İçeriğe atla
İsrâ 22Cüz 15 · Sayfa 284

İsrâ Sûresi 22. Âyet

الإسراء

Sohbete sor

Lâ tec'al me'a(A)llâhi ilâhen âḣara fetak'ude meżmûmen maḣżûlâ(n)

Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme, yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın.

İsrâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(22) (La tec'al meAllahi ilâhen ahare fetak'ude mezmumen mahzula;)

“Allah ile birlikte başka bir ilâh edinme! Yoksa kınanmış ve yalnız başına bırakılmış olarak oturup kalırsın.” Varlığın Allah’ın tecellisinden başka bir şey olmadığı bilgisi içerisinde hayatını sürdürüyorken, şu şöyle yaptı, bu böyle yaptı dediğin an “İlâhen ahare” dır, yani Allah’tan başka İlâhlar ortaya koymuş oluyorsun, çünkü fail şu-bu dediklerin oluyordur.

Yalnız şeriat ve tarikat mertebesinde yaşayan kimse bu hallarde iyi niyet olduğundan mazurdurlar, hakikat mertebesinde ise yaşantıyı kişiler kendilerine uydurmaya çalışıp mertebelerini yükseltmeleri gereği olunca bakış açıları değişir, pişerek bu hayatın içerisinde yaşayarak zikirler ile abdestler ile oruçlar ile namazlar ile iş hayatındaki zorluklara tahammül göstererek, ve hayatındaki zorluklara tahammül gösterirler, Allah’tan başka fâil görmezler. Fakat burada ince bir noktada vardır, fâili mutlak olarak bunu Allah yaptı diyerek peşini bırakmamak lâzımdır, bilinç başka, fiil başka şeydir, diyelim ki bir malımızı bizden haksız aldılar, elimizden geldiği kadar bunu geri alma çabasını göstermemiz gereklidir, karşıdan gelen tecelli Hakk olduğu kadar, bizde Hakk’ız bu nedenle kendimizdeki Hakk’ı korumamız gereklidir.

Mü’min olarak namazımızı kılıyoruz ve diğer ibadetlerimizide yapıyoruz diyelim ve zihnimizde ne herhangi bir İlâh’a yönelme duygusu ne de arzusu var, tek yöneldiğimiz şey Kâ’be-i Şerif ve Allah’tır, fakat bu

Âyette ihtar vardır, sakın başka İlâhlara yönelmeyiniz diyor. Eski dönemlerde putlara İlâh deniyordu, günümüzde bunlar artık kalmadığına göre ve Efendimiz (s.a.v) de “Ben ümmetimin gizli şirkinden korkarım, bundan sonra benim ümmetim açık şirk işlemez” dediğine göre burada İlâh olarak kastedilen, bizim gönlümüzde Hak sevgisinin üstünde bir sevgi varsa o “İlâhen ahar” yani diğer İlâhtır. İlâhın ölçüsü muhabbettir, Allah dışında zannettiğimiz şeylere olan muhabbetimiz gerçekten Allah sevgisinin üstüne çıkıyorsa, bu Âyetin hükmü altına giriyoruz. Bu İlâhları edindiğimiz anda onlara bağlanmış oluyoruz, onlara bağlanıncada Allah’a rakip oluruz ve onlarda bizi kurtaramaz. Bu kimse çoluğunu çocuğunu sevmeyecek anlamında değil, sadece Allah sevgisinin üstüne çıkmayacak, herşey kendi gerçek değerini bulacak.

Bu âlemlerde sevgiyi en çok hakkeden Allah’tır çünkü bütün bu âlemleri sevgisi için muhabbeti için halketti eğer insan O’nunla ilgilenmez de onun varettiği mahlukatı ile ilgilenirse tabi ki kızar ve Müntakim olarak intikamını alır.

Cenâb-ı Hakk kulunun kendisine karşı olan ilgisizliğini görünce verdiği nimetlerini geri alır, fakat bu geri almayı iktisadi değerleri ile karşılaştırmayalım onlar istisna hâ- diselerdir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)