İçeriğe atla
Neml 9Cüz 19 · Sayfa 377

Neml Sûresi 9. Âyet

النمل

Sohbete sor

Yâ mûsâ innehu ena(A)llâhu-l'azîzu-lhakîm(u)

"Ey Musa! Gerçek şu ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım."

Neml Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

seslenilen o ses kelimelere bürünerek ifadesini buluyor. (ya Mûsâ ”Ey Mûsâ” innehû enellahul azîzül hakîmü) Yani “o ateşte var olan o ateşten zuhur eden veya başka yönüyle inne-muhakkakki hû_yani hüviyyeti mutlaka, o hüvviyyeti, inniyeti vardı ya hüvviyyeti olan hû, ene, benim, Allah yani enallah, enallah. Yani Allah olan benim o hüvviyyet demekte ve ayrıca ateşte zuhur eden tecelli eden benim demekte, nasıl bir ben. Yani nasıl bir Allah-Azîzül Hakîm-Azîz ve Hakîm olan her şeyini hikmetlerle işleyen –Yukarıda ne dedi: Hakîmül Alîm dedi. 2 Âyette de Hakîm ismi hikmet ismi ağırlıklı birinde Alîm..hikmetini bilgi ile ortaya koyması diğerinde o hikmetini azîz-cebbar ismiyle ortaya koyması. Ne kadar değişik özellikleri var. Birisi hakîmül alîm birisi azîzül hakîm. Alimde ilim vermesi var. Azîzül hakîm. de ise faaliyet var-işlemesi var. Yani cebbar, kahhar, mütekebbir bütün bu isimlerini faaliyete geçirmesi var. aziziyetinde. C. Hakka dersekki merhametlimidir. Merhametlilerin en merhametlisidir. Ama C. Hakk cebbar mı cebbarın en cebbarıdır. Efendim biz tenzih ederiz C. Hakk’ı cebbariyyet’ten dediği zaman sen Hakk’ı sınırladın. Onu yapmaz bunu yapmaz. Senin Rabb’in yapmaz ama Rabbül âlemîn her şeyi yapar. Onu tenzîh noksan sıfatlardan tenzih diyoruz ya bu âlemde nâkıs-noksan, diye bir sıfat yok ki, ondan tenzîh edeceğiz onu. Yok ki neden tenzîh edilecek. Nokasanlık sana, bana göre. O zaman süphan demek C. Hakk’ı tenzîh demek evvelâ kendimizi tenzih etmemiz gerek. Yani tenzih bizde, onda değil. Bizi tenzîh etmemiz gerek. Tamam biz bazı şeyleri yaparız bazı şeyleri yapmayız bu yüzden tenzîh ederiz kendimizi yani sınırlarız. Tenzîh edersen sınırlarsın.Teşbîh edersende sûret içine sokarsın. İkiside kısıtlama, sınırlamadır. İkisini birlikte kullanıp tevhîd etmek İslâmiyet anlayışı olur. Mûseviyyet mertebesi itibariyle tenzîh ettiğinde sınırlandırmş olursun. İseviyyet mertebesi itibariyle teşbîh ettiğinde şekillendirmiş,

sûretlendirmiş olursun. İkiside sınırlamadır. İkisi birleşince tevhit olur. Yoksa (Lâ ilâhe illâ Allah) demek kelâmî bir tevhittir.

İşte-Azîzül Hakîm.-Hû-zat âleminde ismi a’zâm. Hû harfi değil-Hû harfinin ifade ettiği mânâ Hüvviyyet-i mutlaka, bu da nasıl bizim hüvviyyetimiz var, Nüfus kağıdı diyoruz. Nefis kağıdı demek o aslında. İnsânı Kûr-ân’da C. Hakk 283 yerde-daha sonraki araştırmalarda 294 yerde nefs olarak insan-ı ifade ediyor. İnsân-ı nefs olarak tanıtıyor. Biz de kendimizi insân olarak değil nefs diye tanıtıyoruz farkında olmadan. pekî bu nüfus kağıdına insân kâğıdı niye demiyoruz. İnsân’ın insân kâğıdı, bak, nefis cüzdanı diyoruz. İnsân cüzdanı niye demiyoruz. Çünkü bizim gerçek vasfımız nefs. Osmanlı’dan da böyle kullanıldığı için böyle geliyor. Peki nefs ne demek? “Rubûbiyyet hükümlerinin tecelli ettiği yer” demek. Bunun en şiddetlisi nefsi emmâre’dir. Bakın şimdi burada bir sır açılıyor. Açık o sır da sıraya giriyor. C. Hakk Rubûbiyyet hükümlerini nefs ismi altında zuhura çıkarıyor. Nefsi emmâre hükmü altında zuhura çıkarıyor. Hadi bakalım şimdi bu nefsi emmâreyi kötüleyelim. Kötülemeyelim de terbiye edelim onu, veya hakkını verelim.

Hani tarikat süresince, şeriat mertebesinde nefs kötü kötü yaptırdı ettirdi diyoruz ya orada doğru, geçerli. Ama nefsin hakikati Rubûbiyyet mertebesinin zuhur mahali olmasıdır. İşte C. Hakk Rubûbiyyet hakikatlerini nefs ismi altında nefsi emmâre ismi altında zuhura çıkarmakta faaliyyete geçirmekte, bu da ne ile oluyor. Bu da Azîz ismi ile oluyor. Cebbariyet ile oluyor. Şimdi burada Cebbar ismi Azîz ismini kullanması gelecek olan Âyetlerdeki faaliyetleri ortaya koyması içindir. Eğer Azîz esmâsı’nı kullanmayıpta yine Alîm ismini kullansa burada faaliyet yani ef’âl âlemindeki faaliyetler kullanılamaz bilgi olarak alınmış olur. Yukarıda bilgi verdiği gibi ama burada tahakkuk başlıyor ne yönden tahakkuk başlıyor.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)