Velekad âteynâ dâvûde vesuleymâne ‘ilmâ(en)(s) vekâlâ-lhamdu li(A)llâhi-lleżî faddalenâ ‘alâ keśîrin min ‘ibâdihi-lmu/minîn(e)
Andolsun! Biz Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar, "Hamd, bizi mü'min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a mahsustur" dediler.
Neml Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(27/15) “And olsun ki, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik ve dediler ki: Hamd o Allah'a olsun ki, bizi mümin kullarından bir çoğu üzerine üstün kilmiştır.” Andolsun ki biz dâvud’a ve Süleyman’a Süleyman’lık mertebesinden ilim verdik. O ilim daha evvelce kimseye verilmemişti. “Ve kâlelhamdü lillâhillezi” onlarda, Allaha Hamd olsun, “Lillâhillezi faddalena:” o Allah öyle bir Allah ki bizi yükseltti.
“Kesirin” :mü’min kulların üzerine bize tafdil etti ki bu Allaha hamd ederiz dedi.
Soru :
Mûsâ (a.s.) ma verildi mi bu ilim dediler?
Cevap :
Verilmedi.
Çünkü, Mûsâ, Hârun, Dâvut, Süleymân şekliyle geliyor, ve devam edip gidiyor.
Harunla Dâvut (a.s.) arasında başka peygamberler olabilir ama o daha geriyi, arkayı ifade ediyor.
Mâsâ (a.s.) zamanında Kûds’ü şerif de– Mescidil Aksa daha yapılmamıştı. Dâvud (a.s.) niyetlendi fakat
Süleymân (a.s.) devrinde, mukaddeslik tastik edilmiş oldu.
Mâsâ (a.s.) verilen 9 mucize ayrı bir konu . Ama burada belirtilen . “Ve lekad ateyna Davude ve Süleymâne” dediği onun üstünde bir ilim, bir başka oluşumdur.
Bunun üzerine ,,,
Mü’min kullarına verilmeyen birçok ilim verildi. Böylece onlar tafdil, yüceltilmiş oldu. İşte bizlerde bu mertebeleri aşarken aynı hadiseler seyru sülûk hakikatinde de mevcut olmaktadır. (38/26) “Davud’u yer yüzüne halife kıldık”