Kâle rabbu-lmeşriki velmaġribi vemâ beynehumâ(s) in kuntum ta'kilûn(e)
Musa, "O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir" dedi.
Musa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir."
Şuarâ Suresi 28. ayet, Hz. Musa'nın Firavun'a hitaben Allah'ın evrensel Rabliğini vurguladığı bir pasajdır. Ayet, 'Rab', 'Maşrık', 'Mağrib' ve 'Ta'kılûn' gibi temel kavramlar üzerinden Allah'ın yaratıcı ve yönetici gücünü, aynı zamanda insanın akletme sorumluluğunu ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rab' kelimesinin aslen 'terbiye etmek, bir şeyi kemale erdirmek' anlamına geldiğini belirtir. Allah için kullanıldığında ise 'yaratıcı, malik, yönetici, terbiye edici' gibi tüm bu anlamları kapsayan mutlak bir sıfat olduğunu vurgular. Ayetteki kullanımı, Allah'ın tüm evrenin mutlak sahibi ve yöneticisi olduğunu gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'Rab' kelimesinin lügatte 'malik, seyyid, terbiye eden, ıslah eden' anlamlarına geldiğini ifade eder. Allah'a nispet edildiğinde ise, O'nun her şeyin yaratıcısı, rızık vericisi ve idare edicisi olduğunu, bu ayette de doğu ve batı dahil tüm varlık aleminin yegane Rabbi olduğunu açıklar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Rab' kavramının Kur'an'daki merkeziyetine dikkat çeker ve onun 'yaratıcı, besleyici, koruyucu, yönetici' anlamlarını içerdiğini belirtir. Ayetteki 'Rabbu'l-meşriki ve'l-mağribi' ifadesi, Allah'ın evrensel egemenliğini ve tüm varlıklar üzerindeki mutlak otoritesini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'el-meşrık' kelimesinin 'şurûk' kökünden geldiğini ve güneşin doğuş yerini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın evrenin her bir noktasını kuşatan Rabliğini, özellikle de güneşin doğuşu gibi büyük bir kozmik olayı kontrol ettiğini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'el-meşrık' kelimesini 'güneşin doğduğu yer' olarak açıklar. Bu ayette 'el-meşrık ve'l-mağrib'in zikredilmesi, tüm yönlerin ve dolayısıyla tüm dünyanın Allah'ın mülkü ve idaresi altında olduğunu mecazi olarak ifade ettiğini belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şark' kökünün 'aydınlanmak, parlamak' anlamlarına geldiğini ve 'meşrık'ın da güneşin doğduğu yer olduğunu ifade eder. Ayetteki bağlamda, Allah'ın kudretinin ve yaratıcılığının, güneşin doğuşu gibi düzenli ve büyük bir olayla somutlaştığını vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'el-mağrib' kelimesinin 'gurûb' kökünden geldiğini ve güneşin battığı yer olduğunu açıklar. Ayette 'el-meşrık' ile birlikte zikredilmesi, Allah'ın kudretinin ve Rabliğinin tüm yönleri ve dolayısıyla tüm yeryüzünü kapsadığını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'mağrib' kelimesinin 'gurûb'dan türediğini ve güneşin batış yerini ifade ettiğini belirtir. Ayette 'meşrık' ile birlikte kullanılması, Allah'ın Rabliğinin sadece belirli bir bölgeyle sınırlı olmadığını, aksine tüm evreni kuşattığını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'meşrık' ve 'mağrib' kelimelerinin Kur'an'da genellikle zıtlık oluşturarak bir bütünlüğü ifade ettiğini belirtir. Bu ayette de, Allah'ın Rabliğinin sadece doğu veya batı ile sınırlı olmayıp, tüm evreni ve içindekileri kapsadığını semantik olarak açıklar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'akl' kelimesinin aslen 'bağlamak, tutmak' anlamına geldiğini ve insanın kendisini kötü şeylerden alıkoyan, iyiye yönlendiren gücü olduğunu belirtir. 'Ta'kılûn' ifadesi, muhatapların bu akletme yeteneğini kullanarak Allah'ın Rabliğini idrak etmeleri gerektiğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'akl'ın 'idrak etme, anlama, düşünme' yeteneği olduğunu ve insanı diğer canlılardan ayıran temel özelliklerden biri olduğunu açıklar. Ayetteki 'in küntüm ta'kılûn' ifadesi, bu yeteneği doğru kullanmaları halinde Allah'ın varlığını ve birliğini anlayabilecekleri anlamına gelir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'akl' kavramının Kur'an'da sadece entelektüel bir yetenek değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk taşıdığını belirtir. 'Ta'kılûn' ifadesi, muhatapların sadece düşünmekle kalmayıp, düşündükleri şeyin gereğini yerine getirme, yani Allah'ın Rabliğini kabul etme sorumluluğunu da içerdiğini ifade eder.
Şu'arâ Sûresi
“Kâle rabbu-lmeşriki velmagribi vemâ beynehumâ in kuntum ta’kilûn(e)” Mûsâ, “O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir” dedi. (26/28)
Doğu ve batının rabbi olması; doğu aklı küll ve batı nefsi külldür. Aklı küll ve nefsi küllün rabbidir. (Murat Derûni)