Tetecâfâ cunûbuhum ‘ani-lmedâci'i yed'ûne rabbehum ḣavfen vetame'an vemimmâ razeknâhum yunfikûn(e)
Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.
Onların yanları yataklardan uzaklaşır, korku ve ümid içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan hayıra sarfederler.
Bu ayet, müminlerin gece ibadetlerini, Allah'a yönelişlerini ve infaklarını tasvir etmektedir. Anahtar kavramlar, bedensel bir eylem olan 'uzaklaşma'dan (تَتَجَافَىٰ), kalbi bir yöneliş olan 'dua'ya (يَدْعُونَ), duygusal haller olan 'korku' (خَوْفًا) ve 'ümit'e (طَمَعًا) ve sosyal bir eylem olan 'infak'a (يُنفِقُونَ) kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Bu kavramlar, müminlerin hem bireysel hem de toplumsal sorumluluklarını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'cefv' (جفو) kelimesinin bir şeyden uzaklaşmak, ayrılmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'tetecâfâ cunûbuhum' ifadesi, müminlerin yanlarını yataklarından uzaklaştırarak gece ibadetine kalkmalarını, yani uykuyu terk etmelerini ve rahatlarından feragat etmelerini ifade eder. Bu, Allah'a yönelişin bir göstergesidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'tetecâfâ' fiilini 'teba'ad' (uzaklaşmak) olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, müminlerin yanlarının yataklarından uzaklaşması, onların gece namazı için uyanık kalmalarını ve yataklarının sıcaklığından vazgeçmelerini mecazi olarak ifade eder. Bu, onların Allah'a olan bağlılıklarının bir işaretidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'da'v' (دعو) kelimesinin çağırmak, istemek ve dua etmek anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yed'ûne Rabbehum' ifadesi, müminlerin gece ibadetlerinde Rablerine yönelerek O'na dua etmelerini, O'ndan dilekte bulunmalarını ve O'na sığınmalarını ifade eder. Bu, Allah ile kul arasındaki doğrudan iletişimi gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'dua' kavramının Kur'an'da sadece istemek değil, aynı zamanda Allah'a yönelmek, O'nu anmak ve O'na ibadet etmek anlamlarını da içerdiğini vurgular. Ayetteki 'yed'ûne' fiili, müminlerin Rablerine karşı duydukları derin saygı ve bağlılıkla O'na yönelişlerini, O'ndan yardım ve mağfiret dilemelerini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'havf' (خوف) kelimesini, bir şeyden gelebilecek zararı beklemek olarak tanımlar. Ayetteki 'havfen' ifadesi, müminlerin Rablerine dua ederken O'nun azabından korkmalarını, O'nun büyüklüğü karşısında huşu duymalarını ve günahlarından dolayı endişe taşımalarını ifade eder. Bu, Allah'a karşı duyulan saygının ve sorumluluk bilincinin bir göstergesidir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'havf'ı, bir şeyin sonucundan endişe duymak olarak açıklar. Ayetteki 'havfen' kelimesi, müminlerin Rablerine ibadet ederken O'nun azabından korkmalarını, O'nun emirlerine uymamanın sonuçlarından çekinmelerini ve bu korkunun onları daha iyi amellere sevk etmesini ifade eder. Bu, imanın önemli bir boyutudur.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'tama'' (طمع) kelimesini, bir şeye şiddetli arzu duymak ve onu elde etmeyi ummak olarak tanımlar. Ayetteki 'tama'an' ifadesi, müminlerin Rablerine dua ederken O'nun rahmetini, cennetini ve rızasını ummalarını, O'ndan iyilik ve bağışlanma beklemelerini ifade eder. Bu, Allah'a karşı duyulan sevginin ve güvenin bir yansımasıdır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'tama'' kavramının Kur'an'da genellikle olumlu bir beklenti ve umut anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'tama'an' kelimesi, müminlerin Rablerine yönelişlerinde O'nun lütfunu, keremini ve vaat ettiği mükafatları umut etmelerini, bu umudun onları ibadete teşvik etmesini ifade eder. Bu, korku ile birlikte dengeleyici bir unsurdur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'infâk' (إنفاق) kelimesini, malı tüketmek, harcamak olarak açıklar. Ayetteki 'yünfikûne' fiili, müminlerin Allah'ın kendilerine verdiği rızıklardan başkalarına harcamalarını, sadaka vermelerini ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmelerini ifade eder. Bu, imanın sosyal boyutunu ve cömertliği vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'infâk'ın, malı Allah yolunda harcamak ve karşılığını Allah'tan beklemek olduğunu belirtir. Ayetteki 'yünfikûne' kelimesi, müminlerin sadece kendi ihtiyaçları için değil, aynı zamanda toplumun ve dinin ihtiyaçları için de mal varlıklarını kullanmalarını, bu eylemin bir ibadet olduğunu ve Allah katında karşılığının olduğunu ifade eder.
Secde Sûresi
Ayetin Kaynağı: Ef’al mertebesi kaynaklı bir ayettir.
“Onların yanlarının yataklardan uzaklaşması” iki manaya işaret etmekte dir diye biliriz. Birisi gece uykusundan kalkıp rablerine karşı korku ve ümit içerisinde niyaz da bulunurlar, burada korku ve ümit içinde olmalarının sebebi yapılan ibadetler ile gurur ve kibre düşme tehlikesinin her zaman olmasından dır. Kişi ibadet eder ama yapılan ibadetin kabul olup olmadığını bilemez, ondan dolayı da korku ve ümit arasında dengeli bir halde kalmayı tercih etmeli dir. Eğer hep korku halinde olursa ozaman da şeytanın onu amelden uzaklaştırması tehlikesi bulunmakta dır. Bu konuda şöyle bir mihenk oluştura biliriz.
Korku amele, zikre ve niyaza yaklaştırıyorsa Rahmandan gelen bir havf dır bu korku eğer amelden uzaklaştırıyorsa nefsimizden ve şeytandan kaynaklı bir korkudur. Bu korku çeşidinin nedeni ise ümitsizlikten kaynaklanmaktadır. Ondan dolayı korku ve ümit dengede olmalı, aynı tenzih ve teşbih gibi. Ümit var olup amel etmeli ve amelin içinde iken de ihlas ve huşu ile yapamama korkusu ile de fazla olan ümidini dengeye çekmeli dir.
Bir Hadîsi Şerifte ise şöyle buyrulmuştur:
“Allah Teâlâ, önceki ve sonraki nesilleri bir araya topladığı zaman bir münâdî gelir ve bütün mahlûkâta işittirdiği bir sesle:
“Bugün kim Allâh’ın ikrâmına daha lâyık ve O’nun katında daha mükerrem dir, bunu herkes bilip görecek.” diye seslenir. Sonra bu münâdî tekrar dönüp: “Gece vakitlerinde vücudları yataklarından uzak olanlar ayağa kalksın!” diye seslenir.
Onlar sayıları az olarak ayağa kalkarlar. Ardından: “Bollukta ve darlıkta Allâh’a hamd edenler kalksın.” diye seslenir. Bunun üzerine az sayıda hamd ehli ayağa kalkar. Sonra onların hepsi cennete salıverilirler. Daha sonra da diğer insanlar hesaba çekilir.” ed-Dürrü’l-mensûr, VI, 548.
Bu anlayış ve idrak rububiyet mertebesine kadar olan kısımda geçerlidir nedeni ise rablerine dir duaları ve niyazları. Bu mertebe aynı zamanda şeriat ve tarikat mertebesini de kapsamaktadır. Hakikat ve Marifet mertebesin de korku ve ümit olmaz çünkü bunlar ikilik anlayışı içinde olanların halini tarif ediyor. Nasıl ki İman daimî bir idrak ve yaşantı değil ise korku ve ümit de aynı şekilde daimî bir hal olmamalı. Müşahedeli bir hayat sürdürenin hazırdakini görenin iman edeceği bir şey kalmadığından yakîne geçtiğinden iman anlayışı gelişmiş olur kişide.
Yûnus Suresi 62. Ayet
اَلَٓا اِنَّ اَوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ
Elâ inne evliyâa(A)llâhi lâ ḣavfun ‘aleyhim velâ hum yahzenûn(e) Açın gözünüzü! Allah'ın dostları üzerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar.
Ayetten de anlaşılacağı gibi Allah'a dost olanlardan yani zati tecelliye mazhar olandan beşerî olan duygular kalkar.
“Onların yanlarının yataklardan uzaklaşması” ayetinin diğer bir yönü ise idrak ve şuurda yatıyor vaziyette olmaları halinden kurtulup kıyam ederler yani şuurda ayağa kalkarlar manasını da içinde barındırır.
“Kendilerine verdiğimiz rızıklardan hayıra sarfederler.” İnsanın kazandığını hayra sarf edebilmesi için o kazandığı malı ve sahip olduğu mülkün asıl sahibini bilmesi lazım. Kazandıklarını kendi nefsine maledenlerin onları dağıtması mümkün değildir. Verse dahi nefsinden verir orada da bir menfaat güder. Bundan dolayı ayette “verdiğimiz” ifadesi çok mühim dir. Burada sadece rızık olarak yemek veya içmek diye manayı kısıtlamayalım. Onlar bedenimizin ihtiyaçlarıdır, aklımızın ve ruhumuzun ihtiyaçları için de ilim ve irfan rızıklarına ihtiyacımız bulunmakta ve Arifi Billahlar da bizlerin o açlığını ve susuzluğunu gidermektedirler cümlesine Selam olsun. T.O.Muharrem Halil-İz.