İçeriğe atla
Meryem 58Cüz 16 · Sayfa 309

Meryem Sûresi 58. Âyet

مريم

Sohbete sor

Ulâ-ike-lleżîne en'ama(A)llâhu ‘aleyhim mine-nnebiyyîne min żurriyyeti âdeme vemimmen hamelnâ me'a nûhin vemin żurriyyeti ibrâhîme ve-isrâ-île vemimmen hedeynâ vectebeynâ(c) iżâ tutlâ ‘aleyhim âyâtu-rrahmâni ḣarrû succeden vebukiyyâ(n)

İşte bunlar, Adem'in ve Nuh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim'in, Yakub'un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebilerdir. Kendilerine Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.

Meryem Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(58) (Ülâikellezîne en’amallâhu aleyhim minen nebiyyîne min zurrîyyeti âdeme ve mimmen hamelnâ mea nûhin ve min zurrîyyeti ibrâhîme ve isrâîle ve mimmen hedeynâ vectebeynâ, izâ tutlâ aleyhim âyâtur rahmâni harrû succeden ve bukîyyen.) (SECDE ÂYETİ)

“İşte onlar, Allah'ın kendilerine ni'met verdiği nebîlerdendir. Âdem (a.s)'ın zürrîyyetinden (neslinden) ve Nuh (a.s.) la beraber taşıdıklarımızdan ve İbrâhîm (a.s.) ve İsmâîl (a.s.) ın zürrîyyetinden ve Bizim hidâyete erdirdiklerimizden ve seçtiklerimizdendir. Onlara, Rahmân'ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak ve secde ederek yere kapanırlardı.” Nûh (a.s.) için ikinci Âdem denmektedir çünkü tufanda bütün şerrli insânlar yeryüzünden kaldırıldı, sâlihler üzerine yeryüzünde insânlar çoğalmaya başladı. Nûh (a.s.) dan sonra gelen bütün nesiller onun varlığına yüklenmiştir, aynı şekilde bizlerinde bâtıni olarak ilmi mânâda doğuracağımız yâni ortaya getireceğimiz her bir cümle bizim soyumuz hükmündedir ve bunların yüklenerek faaliyete geçirilmesi gerekmektedir.

Ve hamelnâhu alâ zâti elvâhın ve dusur” yâni “Ve onu levhâlarla ve çivilerle yapılmışa yükledik” (Kamer, 54/13) Âyeti kerîmesindeki bu ifâdenin Abdülkerim Cîli hazretleri “levhaların” insânın et kısımları, “çivilerin” ise kemikler olduğunu belirterek, “gemiye yüklenme” ifâdesinden kastın mânâyı Nûh’un “vücût gemisi”ne yüklenmesi olduğunu belirtmektedir.

İşte bizlerinde seyri sülûk yolunda her bir mertebede bir peygamberin vasıflarıyla vasıflanmamız onları yüklenmemizin ifâdesidir.

Nasıl ki Âdem (a.s.) ı hayâl cennetinden yeryüzü arzına indirmedikçe Âdemi hakîkâtleri yaşamamız mümkün değilse diğer peygamberlerin hakîkâtlerini de kendi vücut gemimize yüklemeden anlayabilmemiz mümkün değildir.

Hz.İbrâhîm (a.s.) ile beraber hakîkâti Muhammedîyye’ ye doğru “isr” yâni gece yolculuğu başlamaktadır.

Secdeye kapananların özellikleri yukarıda olanlardır, insân sûretinde olan herkes secdeye kapanmazlar. Gerçek

mânâda bu özelliklerde olan kişiler secdenin hakîkâtlerini idrâk ederler ve bunlar secdeye kapanırlar. Genel olarak bütün müslümanlar secdeye kapanırlar ancak bu secdeye kapanma mertebeler idrâk edilmeden olan sâdece fizîkî mânâda bir kapanmadır.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)