Feveylun lilleżîne yektubûne-lkitâbe bi-eydîhim śümme yekûlûne hâżâ min ‘indi(A)llâhi liyeşterû bihi śemenen kalîlâ(en)(s) feveylun lehum mimmâ ketebet eydîhim veveylun lehum mimmâ yeksibûn(e)
Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab'ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, "Bu, Allah'ın katındandır" derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların haline! Vay kazandıklarından dolayı onların haline!
Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için "Bu Allah katındandır." derler. Artık vay o elleriyle yazdıkları yüzünden onlara, vay o kazandıkları vebal yüzünden onlara!..
Bu ayet, ilahi metinleri tahrif eden ve bu tahrifatı dünyevi çıkarlar uğruna kullananları şiddetle kınamaktadır. Anahtar kavramlar, yazma eylemi, ilahi kitap, değer ve kazanç üzerinden bu tahrifatın mahiyetini ve sonuçlarını dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ketebe' fiilinin asıl anlamının harfleri bir araya getirmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'yektubûne' ifadesi, sadece yazmak değil, aynı zamanda bir şeyi düzenlemek, tertip etmek ve hatta uydurmak anlamını taşır. Burada, ilahi metni kendi isteklerine göre tahrif etme ve yeniden şekillendirme eylemine işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kitap' kelimesinin bazen 'farz kılmak' anlamına geldiğini belirtse de, 'yektubûne' fiilinin bu ayetteki kullanımı, doğrudan fiziksel yazma eylemini ve bu eylemle birlikte gelen tahrifatı vurgular. Ellerle yazma ifadesi, kasıtlı ve bilinçli bir eylemi pekiştirir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'k-t-b' kökünün Kur'an'daki kullanımlarını incelerken, bu ayetteki 'yektubûne' fiilinin, sadece bir metni kopyalamak değil, aynı zamanda o metnin içeriğini değiştirmek, ona eklemeler yapmak veya ondan çıkarmalar yapmak suretiyle tahrif etmek anlamını taşıdığını belirtir. Bu, ilahi metne karşı yapılan bir müdahaleyi ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'el-Kitâb' kelimesinin Kur'an'da genellikle ilahi vahyi ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki bağlamda, Yahudilerin tahrif ettikleri Tevrat'a işaret etmektedir. Onların kendi elleriyle yazdıkları ve 'Allah katındandır' dedikleri metin, aslında tahrif edilmiş olan kutsal kitaptır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Kitâb' kavramının Kur'an'da 'vahiy' ve 'ilahi kanun' anlamlarını taşıdığını vurgular. Bu ayetteki 'el-Kitâb', Allah'ın insanlara gönderdiği rehberliği temsil eder. Ancak burada, bu rehberliğin insanlar tarafından nasıl çarpıtıldığına dikkat çekilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Kitâb' kelimesinin hem yazılı metin hem de Allah'ın takdiri anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayette ise, özellikle Yahudilerin tahrif ettikleri Tevrat'ı ifade eder. Onlar, Allah'ın kitabını kendi heva ve heveslerine göre değiştirmişlerdir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'semen' kelimesinin bir mal veya hizmet karşılığında verilen bedel olduğunu belirtir. Ayetteki 'semenen kalîlen' (az bir bedel) ifadesi, tahrifatı yapanların elde ettikleri dünyevi çıkarların, ilahi vahyin değerine kıyasla ne kadar değersiz olduğunu vurgular. Bu, manevi olanı maddi olana değişme eylemini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'semen' kelimesinin genellikle bir şeyin karşılığı olarak kullanılan para veya değer olduğunu açıklar. Bu ayette, ilahi metni tahrif etme karşılığında elde edilen dünyevi menfaatleri, makam, mevki veya maddi kazançları ifade eder. Bu kazançlar, Allah katındaki değerine göre 'az' olarak nitelendirilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kalîl' kelimesinin hem nicelik hem de nitelik açısından azlığı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'semenen kalîlen' ifadesi, tahrifat karşılığında elde edilen dünyevi çıkarların hem miktar olarak azlığını hem de manevi değer açısından önemsizliğini vurgular. Bu, ebedi ahiret nimetlerine kıyasla geçici dünya menfaatlerinin değersizliğini gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kalîl' kelimesinin 'kesîr' (çok) kelimesinin zıttı olduğunu ve bir şeyin azlığını ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, tahrifatı yapanların elde ettikleri dünyevi kazançların, Allah'ın rızası ve ahiret mükafatı karşısında ne kadar önemsiz ve değersiz olduğunu vurgulamak için kullanılmıştır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kesb' kelimesinin bir şeyi çaba sarf ederek elde etmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'yeksibûne' ifadesi, tahrifat yapanların bu eylemleri sonucunda elde ettikleri dünyevi menfaatleri, haksız kazançları ve günahları kapsar. Bu, onların kendi iradeleriyle yaptıkları kötü eylemlerin sonucudur.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'kesb'in genellikle kişinin kendi iradesiyle ve çabasıyla elde ettiği şeyleri ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, 'mimmâ yeksibûne' ifadesi, tahrifat yapanların bu eylemlerinden dolayı kazandıkları günahları, laneti ve dünyevi menfaatleri kapsar. Bu, onların kendi elleriyle işledikleri kötülüklerin bir sonucudur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'k-s-b' kökünün Kur'an'da hem hayırlı hem de şerli kazançlar için kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'yeksibûne' fiili, tahrifat yapanların bu eylemleri sonucunda elde ettikleri haram kazançları ve işledikleri günahları ifade eder. Bu, onların kendi tercihleriyle seçtikleri yanlış yolun bir sonucudur.
Bakara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
فَوَيْلٌ لَّهُم مِّمَّا كَتَبَتْ أَيْدِيهِمْ وَوَيْلٌ لَّهُمْ مِّمَّا يَكْسِبُونَ
(2/79) Feveylün lilleziyne yektubunelKitabe Bieydiyhim sümme yekulune haza min 'ındillahi liyeşteru Bihi semenen kaliylen, feveylün lehüm mimma ketebet eydiyhim ve veylün lehüm mimma yeksibun;
* Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!
Yazıklar olsun ki, kitabı gizleyene;
O gün Tevrat için söylenmiş olan bu Âyet bugün Kûr’ân için söylenmiştir, biz bunu daha yakına alıp kendimize çekelim ve şöyle diyelim;
Gönül kitabını okumayanlara yazıklar olsun, gönül kitabını kapatanlara yazıklar olsun, “Feveylün” işte bu kelime çok ağır bir kelimenin, mahşer de bu kelimenin muhataplarından olmayalım.
Elleriyle gizleyenlere, elleriyle yeni kitap yazarlar ve bu Allah’ın yanındandır derler, nefsinden aldığı şeyi bu şekilde söyler ve hem Allah’a iftira eder, hem ilme iftira eder.
Onun yaptığı alışveriş öyle bir alışveriş oldu ki, ne kadar az bir değere sattı, yani Tevrat’ı yazarken kendi kafalarından birşeyler uyduruyorlar ve bu Allah’ın indinden gelen gerçek Tevrat’tır diyerek isteyene veriyorlar.
Tekrar onlara yazıklar olsun ki elleriyle yazdıklarına da ve kesbettiklerine, kazançlarına yazıklar olsun, onların kazandıklarına zâten yazık olur.