Velenużîkannehum mine-l'ażâbi-l-ednâ dûne-l'ażâbi-l-ekberi le'allehum yerci'ûn(e)
Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız.
Şu bir gerçek ki, onlara o en büyük azabdan önce yakın azabdan (dünyada) da tattıracağız. Umulur ki, (kötülükten) dönerler.
Secde Suresi 21. ayet, Allah'ın insanlara büyük azaptan önce dünya azabını tattırmasını ve bunun amacını dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Ayet, 'azap' ve 'dönüş' kavramları üzerinden ilahi uyarı ve tövbe imkanını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zevk' (ذوق) kelimesinin aslen bir şeyin tadını dil ile idrak etmek olduğunu belirtir. Ancak mecazi olarak bir şeyin sonucunu veya etkisini deneyimlemek, hissetmek anlamında da kullanılır. Ayetteki 'lenuzîkannahum' ifadesi, Allah'ın insanlara dünya azabının acısını bizzat yaşatacağını, hissettireceğini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, Kur'an'daki 'tattırma' (إذاقة) fiilinin genellikle mecazi anlamda kullanıldığını ve bir şeyin sonucunu veya cezasını yaşatmak anlamına geldiğini belirtir. Bu ayette de 'azabı tattırmak', azabın acısını ve etkisini onlara hissettirmek demektir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'azab' (عذاب) kelimesinin kökeninin 'azb' (عذب) yani tatlı su ile ilişkili olduğunu, ancak 'azab'ın tatlı sudan mahrum bırakma, yani rahatlıktan uzaklaştırma ve sıkıntı verme anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-azâb' hem dünya hayatındaki sıkıntıları hem de ahiretteki cezayı kapsayan geniş bir anlam taşır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'azab'ın, nefse acı veren her şey olduğunu ve bunun hem dünyevi hem de uhrevi olabileceğini ifade eder. Ayette 'el-azâbü'l-ednâ' (dünya azabı) ve 'el-azâbü'l-ekber' (büyük azap) şeklinde iki farklı azap türünden bahsedilmesi, bu kelimenin geniş kapsamını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'azab' kavramının sadece fiziksel bir cezayı değil, aynı zamanda psikolojik bir ıstırabı ve ilahi bir uyarıyı da içerdiğini vurgular. Bu ayetteki 'azab', insanları doğru yola döndürme amacı taşıyan bir ilahi müdahale olarak sunulur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ednâ' (أدنى) kelimesinin 'denâvet' (دناوة) kökünden geldiğini ve 'daha yakın' veya 'daha aşağı' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-azâbü'l-ednâ', ahiret azabına kıyasla daha yakın olan dünya azabını veya şiddeti daha az olan azabı ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ednâ'nın hem mekansal yakınlığı hem de mertebece aşağılığı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, ahiret azabına göre hem zaman olarak daha yakın olan dünya azabını hem de şiddet olarak daha hafif olan azabı kasteder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ekber' (أكبر) kelimesinin 'kiber' (كبر) kökünden geldiğini ve büyüklük, yücelik veya şiddet anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-azâbü'l-ekber', dünya azabına kıyasla hem süresi hem de şiddeti bakımından çok daha büyük ve kalıcı olan ahiret azabını ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ekber'in 'büyüklük' ifade eden bir sıfat olduğunu ve burada azabın niteliğini vurguladığını belirtir. 'El-azâbü'l-ekber' ifadesi, dünya azabının geçiciliğine ve hafifliğine karşılık, ahiret azabının sonsuzluğunu ve şiddetini ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rücû' (رجوع) kelimesinin aslen bir yerden veya durumdan geri dönmek anlamına geldiğini belirtir. Kur'an'da ise genellikle günah ve isyandan tövbe ederek Allah'a dönmek, doğru yola gelmek anlamında kullanılır. Ayetteki 'yercî'ûn' ifadesi, dünya azabının insanları gafletten uyandırıp Allah'a ve doğru yola dönmelerini sağlamak amacını taşır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'rücû' kavramının Kur'an'da hem fiziksel bir dönüşü hem de manevi bir dönüşü ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'yercî'ûn', insanların yanlış inanç ve davranışlarından vazgeçip Allah'ın emirlerine uymaya yönelmeleri, yani tövbe etmeleri anlamında kullanılmıştır.
Secde Sûresi
Ayetin Kaynağı: Zati Mertebeden bir ayettir.
Bu ayet bir önceki ayetin devamı niteliğinde olup, orada azabı yaşayacak kişilere daha bu dünya hayatında iken orada ki azabın birer numunesini tadacaklarını beyan buyurmakta.
Bu ayeti Kerime bizi Cenab-ı Hakkın Serî'u'l-Hisâb ismi ve sıfatı bu dünya hayatında iken olan faaliyetini bildirmekte. Bu isim Kur'an'da birçok ayette geçmektedir. İşte bazı örnekler:
Bakara Suresi, 202. Ayet:
"...Allah, hesabı pek çabuk görendir (Allahu serî'u'l-hisâb)." Âl-i İmrân Suresi, 19. Ayet:
"...Kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse, şüphesiz Allah hesabı çok çabuk görendir (fe innallahe serî'u'l-hisâb)." Mâide Suresi, 4. Ayet:
"...Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah'ın hesabı pek çabuktur (innallahe serî'u'l-hisâb)." Nûr Suresi, 39. Ayet:
"İnkâr edenlerin amelleri ise engin bir çöldeki serap gibidir. Susayan kimse onu su sanır. Oraya vardığında ise hiçbir şey bulamaz. Orada Allah'ı bulur, O da onun hesabını eksiksiz görür. Allah, hesabı pek çabuk görendir (vallahu serî'u'l-hisâb)." Alemlerde onun isminin faaliyetinin olmadığı hiçbir şey yoktur. Hesabı çabuk görmek suretiyle kişi daha dünya da iken yaptığı kötülüklerin karşılığını burada çeker ama mislini ise tevbe etmez ise ve halini düzeltemez ve bu aldığı cezaları görmezden gelir ise ozaman isyanı artacaktır ve ahiret hayatında ki o büyük cezaya çarptırılacaktır.
Kötü düşüncede aynı şekilde döner dolaşır sahibini bulur çünkü Allah sadece görünür olanın değil görünmez olanın da ilahı dır. Ondan gizlenecekte bir şey yoktur. Bu iman ehli olanlar için saadet iken Fasıklar ve günahkârlar için azap olmakta.
Bu dünya hayatında tattırılan azabın gayesi mutlak olaraktan onların içinde bulundukları gafletten uyanmaları için dir. Yani rahmeti gazabını geçmiştir. Bunu şu şekilde düşünebiliriz. Dişimiz çürümeye yüz tuttuğunda oraya bir ağrı sinyali iletilir ve ağrının amacı tedbir alıp o dişin tedavisini yapmaktır veya bakımını daha itinalı yapmak içindir. Eğer o ağrı uyarıcı olarak hiç verilmeyecek şekilde rabbimiz bu vücudu donatsaydı ozaman dişimiz çürüdüğünden habersiz olurduk ve teker teker haberimiz olmadan dişlerimizden olurduk.
Bunun gibi de Cenabı Hakk dünyada birtakım sıkıntılar verir ki tevbe edip halimizi düzeltelim diye. Bu rahmetinin bir icabıdır T.O.Muharrem Halil-İz.