İçeriğe atla
İsrâ 3Cüz 15 · Sayfa 282

İsrâ Sûresi 3. Âyet

الإسراء

Sohbete sor

Żurriyyete men hamelnâ me'a nûh(in)(c) innehu kâne ‘abden şekûrâ(n)

Ey kendilerini Nuh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki, o çok şükreden bir kuldu.

İsrâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Ey Nûh'la beraber gemiye taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Doğrusu o çok şükredici bir kuldu.” Bu Âyet ile Mâseviyyet mertebesinden de daha gerilere inildi. Tufandan sonra gemide kalan insanlar ile dünyada yeniden çoğaldıkları için. Nûh (a.s.) a bilindiği gibi ikinci Âdem’de deniliyor.

İşte konu buralara iniyor ki tabandan daha iyi bir

şekilde eğitime başlayıp yukarıya doğru çıkmak için ve zaman, zaman tekrarı ile buraları güzel yaşansın diye.

“Nûh” kelimesindeki “Nun” nuru İlâh-î demek, (h) hayat demek, Cenâb-ı Hakk bu âlemde nurlu hayatları meydana getirmek için bu başlangıca “Nuh” ismini veriyor.

Nûh (a.s.) da kıyametin kopacağı güne kadar gelecek bütün insanların dna’ları mevcuttu, Âdem (a.s.) dan sonra insânlar bozulmaya başladılar, daha ziyade nefsani ağırlıklı hayat yaşanmaya başladı, Cenâb-ı Hakk bu şekilde bu isyan ehlini ortadan kaldırdı, gemiye binenlerin hepsi imân ehli idi, bu insânlar ile dünya yeniden yenilendi.

O şükreden bir kulumuzdu;

Cenâb-ı Hakkk’ın kendisine bu özelliği verdiğine şükrediyordu, herbirerlerimiz Nûh-î hakikatleri idrak ettiğimiz zaman bizimde o kadar çok zürriyetimiz olur ki yani ilmi zürriyetimiz, verimliliğimiz artar, bizde her meydana gelen bilgi bizim aslımızdır. Nûh mertebesini idrak ettiğinde kişide o kadar çok zürriyet vardır ki kıyamete kadar verse eksilmez, çünkü onun içerisinde Cenâb-ı Hakkk’ın Hayy esmâsı ve Kudret “Nun” u vardır.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)