-
78-Terzi-Baba-Mek-ve-zu-Ke-Kara-bi-dosyası-18-
79-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar -19-
80-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar -20-
81-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar -21-
82-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar -22-
NECDET ARDIÇ
Büro : Ertuğrul mah.
Hüseyin Pehlivan caddesi no. 29/4
Servet Apt.
59 100 Tekirdağ.
Ev : 100 yıl Mahallesi uğur Mumcu Cad.
Ata Kent sitesi A Blok kat 3 D. 13.
59 100 Tekirdağ Tel (Büro) : (0282) 263 78 73
Faks : (0282) 263 78 73
Tel (ev) : (0282) 261 43 18
Cep : (0533) 774 39 37
Veb sayfası: Amerika: <http:// necdetardic. org/
Veb sayfası: Amerika: <www.necdetardic.info>
Veb sayfası: Almanya: <www.terzibaba.com>
Radyo adresi (form): <terzibaba13.com>
MSN Adresi:
Necdet Ardıç <[email protected]