Vemen a'rada ‘an żikrî fe-inne lehu ma'îşeten dankân venahşuruhu yevme-lkiyâmeti a'mâ(n)
"Her kim de benim zikrimden (Kur'an'dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz."
Her kim de benim zikrimden (Kur'ân'dan) yüz çevirirse, (bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.
Tâhâ Suresi 124. ayet, Allah'ın zikrinden yüz çevirmenin dünyevi ve uhrevi sonuçlarını ele almaktadır. Ayet, 'i'râd' (yüz çevirme), 'zikr' (anma/Kitap), 'ma'îşetun dankâ' (dar geçim) ve 'a'mâ' (kör) gibi temel kavramlar üzerinden, ilahi rehberlikten sapmanın getireceği zorlukları ve ahiretteki durumu vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'i'râd' kelimesini bir şeyden yüz çevirmek, ondan uzak durmak olarak açıklar. Ayetteki 'أَعْرَضَ عَن ذِكْرِى' ifadesi, Allah'ın Kitabına veya öğütlerine sırt çevirip ondan gafil kalmayı, onu terk etmeyi ifade eder. Bu, sadece fiziki bir uzaklaşma değil, aynı zamanda zihinsel ve manevi bir ilgisizliği de içerir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'i'râd'ı bir şeyden yüz çevirmek, ondan uzaklaşmak ve onu terk etmek olarak tanımlar. Ayetteki bağlamda, Allah'ın zikrinden yüz çevirmek, O'nun emir ve yasaklarına uymamayı, O'nun mesajına kulak asmamayı ve dolayısıyla O'nun rehberliğinden mahrum kalmayı ifade eder. Bu, bir tür kasıtlı ihmal ve reddediştir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'zikr' kelimesinin Kur'an'da farklı anlamlara geldiğini belirtir. Bu ayetteki 'ذِكْرِى' ifadesi, Allah'ın indirdiği Kitap, yani Kur'an olarak anlaşılır. Ondan yüz çevirmek, Kur'an'ın hükümlerini ve öğütlerini terk etmek anlamına gelir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'zikr'in Kur'an'da 'Kitap' anlamında kullanıldığını ifade eder. 'ذِكْرِى' ifadesi, Allah'ın insanlara hatırlattığı, öğütlediği ve yol gösterdiği vahyini, yani Kur'an'ı temsil eder. Ondan yüz çevirmek, bu ilahi rehberliği reddetmek ve ona uymamaktır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zikr' kavramının Kur'an'da geniş bir anlamsal yelpazeye sahip olduğunu, ancak temel olarak 'hatırlama', 'anma' ve 'öğüt' anlamlarını taşıdığını belirtir. Bu ayetteki 'zikr', Allah'ın insanlara gönderdiği ilahi mesajı, yani Kur'an'ı ve onun içerdiği öğütleri ifade eder. Ondan yüz çevirmek, bu ilahi hatırlatmayı ve rehberliği göz ardı etmektir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ma'îşet'i 'yaşama şekli' veya 'geçim kaynağı' olarak tanımlar. Ayetteki 'مَعِيشَةً ضَنكًا' ifadesi, Allah'ın zikrinden yüz çevirenlerin dünyadaki yaşamlarının sıkıntılı, dar ve zorluklarla dolu olacağını belirtir. Bu, sadece maddi yoksunluk değil, aynı zamanda manevi huzursuzluk ve tatminsizliği de kapsar.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ma'îşet' kelimesinin 'yaşam' ve 'geçim' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'ضَنكًا' sıfatıyla birlikte kullanıldığında, bu geçimin dar, sıkıntılı ve bereketsiz olacağını vurgular. Bu, Allah'ın rehberliğinden uzaklaşanların dünyada gerçek bir huzur ve tatmin bulamayacaklarına işaret eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'dank' kelimesini 'dar' ve 'sıkıntılı' olarak açıklar. 'مَعِيشَةً ضَنكًا' ifadesi, Allah'ın zikrinden yüz çevirenlerin geçimlerinin dar, zor ve sıkıntılarla dolu olacağını, onlara huzur ve rahatlık getirmeyeceğini belirtir. Bu darlık, hem maddi hem de manevi olabilir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'dank' kelimesinin 'daralma', 'sıkıntı' ve 'zorluk' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'مَعِيشَةً ضَنكًا' ifadesi, Allah'ın yolundan sapanların dünyadaki yaşamlarının bereketsiz, huzursuz ve sürekli bir sıkıntı içinde geçeceğini vurgular. Bu, ilahi rehberlikten uzaklaşmanın kaçınılmaz bir sonucudur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'dank' kelimesinin Kur'an'da 'dar, sıkıntılı, zor' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'ma'îşeten dankâ' ifadesi, Allah'ın zikrinden yüz çevirenlerin dünya hayatının, görünürdeki bolluğa rağmen, içsel bir huzursuzluk, tatminsizlik ve sıkıntı ile dolu olacağını, gerçek bir genişlik ve rahatlık bulamayacaklarını ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'a'mâ' kelimesinin hem fiziki körlük hem de manevi körlük, yani hakikati görememe anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'أَعْمَىٰ' ifadesi, kıyamet günü haşredilen kişinin sadece gözlerinin değil, aynı zamanda basiretinin de kör olacağını, hakikati idrak edemeyeceğini ve bu durumun onun için büyük bir azap olacağını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'a'mâ' kelimesini 'gözün görmemesi' ve 'kalp gözünün görmemesi' olarak ikiye ayırır. Ayetteki 'وَنَحْشُرُهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ أَعْمَىٰ' ifadesi, Allah'ın zikrinden yüz çevirenlerin kıyamet günü manevi olarak kör bir şekilde diriltileceklerini, yani dünya hayatında hakikati görmezden geldikleri için ahirette de doğru yolu bulamayacaklarını ve azabı idrak edemeyeceklerini vurgular. Bu, onların dünya hayatındaki basiretsizliklerinin bir sonucudur.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Tâ-Hâ, 20/124) “Ve kim Benim zikrimden yüz çevirirse, o taktirde mutlaka onun için sıkıntılı bir geçim vardır. Ve kıyâmet günü onu, kör olarak haşredeceğiz.”
قَالَ رَبِّ لِمَ حَشَرْتَنِي أَعْمَى وَقَدْ كُنتُ بَصِيرًا
(Kâle rabbi lime haşertenî a’mâ ve kad kuntu basîran.)