Rabbenâ âmennâ bimâ enzelte vetteba'nâ-rrasûle fektubnâ me'a-şşâhidîn(e)
"Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber'e uyduk. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz."
Ey Rabbimiz, senin indirdiğine iman ettik, o peygambere de uyduk. Artık bizi şahidlerle beraber yaz.
Bu ayet, iman, vahye tabi olma ve peygambere ittiba etme kavramlarını merkeze alarak, Allah'a teslimiyetin ve şahitler zümresine dahil olma arzusunun dilbilimsel bir ifadesidir. Kelimelerin kök anlamları, bu derin manaları pekiştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İman (أمن), kalbin tasdiki ve güven duymasıdır. Ayetteki 'âmennâ' ifadesi, Hz. İsa'nın havarilerinin Allah'ın indirdiği vahye kesin bir tasdikle bağlanmalarını ve bu sayede emniyet bulmalarını ifade eder. Bu, sadece dil ile ikrar değil, kalbin mutmain olması halidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzitsu'ya göre 'iman' (أمن), Kur'an'da 'güvenmek, emniyet içinde olmak' anlamlarını taşır ve 'küfr'ün (inkar) zıddıdır. Ayetteki kullanımı, Allah'ın indirdiğine tam bir teslimiyetle güven duymayı ve bu güvenin getirdiği iç huzuru vurgular. Bu, sadece bir bilgi edinimi değil, aynı zamanda bir bağlanma eylemidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Enzele (أنزل), bir şeyi yüksekten aşağıya indirmek demektir. Kur'an bağlamında ise Allah'ın kelamını peygamberlerine vahiy yoluyla indirmesini ifade eder. Ayetteki 'enzelte' ifadesi, Allah'ın vahyinin kaynağının ilahi olduğunu ve bu vahyin insanlara bir lütuf olarak gönderildiğini belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Nüzûl (نزول), bir şeyin yukarıdan aşağıya inmesidir. Allah'ın 'inzâl'i, O'nun kelamını ve hükümlerini kullarına ulaştırmasıdır. Bu ayetteki 'enzelte' kelimesi, Allah'ın Hz. İsa'ya indirdiği İncil'e ve genel olarak tüm ilahi vahiylere işaret eder, bu da imanın temelini oluşturur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İttiba (اتبع), birinin ardından gitmek, onu takip etmek demektir. Ayetteki 'itteba'nâ' ifadesi, havarilerin Hz. İsa'nın peygamberliğini kabul edip onun tebliğ ettiği ilahi mesajı ve yaşam tarzını benimsemelerini anlatır. Bu, sadece sözlü bir kabul değil, aynı zamanda fiili bir itaattir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ittiba' kelimesinin Kur'an'da 'birinin izini takip etmek, ona uymak, peşinden gitmek' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'itteba'nâ' ifadesi, peygamberin rehberliğini kabul edip onun gösterdiği yolda ilerlemeyi, yani onun sünnetine ve öğretilerine bağlı kalmayı ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Resul (رسول), gönderilen, elçi demektir. Allah'ın emirlerini ve yasaklarını insanlara ulaştırmakla görevli kişidir. Ayetteki 'er-Resûl' kelimesi, Hz. İsa'ya işaret eder ve onun Allah'ın elçisi olarak taşıdığı ilahi görevi vurgular. Ona uymak, Allah'a uymak demektir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Resul (رسول), kendisine şeriat verilen ve onu tebliğ etmekle emrolunan kişidir. Ayetteki 'er-Resûl' kelimesi, Allah'ın seçtiği ve insanlara doğru yolu göstermesi için görevlendirdiği peygamberi ifade eder. Ona ittiba etmek, Allah'ın rızasını kazanmanın bir yoludur.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Ketebe (كتب), yazmak, kaydetmek demektir. Kur'an'da bazen 'takdir etmek, hükmetmek' anlamında da kullanılır. Ayetteki 'fektübnâ' ifadesi, havarilerin Allah'tan kendilerini 'şahitler' zümresine dahil etmesini, yani onların bu zümreden olmasını takdir etmesini ve yazmasını dilemelerini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kitâbet (كتابة), bir şeyi kaydetmek ve muhafaza etmektir. Ayetteki 'fektübnâ' ifadesi, Allah'ın ilahi katında, şahitler olarak tescil edilme arzusunu dile getirir. Bu, sadece bir dilek değil, aynı zamanda Allah'ın takdirine ve hükmüne sığınmadır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Şâhid (شاهد), hazır bulunan, gören ve bildiğini haber veren demektir. Ayetteki 'eş-şâhidîn' ifadesi, Allah'ın birliğine, peygamberlerin hakikatine ve ilahi vahye iman eden, bu imanlarını söz ve fiilleriyle ortaya koyan kimseleri ifade eder. Onlar, kıyamet günü ümmetlere şahitlik edeceklerdir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzitsu, 'şehâde' (شهادة) kavramının Kur'an'da 'tanıklık etmek, şahitlik etmek' anlamının yanı sıra, 'bir şeyi bilmek ve onu tasdik etmek' anlamını da taşıdığını belirtir. Ayetteki 'eş-şâhidîn' ifadesi, Allah'ın birliğine ve peygamberin hakikatine şahitlik eden, bu şahitliğiyle diğer insanlara örnek olan ve ahirette de bu şahitlikleri kabul edilecek olan müminleri ifade eder.
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(53) Rabbenâ amennâ Bi mâ enzelte vetteba'ner Rasûle fektübnâ maaş şahidîn;
“Ey Rabbimiz, senin indirdiğine imân ettik, o peygambere de uyduk. Artık bizi şâhidlerle beraber yaz.”