Emi-tteḣażû min dûnihi âlihe(ten)(s) kul hâtû burhânekum(s) hâżâ żikru men ma'iye veżikru men kablî(k) bel ekśeruhum lâ ya'lemûne-lhakk(a)(s) fehum mu'ridûn(e)
Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilah olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler."
Enbiyâ Sûresi
“Emi-ttehazû min dûnihi âlihe(ten) kul hâtû burhânekum hâzâ zikru men ma’iye vezikru men kablî bel ekseruhum lâ ya’lemûne-lhakk(a) fehum mu’ridûn(e)” Yoksa ondan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilâh olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler.” (21/24)
Ondan başka kabul ettikleri ilâhlar hayali vehimi zanları ile uydurdukları aslı ve hiçbir şeye yaramayan ilâhlardır. Nasıl Mûsâ a.s. karşısındaki sihirbazlar sihirlerini ortaya getirmişler ve Mûsâ a.s ın aklını temsil eden bastonu bu sihirleri yutmuş ise de inkar edenlerinin delili de hayali ve nefsi emmare kaynaklıdır. Bu delili getirselerde hakikat karşısında bir hükmü yoktur. Benim zikrim yani insan-ı kamilin hakkı hatırlatması ve benden önceki mertebelerin insan-ı kamillerin zikri hakkı hatırlatmaları bunların hakk olduğunu çokları bilmezler.