Ve-ilâhukum ilâhun vâhid(un)(s) lâ ilâhe illâ huve-rrahmânu-rrahîm(u)
Sizin ilahınız bir tek ilahtır. O'ndan başka ilah yoktur. O, Rahman'dır, Rahim'dir.
Her halde hepinizin ilâhı, bir tek ilâhtır. Ondan başka bir ilâh yoktur. O Rahmân ve Rahîm'dir.
Bakara 163. ayet, Allah'ın birliğini ve eşsiz merhametini vurgulayan temel bir tevhid ilkesini ortaya koymaktadır. Ayet, 'ilah' ve 'vahid' kavramları üzerinden Allah'ın tekliğini, 'Rahman' ve 'Rahim' kavramları üzerinden ise O'nun sonsuz rahmetini dilbilimsel bir derinlikle ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlah kelimesi, 'elehe' fiilinden türemiştir ve 'hayran olmak, şaşırmak, sığınmak, tapınmak' gibi anlamlara gelir. Allah, kendisine ibadet edilen, akılların idrak etmekte aciz kaldığı, kulların kendisine yöneldiği varlıktır. Ayetteki 'İlahukum' ifadesi, muhatapların ibadet etmesi gereken tek varlığın Allah olduğunu belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): İlah, 'ma'lûh' yani kendisine ibadet edilen demektir. Araplar, 'elehe' fiilini 'ibadet etti' anlamında kullanırlardı. Ayetteki 'İlahukum' ifadesi, 'sizin ibadet ettiğiniz, taptığınız varlık' anlamında olup, bu varlığın tek olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İlah kavramı, Kur'an'da 'tapınılan, ibadet edilen, yüce varlık' anlamında merkezi bir yer tutar. Bu ayette 'İlahukum' ifadesi, muhatapların zihnindeki çok tanrılı inançları reddederek, sadece tek bir 'ilah'ın varlığını ve ona yönelinmesi gerektiğini açıkça ortaya koyar. Bu, tevhidin temelini oluşturur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Vahid, 'tek, bir' demektir. Allah için kullanıldığında, O'nun zatında, sıfatlarında ve fiillerinde hiçbir ortağı, benzeri ve dengi olmadığını ifade eder. Bakara 163'teki 'İlahun Vahid' ifadesi, Allah'ın birliğini ve eşsizliğini kesin bir dille vurgular, şirkin her türlüsünü reddeder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Vahid, 'tek olan, bölünemeyen, parçalanamayan' anlamındadır. Allah'ın vahid olması, O'nun zatının ve sıfatlarının bir ve tek olduğunu, hiçbir şekilde çoğalmadığını veya bölünmediğini gösterir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın ilahlıkta tek ve yegane olduğunu pekiştirir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Vahid kelimesi, Kur'an'da Allah'ın en temel sıfatlarından biri olarak geçer ve O'nun mutlak birliğini ifade eder. Bu ayette 'İlahun Vahid' terkibi, Allah'ın ibadete layık tek varlık olduğunu, O'nun dışında hiçbir şeye tapınılmaması gerektiğini semantik olarak güçlendirir. Bu, tevhid inancının özüdür.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahman, 'rahmet' kökünden türemiş olup, rahmeti çok geniş olan demektir. Bu isim, Allah'a mahsustur ve O'nun dünyada mümin-kafir ayrımı yapmaksızın tüm yaratılmışlara yönelik genel ve kuşatıcı rahmetini ifade eder. Bakara 163'te 'İlahun Vahid'in hemen ardından gelmesi, O'nun birliğinin yanı sıra sonsuz merhametini de vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Rahman, rahmetin en üst derecesini ifade eden bir sıfattır. Bu isim, Allah'ın rahmetinin tüm varlıkları kapsadığını, O'nun lütuf ve ihsanının genel olduğunu gösterir. Ayetteki 'er-Rahman' ifadesi, Allah'ın birliğinin, O'nun tüm yaratılmışlara karşı olan engin şefkat ve merhametiyle birlikte anılması gerektiğini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Rahman, Kur'an'da Allah'ın en sık kullanılan isimlerinden biridir ve O'nun 'mutlak merhamet sahibi' olduğunu ifade eder. Bu kavram, Allah'ın yaratıcı ve rızık verici yönünü, yani tüm varoluşa yönelik lütfunu temsil eder. Bakara 163'te 'er-Rahman', Allah'ın birliğinin, O'nun evrensel ve koşulsuz rahmetiyle ayrılmaz bir bütün olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahim de 'rahmet' kökünden gelir, ancak Rahman'dan farklı olarak daha çok ahirette müminlere yönelik özel ve sürekli rahmeti ifade eder. Rahman'ın genel rahmetine karşılık, Rahim, rahmetin sürekliliğini ve belirli bir kesime (müminlere) yönelikliğini vurgular. Ayette Rahman ile birlikte zikredilmesi, Allah'ın rahmetinin hem genel hem de özel boyutunu kapsadığını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Rahim, 'rahmet' sıfatının sürekliliğini ve kalıcılığını ifade eder. Genellikle Rahman'dan sonra zikredilir ve Rahman'ın genel rahmetine ek olarak, Allah'ın müminlere olan özel ve daimi lütfunu belirtir. Bakara 163'teki bu ikili kullanım, Allah'ın rahmetinin hem dünyayı kuşattığını hem de ahirette müminler için özel bir tecelli olduğunu anlatır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Rahim kelimesi, Rahman ile birlikte kullanıldığında, Allah'ın rahmetinin hem genişliğini hem de derinliğini gösterir. Rahim, daha çok fiilî rahmeti, yani Allah'ın kullarına fiilen merhamet etmesini ve bu merhametin sürekliliğini ifade eder. Bu ayette 'er-Rahman er-Rahim' terkibi, Allah'ın birliğinin, O'nun hem genel hem de özel, hem dünyevi hem de uhrevi rahmetle dolu olduğunu vurgular.
Bakara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
وَإِلَـهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ
(2/163) Ve ilâhüküm İlâh'ün Vahıd* lâ ilâhe illâ HUverRahmanurRahîym;
* Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. O’ndan başka ilâh yoktur. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.