İçeriğe atla
Kehf 10Cüz 15 · Sayfa 294

Kehf Sûresi 10. Âyet

الكهف

Sohbete sor

İż evâ-lfityetu ilâ-lkehfi fekâlû rabbenâ âtinâ min ledunke rahmeten veheyyi/ lenâ min emrinâ raşedâ(n)

Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır" demişlerdi.

Kehf-Mağara Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bir oluşumun hikâyesini değil hakikatini bilmek mühimdir, başkalarının yaşadığı bir hikâyeyi sadece lâfzen ve hayalen bilmek, dinlemek, öğrenmek değil, o hikâyenin içerisinde bizim hayatımızın nerede olduğunu bilmek mühimdir. Daha önce ki Âyetlerde söylendiği gibi bunlar kullarına indirilmiş ve bunların içinde geçenlerin hepsi bizlerle ilgili olduğu için kayda giriyor bu hikâyeler. Kûr’ân-ı Kerîm’in içerisinde bir çok misaller ve bir çok peygamberin hayat hikâyeleri var, işte bu hayat hikâyeleri Hz. Rasûlüllah’a (s.a.v.) gelen yolun mihengi noktalarıdır, eğer o yollardan geçilmezse Hz. Rasûlüllah’a (s.a.v.) ulaşmak mümkün değildir. Âdemiyyet hakikatlerini idrak etmeden biz Muhammediyiz diyemeyiz.

“ledünke rahmeten” talebiyle Ashâb-ı Kehf’in İseviyyet mertebesinden bazı sırlara nüfuz ettikleri anlaşılıyor, sıradan bir dua değil çünkü, zâti ve hususi bir dua ediyorlar ve oradan bir talepte bulunuyorlar. Cenâb-ı Hakk Ashab-ı Kehf’e kendi indinden yani tertemiz bir İseviyet anlayışı vermiş, Muhammedi hakikatler henüz gelmediğine göre İseviyyül meşreb olduklarından ve fenâfillâh mertebesinin hakikatini yaşadıklarından, bu mertebenin daha ilerisini, özünü rahmet olarak ver diyerek rica da bulunuyorlar.

فَضَرَبْنَا عَلَى آذَانِهِمْ فِي الْكَهْفِ سِنِينَ عَدَداً

11-) Fedarebna alâ azânihim fiyl Kehfi siniyne adeda;

* Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk).

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)