İnneke lâ tusmi'u-lmevtâ velâ tusmi'u-ssumme-ddu'âe iżâ vellev mudbirîn(e)
Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Neml Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(27/80) “şüphe yok ki, sen ölülere duyuramazsın ve arkalarına dönüp kaçan sağırlara da davetini işittiremezsin.” Muhakkak ki sen ölülere duyuramazsın, sağırlarada duyuramazsın. Onlar hakka sırtlarını döndükleri vakit, sen onları ne duyurabilirsin. Bir insan ki zâhiren kulağı nasıl sağır, sesleri duyamıyorsa, zâhirdeki et, kemik kulağı duyuyor olsa bile, açık fakat gönül kulağı duymuyorsa, onları Hakk yolundan bir şey duyuramazsın. Ölülere de duyuramazsın. Deniyor. O dua, Hakk’a yönelmeleri, o
çağırmaları duyuramazsın diyor. Ne zaman? onlar haktan döndükleri vakit. Birçok yerde var “ümyün, sümmün bükmün,” Onlar sağır, dilsizdirler, şuurları yoktur gibi birçok yerde geliyor. Bunların birçok mertebeleri vardır tabii.