Yâ ebeti lâ ta'budi-şşeytân(e)(s) inne-şşeytâne kâne lirrahmâni ‘asiyyâ(n)
"Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahman'a isyankar olmuştur."
"Babacığım! Şeytana tapma, çünkü şeytan Rahmân (olan Allah)a âsî oldu."
Bu ayet, Hz. İbrahim'in babasına yaptığı nasihati aktarırken, 'şeytan'a kulluk etmeme' ve 'Allah'a isyan etme' kavramları üzerinden tevhidin temel prensiplerini vurgulamaktadır. Ayet, 'şeytan'ın 'Rahman'a karşı 'asi' tutumunu ortaya koyarak, bu tutumdan uzak durulması gerektiğini dilbilimsel bir derinlikle ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'abd' kökünü, tevazu ve boyun eğmenin son noktası olarak tanımlar. Ayetteki 'lâ ta'bud' ifadesi, şeytana karşı mutlak bir itaat ve kulluktan men etmeyi, onun emirlerine uymamayı ifade eder. Bu, sadece tapınma ritüelleriyle sınırlı olmayıp, şeytanın vesveselerine ve yönlendirmelerine tabi olmamayı da kapsar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'abd' kelimesinin mecazi anlamlarına değinerek, burada şeytana 'kulluk etme'nin, onun sözünü dinlemek ve ona itaat etmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, şeytanın telkinlerine uyarak Allah'a isyan etme eylemi, ona kulluk olarak nitelendirilmiştir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'abd' kavramının Kur'an'daki temel anlamının 'Allah'a tam bir teslimiyet ve itaat' olduğunu vurgular. Bu ayette ise, bu teslimiyetin yanlış bir varlığa, yani şeytana yöneltilmemesi gerektiği uyarısı yapılır. Şeytana 'kulluk', Allah'a olan kulluğun zıddı olarak konumlandırılır ve tevhid ilkesine aykırıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'şeytan' kelimesinin 'şatane' kökünden geldiğini ve 'uzaklaşmak' anlamına geldiğini belirtir. Bu uzaklaşma, hem Allah'ın rahmetinden uzaklaşma hem de haktan ve doğru yoldan uzaklaşma anlamlarını taşır. Ayette, şeytanın bu uzaklaşmış ve saptırıcı doğası nedeniyle ona itaat edilmemesi gerektiği vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, şeytanı 'haktan uzaklaşan ve şerre çağıran her asi' olarak tanımlar. Ayetteki 'şeytan', sadece bilinen cin şeytanı değil, aynı zamanda insanı saptıran her türlü kötü gücü ve vesveseyi de kapsar. Ona kulluk etmeme emri, bu tür saptırıcı etkilere karşı uyanık olmayı ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, şeytanın 'ateşten yaratılmış, insanlara düşmanlık eden ve onları saptıran varlık' olduğunu belirtir. Ayetteki bağlamda, şeytanın bu düşmanca ve saptırıcı doğası, ona kulluk etmenin neden yasaklandığını açıklar. Onun yoluna uymak, insanı doğru yoldan uzaklaştırır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'Rahman' ismini, Allah'ın tüm yaratılmışlara şamil olan, sonsuz ve genel rahmetini ifade eden bir sıfat olarak açıklar. Ayette, şeytanın 'Rahman'a asi olması, bu sonsuz rahmet ve iyilik kaynağına karşı gelmesi anlamına gelir. Bu, şeytanın ne kadar büyük bir sapkınlık içinde olduğunu gösterir.
Ebû'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'Rahman' isminin, Allah'ın zatına mahsus ve sadece O'na ait olan bir isim olduğunu vurgular. Bu isim, Allah'ın rahmetinin genişliğini ve kuşatıcılığını ifade eder. Şeytanın bu yüce ve rahmet sahibi varlığa isyan etmesi, onun haddini aşan ve nankör bir tutum içinde olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Rahman' kavramının Kur'an'da Allah'ın en temel ve evrensel niteliklerinden biri olduğunu belirtir. Bu isim, Allah'ın tüm varlıklara karşılıksız olarak bahşettiği lütfu ve merhameti simgeler. Şeytanın 'Rahman'a asi olması, bu ilahi lütuf ve merhamete karşı nankörlük etmesi ve ona meydan okuması anlamına gelir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'asi' kelimesini 'itaatsiz, emre karşı gelen' olarak açıklar. Ayetteki 'kanelil-Rahmani asiyya' ifadesi, şeytanın Rahman'ın emirlerine sürekli olarak karşı geldiğini ve O'na isyan ettiğini belirtir. Bu durum, şeytanın karakterinin temel bir özelliğidir ve ona kulluk etmenin yanlışlığını pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'ısyan'ı, 'emre muhalefet etmek ve itaatten çıkmak' olarak tanımlar. Şeytanın 'asi' olması, Allah'ın emrine karşı gelerek Adem'e secde etmemesiyle başlayan ve insanları saptırma çabalarıyla devam eden bir itaatsizlik halidir. Ayet, bu isyankar doğası nedeniyle şeytana uyulmaması gerektiğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ısyan' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın emirlerine karşı gelme ve O'nun sınırlarını aşma anlamında kullanıldığını belirtir. Şeytanın 'asi' olması, onun Allah'ın mutlak otoritesine ve iradesine karşı gelme cüretini gösterir. Bu durum, şeytanın insan için kötü bir örnek ve yol gösterici olamayacağını açıkça ortaya koyar.
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(44) (Yâ ebeti lâ ta’budiş şeytâne, inneş şeytâne kâne lir rahmâni asıyyen.)
“Ey babacığım, şeytana kul olma! Muhakkak ki
şeytan, Rahmân'a asi oldu.”