Veveriśe suleymânu dâvûd(e)(s) vekâle yâ eyyuhâ-nnâsu ‘ullimnâ mentika-ttayri veûtînâ min kulli şey-/(in)(s) inne hâżâ lehuve-lfadlu-lmubîn(u)
Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.
Neml Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Ve verise süleymânü davude ve kâle ya eyyühen nâsü ullimnâ mantıkattayri ve ûtînâ min külli şey’in inne haza le hüvel fadlül mübin.)
“Ve verise Süleymânü Davude:” Süleyman davud’a vâris oldu. İlmine ve saltanatına. “Ve kâle ya eyyühen nas:” Ey insanlar. “Ullimnâ mantıkattayrı ve ûtînâ min külli şey’in inne haza le hüvel fadlül mübin.” diyerek kendisine gelen ilmin bâzı yönlerini anlatıyor. Süleymân, Davud’a vâris oldu. Süleyman (a.s.) dedi ki;
-“ya eyyühen nas:” Ey benim kavmim, ey insânlar, burada “ya benî İsrâîl” dir.
“Ullimnâ:” Bana talim ettirildi, Öğretildi. Ne ?
“Mantıkattayri:” Kuş dili öğretildi. Daha evvel kimseye öğretilmiş değildi. Ne Mûsâ (a.s.) ma ne başka bir Peyga-mbere.“Ûtînâ min külli şeyin:” Bana her şeyden verildi. Çünkü mülkü Süleymân deniyor ya o güne kadar yeryüzünde en büyük mülke sâhip olan –yani arzın büyük çoğunluğuna sâhip olan, hem padişah kendisi, hem melik, hem de nebi.“İnne haza le hüvel fadlül mübin:” Muhakkak ki bu açık bir fazîlettir. Rabbimin bir lûtfudur dedi ve Süleymân’ın bazı hakikatlerini anlatmaya devam ederek.